sahibinin en mahrem dostu olan, bileğinde nabzının atışına arkadaşlık
eden, göğsünün üstünde bütün heyecanlarını paylaşan, hulâsa onun hararetiyle ısınan ve onu uzviyetinde benimseyen, yahut masasının üstünde, gün dediğimiz zaman bütününü onunla beraber bütün olup bittisiyle yaşayan saat, ister istemez sahibine temessül eder, onun gibi yaşamağa ve düşünmeğe alışır.
tarihi dikkatle incelersek, bir düşüncenin daima daha önce dile getirilmiş başka düşünceler temelinde ortaya çıktığını görürüz. ama bir kez ortaya çıktı mı, kaçınılmaz olarak bunun karşıtı bir düşünce de ortaya çıkar. böylece iki karşıt düşünüş biçimi arasında gerilim oluşur. ve bu gerilim her iyi yaklaşımın en iyi yanlarını alan üçüncü bir düşüncenin gelişmesiyle giderilebilir. Hegel bunu diyalektik gelişme olarak adlandırmıştır.