Pavlus'un bir îcâdı olan Hristiyanlık, vahyi önce Tanrının kendini Hz.İsa'da ve Hz.İsa olarak göstermesi şeklinde tağyir ve tahrif ettikten sonra,bu vahyin "kutsal ruh" aracılığıyla kesintisiz bir şekilde devam ettiği ve bunun merciinin de Kilise ve Kiliseyi temsil eden Papa olduğu varsayımı üzerine kurulan Katolik sistemin sorunların çözümünün değil kaynağı olduğunun farkedilmesi ile birlikte,vahyi Papa'nın tasarrufundan çıkarmanın bir yolu olarak,Hz.İsa sonrasını değil, bütün bir tarihi vahyin bir vasıtası ve vasatı olarak kavrayarak, bunun üzerinden,sadece Hz.İsa ve Kiliseyi değil ,olup biten herşeyi Tanrının kendisini göstermesi olarak sunmak ve bunu da aleme içkin bir Tanrının eylemi olarak görmek , Hegel'in ve dolayısıyla Tarihselciliğin işi olarak tebarüz etmiştir.