Hatice

Hatice
@hatietzschee
Elimdeki bu yaşamla ne yapacağım? Si je vis
İbrahim, Tanrı'nın kendine seslenişinden çok büyük bir fedakarlık isteyeceğini anlasa da (çünkü her seslenişi önemli bir olayı hazırlar), son ana dek Tanrı'nın kendi biricik oğ­lunu kurban etmesini talep edebileceğine inanmaz. işte bu noktada, Kierkegaard gene önemli bir soru ve yanıtını da getirir; "son anda oğlunu kurban etseydi, İbrahim neye inanacaktı? Ancak bu aşamada, İbrahim sadece anlamsızlığın (absurd) erdemine inanır; çünkü insani her türlü hesap ve yorum çoktan tükenmiştir."
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
"dünya, ayağımıza takılır. biz içimize düşeriz."
Derin bir yara iziniz varsa, o bir kapıdır; eski, çok eski bir öykünüz varsa, o da bir kapıdır. Gökyüzünü ve suyu tahammül edemeyeceğiniz kadar çok seversiniz, o bir kapıdır. Daha derin bir hayatı, makul bir hayatı özlüyorsanız, o da bir kapıdır.
Topraktan önce sular gelir (Tevrat, Tekvin bölümü). Sular her türlü varlığın mümkün olduğu bir rezervuardır. Bu nedenle, hem ölümü hem de doğuşu temsil eder. Bir geçiş­tir. Yeniden doğuşu simgeler (Nuh, vaftiz ya da ölüm sonrası yıkanma). Dinlerin çoğunda su, saflığı ve temizlenmeyi içerir. Günahlardan sıyrılmak yıkanmakla mümkündür. Formları yok eder ve her türlü yeni form sulardan koparak oluşur. Bu anlamda, özellikle tek tanrılı dinlerde su günahlardan sıyrılmayı, ilk insanın koşullarına dönmeyi simgeler. Hıristiyanlıktaki vaftiz yoluyla birey günahlarından yı­kanır ve böylece Tanrı'ya benzerliğini yeniden kazanır. Ayrıca, vaftiz çıplaklığı da ritüel ve metafizik bir anlam taşır; Danielou'ya göre Adem ve Havva cennetten atıldıklarında, çıplaklıklarının farkına vararak üstlerini kapatırlar, yani giyinirler; bu giysiler günahlarının ve bundan sonraki yozlaşmış insanlık koşullarının simgesidir. Vaftizle insanoğlu, İsa'nın sayesinde ilk idilik Ademlik koşullarına dönmeye hak kazanır, yani masumiyetine yeniden kavuşur.
Tanrıların olmadığı yerde din olabildiği gibi, dinin olmadığı yerde de "kutsallık" olabilir. Örneğin, ulusdevlet çağında, laik toplumda "kutsal", herkes için Tanrı'ya, ibadete ait bir kavram olmayabilir ama ulus-devletin sembolü olan "bayrak" kutsal bir nesnedir; kutsallığın temsillerinden bir tanesidir.