Hatice Akb

Hatice Akb
@haticeeakb
“kaçmak, tüm yaşamım boyunca asli fiilim, varlık alanım olmuştu. tüm kâinat, gelmiş geçmiş yaratılmışlar peşimde, ben hep soluk soluğa idim. koşanın, durmaksızın koşanın yeri neresiydi acaba? daha hızlandığı ve rahat koştuğu şu bayır mı, altında az soluklandığı şu çeşmenin kenarı mı, şu kutsal kâinat düzlüğü mü, neresi?”
Sayfa 51 - İletişim Yayınları
Edebiyat
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
(..) en çok insana yazık
“bu ölüm için yaşamaya, bu yaşamak için ölmeye yazık. mezarlıklara, servilere, süsenlere, nisan sonunda açan katırtırnaklarına, telaşlı karıncanın adımlarına yazık, mezar taşına konup da bağıran karganın sesine yazık, ölüme ağlayan şaire, yaşam var zanneden filozofun nefesine yazık, şen taklalarla ilk senelerinde koşup zıplayan, ağaçlara tırmanırken seyredilip seyredilmediğini kontrol eden kedinin tırnaklarına yazık, ağdaki balığa, lokantada onu bekleyen anguta, önce ön iki ayağını sonra arkadakileri ovuşturup bu hareketinden büyük kâr ve kisve uman karasineğe yazık, hortumunu sallayan koca file, sanatlı sıçrayışı ile dahi boşluğu dolduramayan yunusa yazık, grafon kâğıdından gelincik ve petunyalara, en pürüzsüz çakıl taşına, kum olmuş zavallıya, sağdan sağdan yürüyen eşeğin inadına, yol kenarlarındaki ısınmış dikenlere, kozalağın içindeki fıstığa, duvara yapışmış yosuna yazık, bu topu binyıllardır çevirip duran sema-i muğlâka, titreyen kanatlara, açılan göğe ve onun katmanlarına, havanın, suyun olduğu, olmadığı yerlere yazık.”
Sayfa 51 - İletişim Yayınları
Edebiyat
“beklemek, bir şeyin yoluna ve hâline girmesini beklemek. beklerken olacak olanın olması için gereken her türlü başka hâle geçişlere, kalışlara tahammül etmek ne zor şeydi. başı da, ortayı da, sonu da bilip beklemek ne tahammülü güç şeydi. tanrı’nın da yaptığı bu muydu? baş, orta, son belli, helâk kaçınılmaz (..)”
Sayfa 50 - İletişim Yayınları
Edebiyat
“gidilen yol ve sürülmüş yer ne kadar belli ise galibi o kadar çok ama gerçek talibi ve tozutulup bozulmuş izi bulup yeni iz meydana getirebilecek olan da o kadar azdı. bilinen yol, bilinen yere çıkarmıyordu. bilinen yola girmek, aslında herhangi bi’yolu ve keşfi önemsememekti. bilinen yol, yola bile çıkmamak, evde oturmaktı.”
Sayfa 48 - İletişim Yayınları
Edebiyat
“hayata hâlâ adapte olmaya çalışan ben, şimdi aslında yepyeniydim. yepyeni bir yenilgi ve mahcubiyetle, yepyeni bir yumrukla.”
Sayfa 34 - İletişim Yayınları
Edebiyat