Yüreğimi bilgeliği bilmeye adadım, deliliği ve budalalığı bilmeye. Bunun da ruhuma sıkıntı verdiğini gördüm. Büyük bilgelikte keder olur ve bilgisini arttıran kederini de arttırır.
"İran'ın topraklarını kaybeden kim?"
Kendi sorusunu kendi cevapladı: "Kaçar."
"Fakirliği artıran halkı iki pula muhtaç bırakan?"
"Kaçar."
"Rus'u, İngiliz'i, Fransızı başımıza bela eden? "
"Kaçar."
"Devletin malını ağlara satan? Vergileri otuz iki kez arttıran? Ha bire yenilen her yenilgide bir imtiyaz daha veren?"
"Kaçar."
"Gözünüzü açın da görün, Azerbaycan bu savaşın tam ortasındadır. İngiltere ültimatom verir, Rusya asker çıkarır. Güney İngilizlerin, kuzey ruslarındır. Bunların hepsi..." Sırtını kamburlaştırdı. "Bir çocuğun sırtına kalır. " On bir yaşında tahta çıkan Ahmet Şah Kaçar'ı kastediyordu.
Üniversiteyi herkes bitirebilirdi ama Mirza Hanın'ın mağazalarını herkes çekip çeviremezdi, bunu ancak Settarhan yapabilirdi. O işinin başında dursundu, üniversitelerin hepsini başkaları okusundu.