Beklentilerimi Karşılamadı
Puan vermedi·172 syf.··
2025 2. kitabı
Birbirinden bağımsız 60 kişiye yöneltilen 10 sorunun cevaplarından oluşan bir kitap. Bu kişiler 25-60 yaş aralığında olup kendilerini eski müslüman, yeni dinsiz olarak niteliyor.Kitap ise bu on soruya verdikleri cevapları konu ediniyor. Kitabın sonunda cevaplardan ve istatistiklerden yola çıkarak editör arkadaş bir analizde de bulunmuş. Kitapta kendisine soru yöneltilenlerin bir çoğu ya ilahiyat mezunu yada imamhatip mezunu. Genele vurabileceğimiz şekliyle kitaptaki büyük çoğunluk dini uzantılı bir okuldan mezun. Kitabın ilk adını ve içeriğini duyunca bana vay be dedirten kısmı da buydu. İçerisinde öğretmen,imam, ilahiyat akademisyeninden tutun müftü kişiler de vardı. Aslında bu kitabı görünce heyecanlanmıştım. Çünkü burada sorulara verilen cevapları analiz edebilirsek aslında dinden kopuş eğilimine psikolojik bir bakışla bakıp bunu anlamlandırma ve bu eğilimin sebep-sonuç ilişkisini daha yakinen kavrama fırsatı bulacağımı düşünmüştüm. Ama kitabı okuyunca yanıldığımı anladım. Çünkü kitapta farklı kişiler de olsa hep konu edinilen kişilerde bir aydınlanma savaşcısı gibi bir hava var. Bu kitabın dini versiyonu yapılsa muhtemelen Allah'a hamdolsun bize o hidayeti nasip etti diyip atomu bölermişcesine bir hava verilip de dünyayı aydınalatıp kurtaracak o seçilmiş nefer gibi takılma içgüdüsü yada kibrine çok çok daha az rastlayacaktık. Aslında kitaptaki ortak nokta hepsinin kendisini bu tarzda gereksiz kasması. Sen bir lafız ile yapılabilecek bir iş yaptın.(İnanmıyorum demek dinden çıkmak için kafidir) Öyle aydınlık savaşçısı rolüne bürünmeye gerek yok. Ayrıca dinden çıkış için sunulan kendilerince sebeblerin bir çoğu kendilerinin yaptığı bir niyet okumasından ibaret. Kimisi gelir bana göre Muhammed rakip kabilesi olan Ümeyye kabilesine galip gelmek için peygamberlik
Dip DalgaHamdi Tayfur · Ankara Okuru Yayınları · 202346 okunma
Puan vermedi·212 syf.··
2025 52. kitabı
Bu kitabın incelemesi olarak Bektaşi tekkelerini ve Buradaki yozlaşmayı anlatmak istedim ki diğer çeşitli dergah tekkelerdeki bozulmalar buna mukayese edilsin. Bektaşilik Bektâşî deyince iki dürlü insan anlaşılır: Birincisi, hakîkî, doğru Bektâşî olup, hâcı Bektâş-ı Velî hazretlerinin gösterdiği hak yolunda giden temiz müslimânlardır. Bektâşîlerin ikincisi, sahte, yalancı Bektâşîlerdir. Bunlar, bozuk yolda olan hurûfîlerdir. Eskiden Bektâşî denilen kimselerin çoğu bunlardı. Zemânla azaldılar, yok oldular. Şimdi Türkiyede sahte, bozuk bektâşî yokdur. Sahte bektâşîler, müslimânlar arasında râhat yaşamak ve inançlarını saklayarak, gençleri aldatabilmek için, bu kıymetli ismi maske olarak kullanmışlardı. Böyle, çeşidli kıymetli ismler altında saklanan dinsizler az değildir. Bu inancın kökenini Moğol istilasından kaçarak Anadolu'ya gelen ve Bektaşi tekkelerine sığınan Hurufiler oluşturur. Meselâ, (Melâmî) ismi böyledir. Hiç ibâdet yapmayan, her çeşid günâhı, kötülüğü işliyen, islâmiyyete uymayan sapıklar, kendilerine melâmî dediler. Hâlbuki melâmî, beş vakt nemâz gibi farzları câmi’de kılıp, harâmlardan kaçınan, nâfile ve sünnetleri evinde gizli kılıp, şöhretden sakınan temiz kimse demekdir. Tokadlı İshak efendi (Kâşif-ül-esrâr) kitâbında diyor ki: Müslimânları aldatmak için kendilerine kıymetli bir ism takan yalancılardan biri de, Bektâşî tarîkati adı altında toplanan hurûfîlerdi. Hurûfîlik, bir mezheb değildir. Bir tarîkatdir. Bu bozuk tarîkatde bulunanlar, önceleri iç yüzlerini saklıyorlardı. [1288] hicrî yılında, maskelerini kaldırmağa başladılar. (Câvidân) adındaki gizli kitâblarını ortaya çıkardılar. Bu kitâbları altı formadır. Bir formasını hurûfîliğin kurucusu olan Fadlullah bin Ebî Muhammed Tebrîzî, fârisî dili ile yazmış, beş formasını da, bunun talebesinden
Kadınlar TekkesiRefik Halid Karay · Çağlayan Yayınevi · 1956216 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·160 syf.··
2025 65. kitabı
Bir fırtınaya yakalanmadan önce havanın yavaş yavaş kötüye gittiğini, belki öncesinde günlük güneşlik bir hava varken yavaş yavaş rüzgarın çıkmaya başladığını sonra güneşin kara bulutlar tarafından örtüldüğünü görürüz. Gökyüzü gri bir ton haline gelir sonra ilk damlalar düşmeye başlar. Rüzgarla karışık bu yağmurlar, rüzgarın şiddetini artırmasıyla fırtına evrilir . Bir süre sonra fırtına diner, gri, kara bulutlar dağılır ve toprağın (tabii etrafınızda varsa) mis kokusuyla birlikte güneş tekrar ışımaya ısıtmaya devam eder. Jamal. Asıl adı Cemal. Bir fırtına sonrası kendine güneş yaratmış ve sokaklara, özgürlüğün olduğunu düşündüğü sokaklara inmiştir. Lüks içindeki yaşamını da, okulunu da terk etmiş; kimsesizlerle, ayyaşlar, pezevenkler, bedenlerini satanlar, hırsızlar, dilencilerle birlikte yaşamaya başlamıştır. İsmini Cemal'den Jamal'a trajik bir nedenden ötürü değiştirir. Biz Jamal'ın yaşadığı fırtınayı daha sonra kendisinden dinleyeceğiz ama Jamal ile birlikte içine girdiğimiz fırtınaya bakalım. Tıpkı bu doğa olayının başlangıcı gibi ya da mevsimden mevsime geçişte yaşadığımız ruh hali gibi bu kitap. Önce Yazar Selo'nun da dediği gibi "Sokak özgürlüktür, Özgürlük sokaktır." diye Jamal ile birlikte sokak sokak gezip, abilerin en abisi Halil abi ile (Halil abi bir köpektir burada ve onun da ismi trajik bir nedene dayanır) çöpleri karıştırıp ekmeğimizin peşine düşelim. Bu kısım kitabın en eğlenceli, en neşeli, esprilerin, benzetmelerin gırla olduğu bölümdür ve Selo hem güldürüp hem düşündürür bu bölümde. Hava güneşlidir. henüz bulutlar nerede bilinmez ama kaçınılmaz olan gelecek olmalarıdır. Sokak, içinde barındırdığı, kuytu köşeyi barınak edinmiş insanların gözünden anlatılır bize. Buradaki karakterler minnoş bir duyguyla iyinin de iyisi aslında gibi gösterilmez
JamalSelahattin Demirtaş · Dipnot Yayınları · 2025884 okunma
10/10
·430 syf.··
Beğendi
·
2025 2. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 29 Ocak 2025 22:40
Afganistan’da Çocuk olmak, Genç olmak, Kadın olmak ve Anne olmak… Öncelikle söze; insan ve kadın kavramlarının hiçe sayıldığı topraklarda tüm kötü, baskın, cahil ve gaddar güçlere karşı dimdik duran gururlu ve fıtratından çok daha güçlü davranmayı öğrenmiş kadınlara selam, saygı ve hayranlığımı ileterek başlamak istiyorum. Benim, bizim kadar şanslı olmayan Meryem, Leyla, Çiti ve Hasene’lerin yaşadığı bu gerçek olaylara, Afganistan’a bir pencere açtı Khaled Hosseini. Bir kadın olarak yazılanları okumak, düşünmek ve canlandırmak bile çok zordu. Sayfaları hangi ara çevirdim bilmiyorum, ama aynı tümseklere takılmış aynı kıtlıkta sancı çekmiş gibi hissediyorum.. Yazarın dili ve anlatım biçimi bildiğimiz üzere yalın, açıklayıcı ve zengin. Ayrıca yazarımız sanki bahsedilen odada, yolculuk yapılırken arka koltukta ya da akan ırmağın kenarında gibi. Büyüleyici bir gerçekliğin içindeydim. Kitapta beni sona kadar iten güç; herhangi bir umudun yeşereceği, Afganistan’a bahar geleceği beklentisiydi. 1963’te Meryem ile başladık acı serüvene. Gayrimeşru bir çocuk olan Meryem annesini terk edip babasını seçtiğinde başlıyor yolculuğu. Çocuk gelin oluyor ve kitabın bundan sonrası işkence. Onlarla aynı sokakta yaşayan minik kız Leyla ile kuma olacağından habersiz defalarca düşük yaptığı çocukları için ağır şiddetler görüyor. Leylanın yetiştirilme biçimi Meryem’den çok farklı olsa da; kader onlara aynı yolun yoldaşı olacak kadar eşit davranıyor. Büyük dünya güçlerinin yönettiği iç savaş, Afganistan’ı kendi kendini yok eden, tüketen, yaralayan, gerileten bir mekanizmaya çeviriyor. Kah Sovyetler, kah mücahitler ve sonra Taliban. Afganistan’a bahar gelir mi, meçhul. Kadınların konuşamadığı, giyinemediği, yürüyemediği, tedavi edilmediği, dövüldüğü, aç bırakıldığı, öldürüldüğü
İnsan Hakları
Bin Muhteşem GüneşKhaled Hosseini · Everest Yayınları · 2026119,6bin okunma
Salkım Sokak No:3
8/10
·336 syf.··
2024 4. kitabı
İzmir’de göçmenlerin yoğun olduğu bir sokağa yerleşmişlerdi, daha gelir gelmez komşularının sıcak karşılamalarıyla kucakladılar şehri. Ailenin büyük oğlunun anlatımıyla tanıyacaksınız karakterleri. Kâh gülümseyerek kâh hüngür hüngür ağlayarak bir solukta okunacak bir kitap #tavsiye Oradan oraya göçmek zorunda kalan polis bir aile sonunda aradıklarını salkım sokakta buldular galiba Komşularıyla iç içe geçerken oğulları da komşu çocuklarla adeta kardeş oldular Beraber büyüdüler, beraber sevindiler, en büyük acıları da berber yüklendiler… 🪻Barışın mümkün, ayrı dinlerin kardeşliğinin bir zamanlar yaşanmış bir gerçek olduğunu bilmekten üzülürmüş …. 🪻Neredeyse bütün hayatı kendisine sorulmadan alınan kararlara uymakla geçen bu yaşlı kadın hüzünlü yalnızlığının kararsız ve ürkek kalbinin farkına varmamız o yaşta mümkün değildi elbette 🪻Hava keskin bir kömür kokusuyla dolar Kapanırdı daha gün batmadan kapılar Hülyasındaki geniş aydınlığa gülen Gözlerin, dişlerin ve akpak gerdanınla Eviniz kutu gibi küçücük bir evdi Sarmaşıklarla dolu balkonu örtük bir evdi Altın bileziklerle dolu bileklerin Açılırdı rüzgârda kısa eteklerin Hatırada kalan şeyler değişmez zamanla Ne vefalı komşumuzdun sen Fahriye Abla 🪻Konya’dan bile daha memleket oldu artık bana burası bir gün köye döneriz diyordum ama yok burada yaşar gideriz inşallah derdi babam. Şakir dede de dönüş yok Üsküp’e bitti artık oralar derdi… kimsenin gitmeye bir yerlere dönmeye niyeti yoktu bu yüzden bizden de onlar gibi kalmamızı beklediler ilk başta . 🪻Ama hayat tam da bu değil mi nefes alıyorsun ciğerin yanıyor sonra alisiyorsun bu yangına 🪻Hayat o özlediğin zamanda takılı kalsaydı sadece anı olurdu, biz ona hayat demezdik . 🪻O kadar üzüldüm ki senden sonra mutlu olursam sevdiğimi sevdiğime söylersem o da beni
1000Kitap
Salkım Sokak No:3İclal Aydın · Artemis Yayınları · 02,543 okunma
8/10
·356 syf.··
2024 30. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 01 Temmuz 2024 19:03
#Okudum #KitapYorum #Uçuş345 #CenkKayakuş #KanonYayınları #Roman #356Sayfa #Kitabaaşıkokumayasevdalı Merhaba arkadaşlar, Bugün sizlere Kanon Yayınları'ndan çıkan, Cenk Kayakuş'a ait "UÇUŞ 345" isimli romanla geldim. Daha önce yazarın "KAYIP KITA" isimli romanını okumuş, incelemesini yapmıştım. Efendim; Cenk Kayakuş bu romanıyla da okuru sayfalara sıkı sıkıya bağlıyor. Elimden düşüremedim. İnanın mutfağa gidip su içmeye erindim. Zaten romanın beşinci basım olması da ayrıcalıklı, çok okununan kitaplar arasına girdiğinin göstergesi. İlk sayfalardan itibaren gizemli bir kara deliğe girmiş oluyorsunuz. Atmosfer değişip birden yerçekimi dışında kalıyorsunuz. Hani "Ayaklarımı yerden kesti, afet bir şey" dediğiniz nesne, canlı her ne için atfedilmiş olursa olsun, eğer bir kitap kendi coğrafyasını size geçiririyor ve o iklime adapte ettiriyor ve bağımlılık yaşatıyorsa; işte egemenliğini ilan edip bayrağını da dalgalandırmış, kalenizi de fethetmiş demektir. Bunu başaran yazarlara helâl olsun. Yazım dili zaten kankanızla muhabbettesiniz kıvamında. Samimi, içten, harbi, zekice, planlı ve üstün çıkarımlı. Kurnazca, dahice. Tabi bu kurnazlık iş bilirliliğin adı. Cenk Kayakuş tarihsel olayları günümüze bağlamayı seven bir yazar. Okurun nabzını biliyor. Nokta atışlar hükmünde. 🩷 Diğer kitaplarını da okumayı düşünüyorum. "UÇUŞ 345" gerçek bir uçak kazasının tarihi bir kaç olayla ilişkilendirilerek yazarın düşünce ve hayâl dünyasıyla harmanlanarak ortaya çıkmış bir eseri. Yazarın tüm romanlarında baş karekter Hakan Geda. Benim hipotezime göre de yazarın ta kendisi. Hakan Geda bir arkeolog. Ayrıca bir asker, gözü pek de biri. Tarih bilgisi olan cesur bir yürek. Yazarın tüm kitapları birbirinden bağımsız. Dilendiği gibi herhangi birinden başlanabilir. Ufak tefek göndermeler bulunsa
Uçuş 345Cenk Kayakuş · Kanon Kitap · 201811 okunma