Hatice Tunç

Hatice Tunç
@haticetunc
Edebiyat burada bize yardım edemez.
Gerçi Hermann Paviyonunda arkadaşımdan iki yüz metre uzaktaydım ama ondan tamamıyla ayrılmıştım ve bunca ay sonra ilk defa yeniden bir araya geleceğimiz anı büyük bir özlemle bekliyordum. Bu zaman zarfında Paul'un kafasından yoksun kalmıştım, başka başka yüzlerce, ortalaması son derece düşük çaplı kafa içinde boğulmama ramak kalmıştı, çünkü kendimizi aldatmayalım, çoğunlukla elimizin altında bulunan kafalar ilginç olmaktan uzaktır, zevksiz elbiselere sokulmuş çıtkırıldım bedenler üzerinde acınası ama ne yazık ki acımaya layık olmayan hayatlar sürdüren patates azmanlarından ne kadar hayır gelirse onlardan da o kadar gelir.
Sayfa 33·Kitabı okudu
Edebiyat
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Önceleri sadece deli olup da sonunda cinnetlik denen bu kişilerin ortak özelliğidir, ruh zenginliklerini dur durak bilmeden (kafalarından) kapı dışarı ederler ama eşzamanlı olarak kafalarındaki ruh zenginliği onların bunu (kafalarından) kapı dışarı ettikleri hızla çoğalır. Gitgide daha fazla ruh zenginliğini (kafalarından) kapı dışarı ederler, eşzamanlı olarak bu zenginlik çoğalır da çoğalır, tabii daha da göz korkutucu olup çıkar, sonunda ruh zenginliklerini (kafalarından) kapı dışarı etmekle başa çıkamaz olurlar ve kafa, içinde durmadan çoğalan, istiflenen bu ruh zenginliğini taşıyamaz olur ve patlar. İşte Paul'un kafası da Paul ruh zenginliğini (kafasından) kapı dışarı etmekle artık başa çıkamadığı için patlayıverdi. Nietzsche'nin kafası da bu yüzden patladı. Bütün deli düşünürlerin kafaları da sonuç olarak böyle patlamıştır, ruh zenginliklerini kapı dışarı etmekle başa çıkamadıkları noktada. Çünkü sonuç olarak, bu kafalarındaki ruh zenginliği kafaların sahiplerinin bu zenginliği (kafalarından) kapı dışarı edebildiklerinden çok daha büyük ve acımasız bir hızla, sürekli ve gerçekten ardı arkası kesilmeden çoğalır ve günün birinde kafalar patlar, ölürler. Paul'un kafası da günün birinde böyle patladı ve Paul öldü.
Sayfa 29·Kitabı okudu
Edebiyat
Bin dokuz yüz altmış yedi yılında Wilhelminenberg'e gelmeseydik, büyük olasılıkla böyle bir arkadaşlık perçinlenmesi olmayacaktı. Benim isteğim dışında yıllarca süren bir dostluk perhizinin ardından, oldukça karmaşık işleyen yani hiç mi hiç basit olmayan kafamın en delice zıpırlıklarını anlayan ve çevremdeki öteki kişiler bunu yapamaz, zaten yapmak da istemezlerken kendini kafamın en delice zıpırlıklarına teslim etme yürekliliğini gösteren gerçek bir dosta yeniden kavuşmuştum. Hani ne derler, bir konuya şöyle ucundan olsun dokunmaya göreyim, konu hemen o an tam ikimizin de kafasında gelişmesi gereken yönde gelişiverirdi, hem sadece onun ve benim en belli başlı ilgi alanımız olan müzikte de değil, her konuda. Ondan daha keskin bir gözlem yeteneği, daha büyük bir düşünce zenginliği olan kimseyi tanımadım hayatımda. Ne var ki Paul bu düşünce zenginliğini tıpkı parasal zenginliği gibi hiç durmaksızın, sürekli boşa harcadı ama parasal zenginliği çok geçmeden kesinlikle harcanıp bittiyse de, düşünce zenginliği gerçekten tükenecek gibi değildi; o dur durak bilmeden boşa harcayıp durdukça düşünce zenginliği (eşzamanlı olarak) ardı arkası kesilmeden çoğaldı, bundan ne kadar çoğunu (kafasından) kapı dışarı ettiyse, bu zenginlik o kadar daha büyüdü.
Sayfa 29·Kitabı okudu
Edebiyat

Hatice Tunç

, bir kitap okudu
7/10
·106 syf.·
2 saatte okudu
·
2023 19. kitabı
Sevgi Soysal
8/10 · 5,3bin okunma
"Hayat bir denizdir, yüzme bilmeyen boğulur." Kolay mı boğulmak? Boğulmak herkesin üstesinden gelebileceği bir şey değildir. Herkesin sadece bir kez boğulma hakkı vardır. Ya ben; boğul babam boğul, sonra yine de yaşamakta devam eder bul kendini. Tante Rosa kendi çapında olan her şeyi teptiğini, ama çapını aşmayı hiç ama hiç gerçekleştiremeyeceğini gerçekleştiremeyeceğini gerçekleştiremeyeceğini. Gülünç bir ihtilalim ben, kötü bir askerî cuntayım. Asker olmuş gülünç bir soytarı gibi gülünç bir başkaldırma. Gerillalarım var, ne onlar beni devirebiliyorlar, ne de ben onların kökünü kurutabiliyorum. Geçmişi düşünmek gibi güç, acısız. Tek aptallıklardır akılda kalan. Her insanın kendi aptallıkları, durmadan gülebilmesi için yeterli bir kaynaktır. Şu halde niçin acı çekmeli? Tante Rosa hiçbir zaman acı çekmedi denebilir. Ama yaşamak zorunda olmak, sürdürmek, israr etmek. Bu Tante Rosa demektir.
Sayfa 66·Kitabı okudu
Edebiyat