...özellikle modernite ile birlikte kadın cinselliği etrafında kurulan anlamlar, "bakire/ anne/ fahişe" üçlemesini kadınların önüne bir model olarak koymuştur. Bu üçlemedeki fahişe, diğer iki kategorinin saygınlığının da garantisini
sağlar. Türkiye'deki durum da pek farklı sayılmaz: Kadınlar ya kendileri ya da çevreleri tarafından yapılan yatırımlarla bu üç kategori
arasından bir pozisyona yerleşiyor ve/veya yerleştiriliyorlar. "Fedakar anne", "iyi kadın" ya da "aile kızı" kavramları toplumun örmüş
olduğu ahlaki kodlar arasında saygın yerlere işaret ederken, "kötü kadın", "orospu" ya da "sokak kadını" toplumsal ahlak hiyerarşisinin en alt kademelerine kalıyor.
Biz namusumuzla topluma karışmak istediğimizde sistem sürekli bize geçmişimizi hatırlatı. Bizi "nereden geldiğinizi unutmayın" diye aşağıladılar ama, genelevlerden vergi toplamayı da bildiler.
Fahişelik ve tecavüz korkutması erkekleri hep güçlü kılar çünkü onlar psikolojik tepkilerimizden sosyal konumumuza, şiddeti çevreleyen tüm mitlere kadar fahişelerle ilgili her şeyi sıkı denetim altında tutarlar. Tecavüz kurbanları ve fahişeler onların yasalarıyla savunmasız hale getirilmişlerdir. Erkekler her ikisini de "kirletilmiş" olarak değerlendirirler.