"Sizin zaman kavramınız düz bir hat üzerinde ilerleyen bir trene benzer, bizimki ise lokomotifi hareketsiz bir biçimde, saat yönünde dönen bir platform üzerinde yer alır.
Biz her zaman yolumuzun tümünü görebiliriz, çünkü o daima bizim altımızdadır ve dolayısıyla biz daima 'şimdi' zamanında bulunuruz. Bizim hareketimiz daima bilinen bir merkezin çevresinde vuku bulur.
Sizin yolunuz düz olduğundan ve ileri doğru gittiğinizden, şimdiki anı asla tam olarak deneyimlemezsiniz. Geriye bakar ve bulunmuş olduğunuz yeri görürsünüz. İleriye bakar ve nereye gittiğinizi görürsünüz. Asla OLMA halini, o tip bir varoluşu deneyimleyemezsiniz. Onun yerine, YAPMA halini, o tip bir varoluşu deneyimlersiniz. Bu sizin düşük titreşiminizin bir parçasıdır ve boyutunuz için uygundur."
BULUNDUĞUN YERİ gösteren kırmızı noktanın daima haritanın ortasında bulunduğunu ve yeni varoluşunun olaylarının o tek nokta çevresinde ileri geri hareket eder göründüğünü hatırlayan Mike;
"Bu sizin haritanızı açıklıyor" dedi. Sonra, bu bir insan haritasının tam zıddı diye düşündü.
"Doğru!" dedi Turuncu; "Sizin zaman çerçevenizde, harita bellidir ve insan ona göre ilerler. Çünkü siz zamanı ve realiteyi değişmez, insanı ise değişken olarak algılarsınız. Bizim titreşimimize ve zaman çerçevemize yaklaştıkça, insan varlığı değişmez ve harita veya realite değişken olur."
"Kabul etmeliyiz ki bu, vefat edene yönelik bir belek çalışması olduğu kadar, kendimize de yöneliktir, benmerkezci,bir anlamda kendimizi kurtarmaya, birinin gidişinden sonra hayatta kalışımızı anlamlandırmaya yönelik bir uğraştır.
Bizi çocuk olarak hatırlayan son kişi de gittiğinde hala var olduğumuz söylenebilir mi?"