Hatice doğuç

Hatice doğuç
Puan vermedi·272 syf.·
2021 54. kitabı
Plansız yapılan eylemler gibi plansız okunan kitaplar da daima daha keyifli oluyor. Hüznün Fiziği hakiki bir roman. Esere ilk başladığımda, ağır olduğunu düşündüm ama yazarın üslubu çok farklı olmasına rağmen oldukça akıcıydı. Mizahi bir üslubu var. Daha önce okuduğum hiçbir yazarla ya da herhangi bir eserle kıyaslayamam. Şimdiye kadar Bulgar edebiyatından bir eser okuma fırsatım olmamıştı. Günlük hayatımda Bulgarlarla istemsizce haşır neşir olduğum halde Bulgar edebiyatına hiç bulaşmamış olmam tuhaf. Açıkcası Bulgaristan'ın Georgi Gospodinov gibi bir kaleme sahip olması bile beni çok şaşırttı. Gospodinov ile Bulgar edebiyatı benim için önemli bir yere sahip oldu. Eserde, bir çocuğun gözünden 1970'ler ve sonrasının Bulgaristan'ını okuyorsunuz. Bazen dedesinin anılarına ortak oluyor, bazen de babasının... Yeri geliyor insanların anılarını topluyor. Miitolojiden örnekler de var ve anlatırken empati duygusunu okuyucuya aşılıyor. Minotor ve onun karanlık labirentinden bahsederken aslında romanın kendisinin okuyucu için labirent olduğunu fark ediyorsunuz. Empati duygusunun yoğun olması eseri daha etkileyici kılıyor. Okurken durgun bir havası var gibi hissetseniz de aslında tam tersi okuyucuyu nefes nefese bırakıyor ve birçok duyguyu aynı anda hissettiriyor. Zamana yayarak okunduğunda daha çok keyif alıyorsunuz. Konudan konuya geçerken okuyucuyu asla rahatsız etmiyor, ilginiz dağılmıyor. Sıra dışı eserleri sevenlerin keyifle okuyacağını düşünüyorum. Keyifli okumalar dilerim. :)
Edebiyat
Hüznün FiziğiGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 20171,480 okunma
Hatice doğuç
Bu kitabın bana gelmesi de plansız oldu.Kitap konusu gibi daliveriyor bizim zamanımıza da.Gercekten de böylesi dediğiniz gibi pek keyifli oluyor.Yorumunuzu çok beğendim.Yeni başladım. O metaforlara girmeyi çok seveceğim galiba.
Reklam
korkunun kitabı
10/10
·443 syf.·
2021 16. kitabı
Yağmurcuk Kuşu Yaşar Kemal'in Kimsecik serisinin ilk kitabı. 1961 yılında ilk basımı yapılan bir otobiyografi gibi düşünebileceğimiz eseri. Yaşar Kemalin kendi öyküsünü yazmak istediği ama buna dünya ömrünün yetmediğini dinlemiştim zülfü livaneli in bir ropörtajında bu eserini okuyunca aslında yazmış diye düşündüm. Ben incelememde kitabın son sayfasını kapattığımda bana yaşattığı hisleri karakterlerin üzerimde bıraktığı izlenimleri yazmak istedim. Her zaman yaşar Kemal üzerine kendimce hakkıyla bir inceleme yapmak istedim ama cesaret edemedim açıkçası. Bu ilk denemem olsun Kitap baştan aşağıya korku... Sevgi, şefkat, öfke, neşe, aşk, dağlar, otlar, kartallar, çocuklar, kadınlar, adamlar herşey korku. İsmail ağa: Mert, dürüst, çocuk kalpli, dost, çalışkan, baştan ayağa sevgi ile yoğrulmuş. Sevgisi ile salmanı bulutlara çıkaran baba. Mustafası olunca bilmeden gözlerini salmana kapatması ile o bulutlardan salmanı bırakması iki suçundan biri bence. İkinci suçu iyi insan olmak. İnsanları seven, sevgi dolu güven dolu insan olmak. O kayalıklarda, kalede sessizce bilmediği dilde türküler mırıldanarak, onu korumak için tüm dünyaya meydan okuyabilecek salmanın günün birinde ecelin olacağını bilerek mi bekledin. Yoksa korkun en sevdiğinin Mustafanın elinden alınarak cezalandırılmak olacağımıydı. Ah İsmail Ağa seni salman öldürmedi ki seni kalbindeki ışığı saçabileceğini düşündüğün kapkara yürekli köylün, para mal mülk gözünü nürüyen ağalar beyler salmanın eline verdikleri hançerle öldürdüler. Sen sevginin çalışkanlığın dürüstlüğün karanlığı aydınlatacağını zannettin ama yanıldın. İsmail ağalar hep yanılır zaten... Salman: köklerinden koparılmış yollara atılmış dünü yarını olmayan herşeyden kaçarken bir çalı dibinde salt sevgiye yakalanan salman... Korkuların,
Yağmurcuk KuşuYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 20131,265 okunma
Hatice doğuç
Ne kadar güzel ne kadar hüzünlü bir yorum.kitaba sanki bir cevap olmuş bu anlattıklarınız.Tebrik ediyorum sizi.
karamazov kardeşler pide salonu
10/10
·1025 syf.··
Beğendi
·
2021 18. kitabı
Karamazovlar’ı Dostoyevski’nin zirvesine hatta cahilliğimden cüret alarak edebiyat tarihinin zirvesine koyarak başlamak istiyorum. Bu noktada Suç ve Ceza’yı öne atarak itiraz edenler olacaktır ki bana kalırsa bu iddiada bulunanlar henüz Karamazovlar’ı okumayanlardır. Ecinniler de Raskolnikov karakterini şöyle böyle içinde barındırdığından Suç ve Ceza’dan daha dolu bir kitaptır. Ama hepsinin üstüne, Dostoyevski’yi bugüne taşımış ve yarınlara taşıyacak olan bu bin sayfalık dev eseri koymak gerekir. Ömrünün son yılları hariç neredeyse hiçbir zaman iki yakasını bir araya getiremeyen Dostoyevski, Ecinniler’i planladığı dönemde, bir arkadaşına,”geçim derdim olmasa ben de Turgenyev, Tolstoy, Gonçarov gibi yüzyıllar sonra bile hatırlanacak eserler yazabilirdim, onlar benden çok mu yetenekli sanki!”diye yazmıştır. Suç ve Ceza’yla çok büyük bir ün yakalamıştı ama gel gelelim ardından gelen Budala kimsenin ilgisini çekmedi. Hatta, iyi ki varlar dediği eleştirmenler bile aşk romanı görünümlü bu kitabı görmezden geldiler. Ardından Ecinniler’in yayınlanmasıyla, Dostoyevski; düşmüş, yeteceğini kaybetmiş, zırvalayan bir yazar olarak ilan edildi. O dönem Rusya, Turgenyev’le büyüleniyordu ve dönemi karikatürize edip hepsiyle açık açık dalga geçen bu kitap kimsenin hoşuna gitmemişti. Hakkında idam kararı verilmiş, kürek cezasına çarptırılmış bu düzen karşıtı adam ne ara Çar yanlısı ( bizim deyimimizle “çomar”) oluvermişti!! Yavaş yavaş iki yakası bir araya gelen Dostoyevski, en büyük eseri “Karamazov” için çalışmaya başladı. Karakteri kesinleştirmek için dönemin ünlü yazarlarının sığındığı manastırlara bile gitti. Üç yıl süren çalışmanın ardından, Dostoyevski hak ettiği üne kavuşmuş oldu. Karamazov’lar onu zirveye taşımıştı. Belki de en nefret ettiği insan olan Turgenyev’den daha
Karamazov KardeşlerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202545,3bin okunma
Hatice doğuç
Romanının üzerinden bir yazar bu kadar iyi anlatılabilirdi.Müthiş bir roman ve yazar tahliliydi.Çok begendim gercekten.Cok ta faydalandim.Emeginize sağlık.
Puan vermedi·312 syf.··
Beğendi
·
2021 35. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 23 Nisan 2021 05:26
Siz de sevdiğiniz yazarların, özellikle de aramızdan ayrılmış olanların, külliyatları bitmesin diye kitaplarını yavaş yavaş okur musunuz? Benim için bu yazarlardan biri Tahsin Yücel. 2016 yılında vefat eden yazarımızın, pek çok farklı yönüyle edebiyatımızda unutulmaz bir iz bıraktığı su götürmez bir gerçek. Tahsin Yücel’in o kimselere benzemeyen Türkçesi’yle yarattığı roman kahramanlarını düşününce aklıma, tutkularının etkisiyle ruhlarında yaşadıkları fırtınalarda savrulan ama dışarıya da hiçbir şey belli etmemek için çabalayan karakterler geliyor. Kumru ile Kumru romanının kahramanı genç kadının da çocukluğundan itibaren hayatı boyunca nasıl benzer bir ruh halinin içinde savrulduğunu görüyoruz. Her şeyi bilen Tanrı anlatıcının gözünden anlatılan romanda ruhsal çatışmaların toplumsal yaptırımlarla perçinlendiği bir kayboluş hikayesine tanıklık ediyoruz. Kumru’nun hayatı baştan bir ikilemle başlıyor (söylemem, sürpriz ) ve ben aslında o ilk ikilemin etkilerini biraz daha fazla görmek isterdim ama romanın esas derdi, toplumun ikiyüzlü yapısıyla sınıf atlama çarklarının eziciliğini göstermek olduğu için bu muradıma pek eremedim Bir yandan yazarın kaleminden beklemediğim kadar sert sahnelerin de, sözlerin de çıktığını görmek şaşırttı beni, öte yandan karakterin ruh halini ilmek ilmek örmesine mest oldum. Şaşırtıcı, etkileyici; muazzam bir Türkçe ile yazılmış bir roman okumak isterseniz Tahsin Yücel gibi usta bir kalemden çıkan bu eser listenizde olsun. Sırası geldiğinde sakin, acelesiz bir ruh haliyle okumanızı öneririm.
1000Kitap
Kumru ile KumruTahsin Yücel · Can Yayınları · 20181,919 okunma
Hatice doğuç
Çok güzel bir yorum olmuş.Yazarın bıyık şoylencesi kitabında da ben aynı şeyleri hissettim.O da harikaydı.Tahsin Yücel benim içın çok farklı.