Bazen şöyle bir düşünüyorum da; hiç yaşamamış gibiyim. Hiç bir insana gülmemiş, hiç gönül almamış, hiç kırmamış kırılmamış, sevmemiş sevilmemiş gibi. Oysa en alasını yaptım hepsinin.
İçindeki bütün yıkıntılara bütün kederlere rağmen başını yere eğmek istemiyordu. Matemini ortaya vurmadan tek başına yüklenecek ve yeni bir hayata doğru yürüyecekti.
Göğsünün içinde, bu asırlık ağacın kabuğu gibi yarıklar bulunduğunu sandı ve gırtlağına kadar bir ateşin çıktığını hissetti. Aman Yarabbi, ne kadar yalnızdı.
"Hayatını zehir edecek kadar çok çalışmana ne gerek var?" Şu cümleyi patronların, yöneticilerin, şeflerin, idarecilerin, ağaların, babaların.. anlaması hayatımızı nasıl da güzelleştirebilirdi kim bilir? :)