Madalyonun İçi, Dr. Gülseren Budayıcıoğlu'nun okuduğum ilk kitabı oldu. Hastalarının sıkıntılarını, seanslar halinde anlattığı kitapta, bir doktor olmanın ötesinde yazar kimliği de çok ön plana çıkmış. Dili çok sade, anlaşılır, su gibi akıcı. Bitmesini istemediğim bir serüven oldu. 16 hikayenin anlatıldığı kitap, insanları yargılamadan önce neler yaşamış olabileceklerini daha iyi düşünmemiz gerektiğini öğretiyor. Birçok kişinin özendiği, toz pembe gibi görünen hayatların ardında aslında ne cehennemler yaşanmış, ne savaşlar verilmiş. Bazı yerlerde boğazımın düğümlendiği hissettim. Çevremdeki insanların farklı davranışlarının altında belki de psikolojik bir sorun yattığını düşünmeye başladım. Hastaları ile arasındaki diyalogları anlatırken aynı zamanda bir sürü de tıbbi bilgi paylaşıyor. Neredeyse tüm psikolojik sorunların kökeninde; sevgisizlik, ilgisizlik, hoşgörüsüzlük, otoriter baskı ve mükemmeliyetçilik gibi durumlar yatıyor. Hep derim huzuru mutluluğa tercih ederim. Yanlış kararlar mutlu edebiliyor ve genelde anlık olabiliyor. Ama iç huzur tüm anlık mutluluklara üstün geliyor. Ve kitap bir kez daha hatırlattı ki kalbin huzurlu ve kuş gibi hafif olması büyük servet. Çok şükür huzurluyum.