Gönül bağı kurmak mesele,
Gözlerini ayırmadan, anlayışla,
Sevgiyle yaklaşabilmek, sadakatle bağlanabilmek.
Sorgusuz sualsiz sevmekten bahsediyorum.
Bakın denemesi bedava..
Umarım gerçekten bunu denemek isteyen kalpler,
Denk gelirler birbirlerine.
Aksi halde hayattan soğutur,
Kaybolursun, ve bu hiç adil değil.
✍️
Yaşamda güvenceli bir işim, anlaşık bir eşim, kendilerini utanmadan özleyebileceğim bir ana babam olmasını çok isterdim. Ne yazık hepsinden yoksunum . . . "
Başkalarının kararlarıyla yaşanmış bir hayatın hiçbir anlamı yoktur. Hayat kısa...
Kendi kararlarını veremeden ölmek düşüncesi insanı hayattan soğutur ya da insana cesaret verir. Lakin bu iki düşünce de uç sınırda hissedilir. İnsan ilk olarak kendini bir birey olarak sayarsa hayatın gerçeklerinin farkına varabilir. Haklarının olduğunu, hayatının kendine ait olduğunu, başkalarının ne dediğinin hiçbir önemi olmadığının, herkesin sadece kendinden ve kararlarından sorumlu olduğunun farkına varırsa insan, bunu akıl edebilir, düşünebilirse işte o zaman hayat bir anlam kazanmaya başlar.
Bunun dışında okul, çalışma, evlilik, çocuk, emeklilik, yaşlılık döngüsünde süren bir hayatın sıradanlığı, kalıplığı insanı esir alır ve sadece bu döngüde olmak için olmuş olan bir hayatın bana kalırsa hiçbir anlamı yoktur. Çünkü nereye bakarsak bu döngüye kapılmış insanlar görmek mümkündür. Farklı insanlar, aynı hayatlar. Bu döngünün dışına çıkan insanlara ise farklı bakılır, belki de ayıplanır. Buna insanlar karar verir; bu döngüye, ahlaka, kurallara… Halbuki kimse kimseye uymak zorunda değil, kimseyi dinlemek zorunda değil. Tabii bu kurallara, adil bir yaşam biçimi için verilmiş kurallar dahil değil; gerçi bu adil yaşam kurallarına da insanlar karar verir…
Lev Tolstoy’un Anna Karenina adlı 8 bölümden oluşmaktadır. Eser sadece yasak bir aşk hikayesinden bahsetmiyor. Kitap hem burada bize Rus toplumunun o dönemdeki bireysel özgürlüğün, ahlâkî değerlerin