Yağmurcuk Kuşu Yaşar Kemal'in Kimsecik serisinin ilk kitabı. 1961 yılında ilk basımı yapılan bir otobiyografi gibi düşünebileceğimiz eseri. Yaşar Kemalin kendi öyküsünü yazmak istediği ama buna dünya ömrünün yetmediğini dinlemiştim zülfü livaneli in bir ropörtajında bu eserini okuyunca aslında yazmış diye düşündüm. Ben incelememde kitabın son sayfasını kapattığımda bana yaşattığı hisleri karakterlerin üzerimde bıraktığı izlenimleri yazmak istedim. Her zaman yaşar Kemal üzerine kendimce hakkıyla bir inceleme yapmak istedim ama cesaret edemedim açıkçası. Bu ilk denemem olsun
Kitap baştan aşağıya korku... Sevgi, şefkat, öfke, neşe, aşk, dağlar, otlar, kartallar, çocuklar, kadınlar, adamlar herşey korku.
İsmail ağa: Mert, dürüst, çocuk kalpli, dost, çalışkan, baştan ayağa sevgi ile yoğrulmuş. Sevgisi ile salmanı bulutlara çıkaran baba. Mustafası olunca bilmeden gözlerini salmana kapatması ile o bulutlardan salmanı bırakması iki suçundan biri bence. İkinci suçu iyi insan olmak. İnsanları seven, sevgi dolu güven dolu insan olmak. O kayalıklarda, kalede sessizce bilmediği dilde türküler mırıldanarak, onu korumak için tüm dünyaya meydan okuyabilecek salmanın günün birinde ecelin olacağını bilerek mi bekledin. Yoksa korkun en sevdiğinin Mustafanın elinden alınarak cezalandırılmak olacağımıydı. Ah İsmail Ağa seni salman öldürmedi ki seni kalbindeki ışığı saçabileceğini düşündüğün kapkara yürekli köylün, para mal mülk gözünü nürüyen ağalar beyler salmanın eline verdikleri hançerle öldürdüler. Sen sevginin çalışkanlığın dürüstlüğün karanlığı aydınlatacağını zannettin ama yanıldın. İsmail ağalar hep yanılır zaten...
Salman: köklerinden koparılmış yollara atılmış dünü yarını olmayan herşeyden kaçarken bir çalı dibinde salt sevgiye yakalanan salman... Korkuların,