-"Böyle bir dünyada dürüst olmak budala olmaktır."
...
-Dostoyevski 1868 tarihinde bitirdiği Budala romanı için ;Niyetim bütünüyle güzel bir insanı anlatmaktır; derken, aynı zamanda da romanının zengin bir konusu olmadığını, düşündüklerinin onda birini bile dile getiremediğini söylemiş.
...
Biraz kafası karışmış bence.
Zaten bu kafa karışıklığını romanın sonunda kendisi de itiraf ediyor.
...
Ayrıca ; Strakhov' a yazdığı bir mektubunda da şöyle yazıyor; "Romandaki çoğu şey aceleyle yazılmış, çok fazla dağınık ve iyi sonuçlanmadı, ama bazıları iyi çıktı.Romanın arkasında değilim ama fikrin arkasındayım."
...
Kendisi kitabını bu kadar eksik bulmasına ragmen; Dostoyevski: Çağının Bir Yazarı adlı kitabı yazan Joseph Frank ise bu roman için ;Dostoyevski' nin tüm önemli yapıtlarının en kişiseli, onun en mahrem, aziz ve kutsal inançlarını somutlaştırdığı kitap; olarak tanımlıyor.
...
-Kitaba bu açıdan bakarsak Budala yani Prens Mışkin'i Dostoyevski' nin inançlarını dile getiren bir kahraman hatta peygamber gibi biri olarak görürüz.
...
-Inançlı bir ortodoks olan Prens Mışkin o derece inançlıdır ki katololikliği bile inançsızlık olarak kabul eder.Onun yaradılışı olan iyilik, sabır ve merhamet yazar için iyi bir hristiyanlıkla ölçülebilir sadece.
..
-Bir o kadar merhametlidir Prens Mışkin.
...
Bu konuda Sigmund Freud, Dostyoveski için şöyle demiş;
"Dostoyevski’de acı; bir temizlenmenin, bir arınmanın kaynağıdır. İnsan acı çekerek, özellikle de başkaları için acı çekerek arınır, temizlenir. Çektiği acı ne kadar büyük olursa, arınma da o kadar derin olur."
...
Freud'un bu görüşü sanırım Prens Mışkin' in karakterinde can bulmuş.
...
-Rus aristokrasinin riyakarlığını, inançsızlığını, ikiyüzlülüğünü gösteren diğer karakterleride, bir mesih kadar iyi olan prensin etrafina dizmiş bir