Puan vermedi·144 syf.·
2026 15. kitabı
Kitap, okurla doğrudan bir diyalog kurmaktan ziyade, kürsüden hitap ediyormuş gibi bir vaaz dili ile kaleme alınmış. Bu anlatım biçimi, mesajların öğretici ve nasihat edici bir tonda sunulmasına yol açmış. Eser, derinlikli bir akademik çalışma minvalinde bir metin arayan okurlar için beklentiyi tam olarak karşılayamayabilir. Daha ziyade gündelik yaşamdaki manevi durumlara karşı "ne yapabilirim?" sorusunun pratip cevaplarını bulabiliyorsunuz. Demem o ki; Kitap, iddiasız bir dille yazılmış, yer yer didaktik bir tona sahip, beklentisi yüksek olmayan okur için hatırlatıcı görevini gören bir kişisel gelişim/maneviyat denemesidir diyebilirim.
Din
Elimden Ne Gelir?Fatma Bayram · Ketebe Yayınevi · 2025434 okunma
Yol Uçuruma galebe çalar mı?
10/10
·103 syf.··
Beğendi
·
2025 1. kitabı
#Yoluçurumu @bir_aybüke_akgül'ün ilk eseri. Yola beraber çıktığımız kardeşlerimden. Bir bebeği bekler gibi bekledik Yol Uçurumu'nun gelişini. Daha müjdesi verilmeden çok sevmiştik onu. Edebiyatımızda kalıcı izler bırakacağına inandığım Yol Uçurumu ve onu takip edecek eserleriyle Aybüke Akgül'ün kaleminin münbit olması dileğiyle... Kelamullah'tan feyzlenen kelimeler, köklerden göklere uzanacak hikâyeler düşsün nasibine... 19 hikâyenin yer aldığı eserde ilk öykü Nahir'in Gözleri. O masalsı dokusuyla en etkilendiğim metinlerden biri. Satırlar boyu Nahiri yeşilin nasıl bir renk olabileceğini düşündüm. Rüyayla gerçeğin yer değiştirdiği, gözlerin bir insanın benliğinin en önemli parçası olduğunu anlatan hikâye, arayışlarımız üzerine de düşündürüyor. Bir ömür boyu aradığımız, gördüğümüz, bildiğimiz şey aslında "Bir ben var bende..." sözlerinin işaret ettiği gerçek olmasın? İki Çay, "Bazılarının kaderini bir veba, bir bulaşıcı hastalık gibi nefesinde taşıyıp başkalarına bulaştırdığını düşünüyorum." cümlesiyle başlıyor. Hayatımızdaki karmaşaların, çözüm bulamadığımız problemlerin kaynağını başkalarında değil kendimizde aramalıyız fikri üzerine kurgulanmış hikâye nasip, kısmet dediğimiz mevzuyu hatırlatıyor. Şans, baht, talih, uğursuzluk değildir bu, aslolan "Kader gayrete aşıktır." "Bereketi hep sonundaydı ama ben, son yudumu içemem, içemem o kadar." diyen bir adamın hikâyesi Son Yudumu İçemem hikâyesi. Hayatında yarıda bıraktığı ilişkileri, bir türlü itiraf edemediği gerçekleri bardağın sonunda biriktiriyor. Biriktirdiklerimiz kadarız sanki, bardağın dibindeki damlalar kadar. "Talihimiz yokluktan da nasibini almış, bitmesini istemezdik bir şeylerin." "Sadece bir kere çok yakınından geçtiler birbirlerinin. Hava güneşli değildi." Behzat ve Leman'ın kavuşamama hikâyesi Ufuk
Edebiyat
Yol UçurumuAybüke Akgül · Şule Yayınları · 202534 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·112 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
43 günde okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2026 17:26
Dokuzuncu Hariciye Koğuşu Üzerine Hatırlatıcı Bir İnceleme Bu roman, dışarıdan bakınca bir hastalık hikâyesi gibi görünür. Ama yıllar sonra dönüp düşündüğünde aslında sana şunu anlatacaktır: İnsan bazen bedenindeki acıyla değil, yalnızlığıyla büyür. Peyami Safa burada yalnızca hasta bir çocuğu anlatmaz; korkunun insanın zihnini nasıl kemirdiğini, gençliğin kırılganlığını ve insanın kendi içine kapanınca ne kadar derinleşebildiğini anlatır. Romanın adsız kahramanı bacağındaki hastalıkla mücadele ederken aslında hayatla pazarlık yapar. Ameliyat korkusu, yoksulluk, aşağılanma hissi, aşk ve gurur birbirine karışır. Bu yüzden kitap fiziksel bir hastalıktan çok ruhsal bir sıkışmışlık romanıdır. Kitabın en unutulmayan tarafı ise iç sesi olur. Kahraman sürekli düşünür, kurar, korkar, utanır, umut eder. Okurken bazen olaylardan çok onun zihninin içinde dolaştığını hissedersin. Hastane koridorları, doktorlar ve koğuşlar; yalnızca mekân değil, insanın çaresizliğinin sembolüne dönüşür. “Dokuzuncu Hariciye Koğuşu” bu yüzden bir hastane romanından çok bir iç dünya romanıdır. Bir diğer önemli nokta da şu olacaktır: Roman genç yaşta acıyla tanışmanın insanı erken olgunlaştırmasını anlatır. Kahraman çocuklukla yetişkinlik arasında sıkışmıştır. Ne tam çocuk olabilir ne de güçlü bir yetişkin. Bu yüzden kitapta sürekli bir eksiklik, mahcubiyet ve kendini kanıtlama arzusu hissedilir. Aşk tarafı ise çok sessiz ama çok yaralayıcıdır. Sevdiği kıza yaklaşırken bile kendini eksik hisseder. Hastalığı yalnız bedenini değil özgüvenini de sakatlar. Bu nedenle romandaki aşk, kavuşmaktan çok “layık hissedememe” duygusuyla hatırlanır. Yıllar sonra bu kitabı düşündüğünde aklında muhtemelen şu fikir kalacak: İnsan bazen en büyük savaşını kendi bedenine, korkularına ve yalnızlığına karşı verir. Ve
Dokuzuncu Hariciye KoğuşuPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 2025121bin okunma
Puan vermedi·173 syf.··
2026 1. kitabı
Dikkat Vefa İçerir bence sadece bir kitap değil resmen bir hatırlatıcı gibi Açıkçası başta vefa konusu biraz sıkıcı veya eski kafa gelmişti ama okudukça aslında ne kadar güncel bi mesele olduğunu anladım Günümüzde herkesin sadece kendini düşündüğü arkadaşlıkların bile menfaat üzerine kurulduğu bi ortamda yazar bize çok temel bi şeyi hatırlatıyor İnsan kalabilmek için değerlerimize sahip çıkmalıyız Kitapta en çok hoşuma giden şey yazarın bize ders verir gibi konuşmamasıydı Daha çok bi abiyle karşılıklı çay içip dertleşiyo gibi hissettim Özellikle vefanın sadece birine iyilik yapmak değil yapılan iyiliği hiç unutmamak olduğu vurgusu beni etkiledi Sosyal medyada bu kadar hızlı yaşadığımız bi dönemde durup birine gerçekten değer vermenin ne kadar kıymetli olduğunu farkettim Ve benim en çok sevdiğim kısım sevgili Yunus koşarın öğretici bi dil yerine samimi ve dertleşen bi üslup kullanmasıydı
Dikkat Vefa İçerirYunus Koşar · Mühür Kitaplığı · 202323 okunma
6/10
·96 syf.··
2026 15. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 15 Mayıs 2026 15:07
Çerezlik bir kitap, ufak bir hatırlatıcı. Peki kitap neyi hatırlatıyor diye soracak olursanız; insanın potansiyelini farketmesi gerektiğini, bugün aşılmaz olarak görünenlerin yarınlar için bir basamak olduğunu, var olmak için çoğunluğa uymaktansa kalbimizden geleni ve doğru olduğuna inandığımız, doğru olduğunu bildiğimiz şeyi yapmamız gerektiğini güzelce hatırlatmış. Sınırları kendimiz çizersek ancak yaşamış oluruz, sınırları başkalarını dinleyerek çizersek sadece var olmuş oluruz.
1000Kitap
Martı Jonathan LivingstonRichard Bach · Epsilon Yayınları · 201680,1bin okunma
~ Masalsı Bir Anlatımla Dokusu Hissedilen Bir Eser ~
8/10
·179 syf.·
2026 40. kitabı
Yazarın okuduğum ikinci eseri olan Beyaz Gemi, Kırgız halkının savaş yıllarındaki ruhsal çatışmaları ile geleneğin, kültürün modern yaşamla çatışmasını, yoksulluğu, yozlaşmayı, insanın doğayla ilişkisinin yazarın bu kez masalsı bir anlatımla sunduğu oldukça katmanlı bir romanı diyebilirim.. Roman isimsiz bir çocuk kahramanın gözünden anlatılsa da karakterler, hikaye ve anlatılmak istenenler dengeli bir dağılımla eşitlenerek romanın katmanlarını akıcı ve sade diliyle birlikte görünür hale getirmiş. Roman, anne ve babası tarafından terk edilmiş ve dedesi Momun'un yanında yaşayan bir çocuğun hikayesini anlatıyor. Doğada vakit geçiren, dedesinin gölün kenarında taşlarla çevirdiği gölette yüzen, uzakta bir gemide babasının olduğunu düşünerek dürbünle o gemiyi izleyen ve balık olup yüzerek yanına gittiğini hayal eden bir çocuk.. Yazarın onu anlattığı kısımlarda insanın doğayla olan ilişkisi ve masumiyeti çok iyi hissediliyor. Bu çocuk kahraman, köye gelen bir tüccarda bir çantayı çok beğeniyor. Okula başlayacağı için ihtiyacı olacağını düşünen dedesi çantayı satın alarak onu mutlu ediyor. Oldukça uzakta bulunan okula atıyla götürüp getirirken hikaye Momun dedeye odaklanarak ilerlemeye başlıyor. Romanın çok iyi düşünülmüş bir kurgusu var. Akıcılığının bir nedenini de, konusu, temaları ve sembollerinin düzenli ve çok iyi harmanlanmış şekilde ilerliyor olmasına bağlıyorum. Örneğin, romandaki ağırlıklı sembollerden biri Boynuzlu Geyik Ana efsanesi, Momun dedenin torununa anlattığı bir masal olarak aktarılırken, bu efsanenin Kırgız halkıyla ve yaşamlarıyla ilişkisi; diğer her bir sembolün karakterler gibi ana unsur olarak işlenmesi eseri etkileyici kılıyor. Çocuk kahramanın çantası, Beyaz Gemi, dürbün, Boynuzlu Geyik Ana, marallar, doğa, göl, orman gibi sembollerin her biri en az
Edebiyat
Beyaz GemiCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202387,4bin okunma