Eve

Ümit mi? Ümit en son kötülüktür!
Puan vermedi·415 syf.··
2023 24. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 05 Ağustos 2023 05:59
Açıkçası uzun aradan sonra zevkle okuduğum bir kitaptı. Psikanaliz ve psikanalizin doğumundan bahsediyor. Irvin D. Yalom Nietzschenin hayatını yarı kurgusal bir şekilde bizlere ulaştırır. Her ne kadar felsefe kitabı gibi görünse de aslında pek de öyle değildir, ama zaman zaman cümleleri beni düşündürdü. Ruhsal bunalımların, zihinsel acıların, varoluş sancılarının ve baskıların tedavi yöntemini de bize aktarıyor. Karakterlerden bahsedip özet geçeceğim. Josef Breuer - zengin ve ün sahibi doktor ayrıca evli ve 5 çocuğu vardır. Friedrich Wilhelm Nietzsche - migren hastalığı vardır ve hayatını yalnız geçirmek ister. Sigmund Freud - Breur'in yakın dostudur ve başarılı bir öğrencidir. Lou Andreas Salomé - güzel ve kendinden emin olan bir kadındır. Nietzsche ile bir birlikteliği olmuştur. Paul - Lou Salomé ile ilişkisi vardır. Bertha - Dr. Breur'in hastası. Lou Salomé dr. Breur ile görüşerek Nietzsche'nin ümitsizliğini ondan gizleyerek tedavi etmesini istiyor ve Breuer ise böyle bir güzellik karşısında istese de onu reddedemiyor ve kabul ediyor. Dr. Breur Paul, Lou Salomé ve Nietzsche arasındaki aşk üçgenini "baca temizleme" tedavisi ile anlatmasını gizliden gizliye ister. Yakınlık gösterip Nietzsche'yi etkiler fakat Nietzsche insanlar ile bu tarz iletişimlere katiyen girmediği için bu tedavi işe yaramaz. Breuer de farklı bir çözüm yolu bulur. Ümitsizliği olan Nietzsche'nin rolünü alarak Nietzsche'den onu tedavi etmesini ister. Bu şekilde Dr. Breur ve Nietzsche birbirlerinin doktorları olarak bir tedavi sürecine girer. Aralarındaki bu konuşmalar çok değerli ve özenli. Bu iki isim aslında gerçekte asla karşılaşmamıştır. Yalnızca kitaptaki karakterlerin yaşadığı olaylar gerçektir. Kitabın sonu gerçekten bir sonuca vardı ve bu gerçek bir tedavi olarak kullanılacak duruma geldi.
Felsefe-Düşünce
Nietzsche AğladığındaIrvin D. Yalom · Ayrıntı Yayınları · 202469,9bin okunma
Reklam
Herkes hak ettiği hayatı yaşar sanırım
Puan vermedi·145 syf.··
2023 23. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 28 Temmuz 2023 16:57
Servet-i Fünun'un kurucularından ve Tanzimat edebiyatının son romancılarından Nabizade Nazım' ın ilk ve tek romanı Zehra.. Genel konusunu spoiler vermeden ele alacak olursam kıskançlık, intikam ve pişmanlık hakkındadır. Her bir karakterin özel durumu ve kendi çapında sorunları vardır ama aslında her şey birbirine bağlı gelişmektedir. Kitabın başrolü olan Zehra kıskanç bir yapıdadır ama babasının yanında çalışan Suphi ile karşılaşınca bu durum biraz törpülenir ve güzel bir ilişkiye başlarlar ta ki evlerinde ki Sırrı Cemal adlı cariye ile Suphi arasında yaşanılan olaylara kadar. Suphi sadece bunlarla da kalmadı. Zehra bu durumda tabii ki sessiz kalamazdı ve işte burada olaylar gelişti. Kendi yorumumu katacak olursam aslında bir ilişkiye başlandığında karşıdaki kişi için kendimizi bu kadar feda etmemeliyiz çünkü ne kadar sevsek de bir gün aldatılıyoruz ve yalnız bırakılıyoruz. İntikam almaya çalışmanın da tamamen kendimizi mahvetmekten başka bir işe yaramayacağını düşünüyorum. Bizim için kılını kıpırdatmayan insanlardan bir beklentimizin olmaması gerekir. Kitabın sonunda da anlaşılır aslında ne demek istediğim, okuyanlar anladı bile.. Akıcı bir kitap olsa da acı tarafları okumak zordu ama bu romanın bana bir şeyler kattığını belirtmeliyim, okunmasını da tavsiye ediyorum :)
Edebiyat
ZehraNabizade Nazım · Kum Saati Yayınları · 201115,3bin okunma
Sana Gül Bahçesi Vadetmedim
Puan vermedi·293 syf.··
2023 15. kitabı
·
32 günde okudu
·
Okunma: 19 Nisan 2023 03:20
Kitap, yeni başladığım zamanda ve bitirdiğim zamanda her ne kadar güzel ilişkiler içerisinde olsak da hiçbir zaman bizlere gül bahçesi vadetmeyecektir ve bizim de bunu bilmemiz gerektiğini düşündürür. Bu romanı okumam da yazarın kendi hayatından esinlenerek yazması etkili oldu. Deborah adında genç bir kızın dış dünyada yaşadığı olaylar ve kendi iç dünyasında yaşadığı olaylar ile birlikte iki dünya arasında kalıyor. Bu durum yüzünden akıl hastanesine yatmak zorunda kalıyor. Dış dünyada yaşadığı sorunlar yüzünden kendi iç dünyasında yr adında bir yerde tanrıları ile vakit geçiriyor ve oraya bağlanıyor. Uzun bir hipokondria (hastalık kuruntusu) hikâyesi ve tümörü var. Ailesi ona her ne kadar yardımcı olmuş olsa da bir süre sonra ailesi de tükeniyor. Diğer kardeşi ile olan ilişkisinde de herkesin etkilendiğini görüyoruz. Kardeşi de ondan normal bir abla olmasını isterdi örneğin (erkek arkadaşları olsun, makyaj yapıp süslensin isterdim, demiştir.) Akıl hastanesinde Furi adında bir doktoru tanır ve ona içini açar. Kitabın sonlarına doğru gelirsek her kusurlu olan insanın ya da kendini kusurlu sanan insanın bir süre sonra kendini bu şekilde kabullenerek yaşamını sürdürmeye devam etmesini yani bir kabulleniş durumunun söz konusu olduğunu anlıyoruz. Son olarak bu kitabı okuduğum zamanda aklımdan Girl, interrupted filminin sahneleri, karakterleri ve olay örgüsü geçti. Sana gül bahçesi vadetmedim romanının film uyarlaması gibi. Örnek olarak filmde Susanna ve Lisa ikilisi akıl hastanesinden kaçıyor, kitapta ise Deborah ve Carla kaçıyor. Susanna ve Deborah baş karakterler ve ikisi de birbirine çok benziyor. Kitabın bir kısmında Deborah'ın akıl hastanesinde yaşadığı deneyimleri anlatıyor, filmde ise Susanna'ın aynı deneyimleri yaşadığını gördüm. Okunmaya değer bir kitap olduğunu
Roman
Sana Gül Bahçesi VadetmedimJoanne Greenberg · Metis Yayınları · 202119,3bin okunma