Güneş

Tarihçinin yazgısı insan doğasının bir yansıyışıdır. İnsan, belki ilk çocukluğu ve yaşlılığının sonu dışında, çevresiyle büsbütün ilişkili ve ko­şulsuz olarak onun etkisi altında değildir. Öte yandan, hiç­bir zaman da çevresinden tümüyle bağımsız ve onun kayıt­sız şartsız efendisi de değildir. İnsanın çevresiyle ilişkisi ta­rihçinin konusuyla olan ilişkisidir. Tarihçi olgulanrının ne aciz bir kölesi ne de zalim bir efendisidir. Tarihçiyle olgula­rı arasındaki ilişki bir eşitlik, bir alışveriş ilişkisidir. Düşü­nür ve yazarken bir an durup da "Ben ne yapıyorum?" so­rusunu kendisine soran her tarihçinin bildiği gibi, tarihçi aralıksız bir biçimde olgularını yorumuna, yorumunu da olgularına göre kalıplandırma süreci içindedir. Bunlardan birine öncelik vermek imkansızdır.
Tarih
Reklam
Tarihçinin, ol­gularına saygı gösterme ödevi olguların doğru olmasını sağlama yükümlülüğüyle bitmez. Üzerinde çalıştığı konuy­la ve önerdiği yorumla şu ya da bu anlamda ilgili, bilinen ya da bilinebilecek bütün olguları işin içine katmaya çalış­malıdır.
Tarih
Tarih Üzerinden Postmodernizme Gönderme Olarak Kullanmalıyız Bunu;
Bir dağ, farklı görüş açılarundan farklı biçimlerdeymiş gibi gözükü­yor diye, bundan o dağın nesnel olarak hiçbir biçimi yoktur ya da biçimleri sınırsızdır sonucu çıkartılamaz. Tarihin ku­rulmasında yorum vazgeçilmez bir rol oynadığından ve va­rolan hiçbir yorum bütünüyle nesnel olmadığı için her yo­rumun bir öteki kadar iyi olduğu ve ilkece tarih olgularının aslında nesnel yoruma elverişli olmadığı sonucu da çıkmaz.
Tarihçinin tarihi yapmadaki rolü üstünde ısrar edilmesi, aklî sonucuna ka­dar götürülürse, her türlü nesnel tarihi imkansız kılar: Bu­na göre tarih tarihçinin yaptığı şeydir.
Felsefe
Keşke Ülkemizdeki Sözde Tarihçi Yığını da Bunu Anlasa!
Tarihçinin görevi geçmi­şi sevmek ya da kendisini geçmişten kurtarmak değil, bu­günü anlamanın anahtarı olarak onun üstünde çalışmak ve anlamaktır.
Edebiyat
Reklam