Yeniden Shitao'dan alıntı yapacak olursak:
Resim mürekkebin kabul ediciliğinin sonucudur: Mürekkep fırçaya açıktır: Fırça ele açıktır: El kalbe açıktır: Tüm bunlar, yerin ürettiği her şeyin gökten türemesi gibidir: Her şey açıklığın, kabullenmenin sonucudur.
Suret nedir? Bir insan öldüğünde kendisini tanıyanlara bir boşluk, bir uzam bırakır: Bu uzamın sınırları vardır ve ardından yas tutulan her kişi için farklıdır. Bu sınırları olan uzam kişinin suretidir ve canlı bir portre yapmaya çalışan ressamın aradığı şeydir. Bir suret, geride görünmez biçimde bırakılan şeydir.
Görünenin raison d'etre'i gözdür; göz hayatın görünen biçimle rinin giderek daha karmaşık ve çeşitli hale gelmesi için yeterli ışığın olduğu yere evrildi ve gelişti. Örneğin vahşi çiçekler, görülmek için o renklerdedirler. Boş gökyüzünün mavi görünmesi, gözlerimizin yapısı ve güneş sisteminin doğası yüzündendir. Modelle ressam arasındaki işbirliğinin belirli bir ontolojik temeli vardır. 17. yüzyılda Wrocklau'da yaşamış bir tıp doktoru olan Silesius, görülen ile gör me arasındaki karşılıklı bağımlılık üzerine mistik bir şiir yazmış:
La rose qui contemple ton aeil de chair Afleuri de la sorte en Dieu dans l' eternel
Senin etten kemikten gözünü seyreden gül Böylece çiçek açtı sonsuzdaki Tanrı'da
Nasıl bu göründüğün gibi oldun? diye sorar ressam.
Ben olduğum gibiyim. Bekliyorum, diye cevap verir dağ, çocuk
ya da fare.
Neyi?
Seni, başka her şeyi terk edersen eğer.
Ne süreyle?
Ne kadar sürerse.
Hayatta başka şeyler de var.
Bul onları ve daha normal ol öyleyse.
Ya yapmazsam?
O zaman sana başka hiç kimseye vermediğimi veririm, ama bir
değeri yok, yalnızca senin faydasız sorunun cevabı.
Faydasız mı?
Ben neysem oyum.
Bundan fazla bir vaadin yok mu?
Yok. Sonsuza kadar bekleyebilirim.
Normal bir hayatım olsun isterdim.
Git normal bir hayat yaşa ve bana güvenme.
Ya güvenmek istersem?
Her şeyi unut ve bende - beni bul!
Bunun ardından gelen işbirliği çoğunlukla iyi niyet üzerine değil, daha ziyade arzu, öfke, korku, acıma ve özlem üzerine kurulur. Resim hakkındaki modem yanılsama (ki postmodernizm bunu düzeltmek için hiçbir şey yapmadı), ressamın bir yaratıcı olduğudur. Aslında ressam bir alıcıdır. Yaratma gibi görünen şey, aldığına bi çim verme fiilidir.