Karısını yine pencerenin önünde oturmuş buluyor ve kendini beklediğini sanıyordu. Ama bilmiyordu ki, Vuslat bu bekleyişten çoktan vazgeçmişti. Artık hiçbir şeyi beklemiyor, sadece yılların verdiği bir alışkanlıkla, pencerelerinden ışık sızan evlere bakarak, böylesi evlerde yaşandığını sandığı mutlu hayatlara imreniyordu
Bu gidiş, (Meryem'in gidişi) Aziz Bey'in babasıyla kavgaları, dedesinin ölümü gibi olaylar sayılmazsa, hayatındaki ilk yıkımdır. Sonraki acıklı hadiseler bu ilk büyük halkaya eklenmiş ve böylece Aziz Bey'in hayatı kederli zamanlardan örülü upuzun bir zincir olmuştur.
Babasının evde olmadığı pazar sabahları annesine mirin kırın etmeye kalktığında, annesi hep “Sebat oğlum,” diyordu “sebat..” Etmeyecekti sebat mebat. Ama o burnu havada, dik başa, saçları ağarmış babadan harçlık istemek ağır geliyordu. Sebat etmese bile, sabırla çalışıyor, akşamları zor ediyordu.