."..Savoyların ilk doktoru olan Giacomo Albini, saygın kişilerin midelerinin kıymetli, arıtılmış ve işlenmiş besinlere; köylülerin midelerinin ise zevki tatmin etmek yerine açlığı bastıracak kaba ve ağır yiyeceklere uygun olduğunu kesin bir biçimde ifade etmiştir."
Buyük filozoflar şairler ve yazarlar, sanatçılar yazmışlar kitap üzerine;
Örnek Franz Kafka! Büyük yazar.
"Kitaplardan ibaretim ve başka bir şey olamam, olmak istemem de demiş."
Çok büyük ve yüce bir tutku degil mi?
Goethe de şöyle demiş.
"İki ömrüm olsun isterdim.Biri yaşamak için diğeri okumak için.
Burdaki şu teslimiyete bakar mısınız?
..
Bunları okurken bende şuraya nacizane kitaplarımı anlatıvereyim dedim.
...
Ktapla ve okumalarımla ilişkim farklı zaman ve mekanlara dayalı bir şekilde ilerliyor.
...
Şöyle ki, kitaplarım;
-Sabahın aydınlığında güzel bir kahvaltı yaparken; çay bardağının yanında yerini hemen alıverir.
Öglen balkonda kahvemi yudumlarken zaten benimledir.
Kahvem kitabıma eşlik etmeyi sever.En çok da çalışma masasında ve uzandığım kanapede olmayı seviyorlar, Ha birde yatarken.
Bir yerlere giderken hiç yanlız birakmazlar beni, mesela dağınık bir çantanın içine sığınıverirler hemen.
Gittigim kafede en iyi yeri seçerler aydınlık ve sessiz tarafı.Ona göre seçim yapılır.
Birde faniler gibi fotoğraf çektirmeyi ve beni gururlandırmayı severler.
Ama satır aralarında da fazla medyatik olmanın pek iyi olmadığını da fısıldarlar.
Onların bana ulaşma yolları ise bazı şeylere ve kaidelere bağlıdır.
Diyelim sevdigim, hayranı olduğum yazarları takip sirasında ulaşırlar bana.
Gazete ekleri yada edebiyat dergileri tanıtırlar onu bana, gözüme ilişir merak ederim, bazende kapak resmine vurulurum
Arkadaş ve dostlarla sohbetteyken bir yazar veya bir kitap ismi duyar, arastırırım, yada sevdiğim bir okurun önerilerine kulak kabartırım.