Hatice doğuç

Hatice doğuç
7/10
·594 syf.··
Beğendi
·
2022 104. kitabı
Cevdet Bey ve Oğulları; Orhan Pamuk'un ilk kitabı 22 yaşındaymış yazar bu romanına başladığında. O yaşta böyle bir romanı yazmak olağanüstü bir şey. Roman bir aile ve nesiller romanı.Türkiye'nin o dönemlerdeki panoramik bir görüntüsünü sunuyor bize. ... Karakterlerin olayları algılayış biçimleri, anlam arayışları, yaşamlarının farklılaşması ve toplum düzenindeki olumlu yada olumsuz değişimlerin romana tamamıyla yansıdığını görebiliriz. ... Bir "çağ romanı" olan Cevdet Bey ve Oğulları romanında; Cevdet Bey, oğul Refik Bey, Torun Ahmet Işıkçı ailenin üç neslini temsil eden karakterler. Bu üç roman kahramanının yaşadıkları dönem itibariyle yetişme koşulları, dünya görüşleri, hayattan beklentileri, evlilik, sosyal statü ve siyasi düşünceleri birbirlerinden oldukça farklı olmasına rağmen her üçünün de yalnızlık, mutlu olmakla olmamak, aile sevgisiyle onlara duyulan hosnutsuzluk ile topluma ve aileye yabancılık duygularının etkisi altında olduklarını görürüz. Aynı çevrede olan ama bu burjuvazi aileye ait olmayan diğer kahramanlarında bu degişim sancılarından nasıl etkilendiği de kıyaslama yapmak bakımından romanda yer verilmiş. Kitapta bu etkilerle devamlı mücadele eden karakterler uyumsuzlukları nedeniyle, devamlı olarak kendilerine sorular sormakta ama bu soruları bir türlü cevaplayamamaktadırlar. Sanki tüm nesile yapışmış bir lanet gibi bu sorular.Cevapsız hep. ... "Yazarın son sözü " bolümünü okuyunca nasıl desem bir cevap bulabildim kendimce. Harikaydı. Zaten Orhan Pamuk okumak bambaşka.
Cevdet Bey ve OğullarıOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 20247bin okunma
Reklam
Puan vermedi
-"Biz bakmadan sağ ve sola Düşman girdi İstanbul'a Vatan'ı sattık bir pula Ne utanmaz köpekleriz." diyen Namık Kemal' i anlatıyor yazar Hıfzı Topuz. ... Bir solukta okudum, hemen arkasından Nazım' ı anlatan kitap da okundu tabii. Gerçekten yazar o kadar sade ve akıcı anlatmış ki.Adeta kaydı gitti sayfalar. Derin bir araştırmanın sonucuydu okuduklarım. ... Vatan Şarkısı, Vatan Kasidesi, Vatan Türküsü, Vatan Manzumesi gibi vatan şiirleriyle milli duyguları coşturduğunu,çok iyi bildiğimiz İntibah, Cezmi gibi romanları ile de toplumu etkileleyerek, özgürlük ve vatan aşkını aşıladığını çok önceden biliyorduk. ... Ama; Namik Kemal' i bu kitapla daha yakından tanıma fırsatı buldum. Mektuplar, anılar ve dostlarının anlattığı hatıraları ile harmanlanan vatan şairinin yaşam ve özgürlük uğruna yaptığı mücadeleyi ögrendim. ... Çok etkileyici, çok akıcı sıcacık bir kitaptı.Yazarın bütün kitapları gibi.
Vatanı Sattık Bir PulaHıfzı Topuz · Remzi Kitabevi · 2013234 okunma
Puan vermedi·312 syf.··
Beğendi
·
2022 44. kitabı
Cumhuriyetin ilk yıllarında Atatürk’e yapılan ve İzmir Suikasti olarak tarihe geçen olayların perde arkasındaki karakterlerin gözünden anlatılmış tarihi bir dönem romanı Kurt Kanunu. ... Kitabı okumadan önce bu konuda araştırılma yapılması bence kitabın daha iyi bir çerçevede değerlendirilmesini sağlayabilir. .. Romanda; Cumhuriyetin ilanından sonra bu yapılanmaya uyum sağlayamayan ve dışlanan İttihatçılar; osmanlı zamanındaki güçlerini sürdürmek istemişler, ilk fırsatta da Atatürk' ün demokrasi adına hayata geçirdiği çok partili süreçte Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasını kuruvermişlerdir. ... Fakat bu demokratik atılımı içlerine sindirememişler, alıştıkları düzenden kopamamışlar.Bu romanda açıkça gözüküyor. Romandaki Kara Kemal' in de dediği şu söz bu durumu açıkça ortaya koymuş. “Bir türlü, komitacılıktan kurtulup devlet adamı olamadınız, bu yüzden koca Osmanlıyı on yılda batırdınız” ... Bir yanda partileşme diğer yanda cumhuriyet sisteminin devrimlerini hazmedememiş olanların yaptıgı gerçek bir suikastti anlatıyor Kemal Tahir. ... Tabii ki her görüşten farklı bir şekilde olayı anlatıyor. ... Ittihatçilerin ve eski komitacıların gözünden okuyorsunuz olanları. ... Harika bir dönem kitabı. Ama Kemal Tahir in Esir Şehrin İnsanları üçlemesini daha çok sevmiştim ben.
Kurt KanunuKemal Tahir · İthaki Yayınları · 20166,5bin okunma
8/10
·779 syf.··
Beğendi
·
2022 43. kitabı
-"Böyle bir dünyada dürüst olmak budala olmaktır." ... -Dostoyevski 1868 tarihinde bitirdiği Budala romanı için ;Niyetim bütünüyle güzel bir insanı anlatmaktır; derken, aynı zamanda da romanının zengin bir konusu olmadığını, düşündüklerinin onda birini bile dile getiremediğini söylemiş. ... Biraz kafası karışmış bence. Zaten bu kafa karışıklığını romanın sonunda kendisi de itiraf ediyor. ... Ayrıca ; Strakhov' a yazdığı bir mektubunda da şöyle yazıyor; "Romandaki çoğu şey aceleyle yazılmış, çok fazla dağınık ve iyi sonuçlanmadı, ama bazıları iyi çıktı.Romanın arkasında değilim ama fikrin arkasındayım." ... Kendisi kitabını bu kadar eksik bulmasına ragmen; Dostoyevski: Çağının Bir Yazarı adlı kitabı yazan Joseph Frank ise bu roman için ;Dostoyevski' nin tüm önemli yapıtlarının en kişiseli, onun en mahrem, aziz ve kutsal inançlarını somutlaştırdığı kitap; olarak tanımlıyor. ... -Kitaba bu açıdan bakarsak Budala yani Prens Mışkin'i Dostoyevski' nin inançlarını dile getiren bir kahraman hatta peygamber gibi biri olarak görürüz. ... -Inançlı bir ortodoks olan Prens Mışkin o derece inançlıdır ki katololikliği bile inançsızlık olarak kabul eder.Onun yaradılışı olan iyilik, sabır ve merhamet yazar için iyi bir hristiyanlıkla ölçülebilir sadece. .. -Bir o kadar merhametlidir Prens Mışkin. ... Bu konuda Sigmund Freud, Dostyoveski için şöyle demiş; "Dostoyevski’de acı; bir temizlenmenin, bir arınmanın kaynağıdır. İnsan acı çekerek, özellikle de başkaları için acı çekerek arınır, temizlenir. Çektiği acı ne kadar büyük olursa, arınma da o kadar derin olur." ... Freud'un bu görüşü sanırım Prens Mışkin' in karakterinde can bulmuş. ... -Rus aristokrasinin riyakarlığını, inançsızlığını, ikiyüzlülüğünü gösteren diğer karakterleride, bir mesih kadar iyi olan prensin etrafina dizmiş bir
BudalaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201231,5bin okunma
Puan vermedi
Üç kuşağın, üç kadının anlatıldığı bir aile öyküsü Ruhlar Evi.Kitabın  arka planında bir ülkenin sosyo-politik değişimine, muhafazakarlar ve sosyalistler arasında tırmanan gerilime ve askeri darbeyle başa geçen kanlı diktatörün yaptıkları zalimliklere  tanıklık ediyoruz. ... Yazar Isabel Allende, bizzat yaşamış bu olanları. O yüzden çok etkileyici ve bir o kadar sarsıcıydı o döneme tanıklık etmek. ... Büyülü gerçeklikle yazılmış aynı zamanda. Ortaya da harika bir roman çıkmış. Ben çok ama çok sevdim. Ülke tarihini anlatan böyle romanlar beni daha fazla etkiliyor.Bu dönemi anlatan belgesel ve filmler de harika. Yazar ülkesinden ayrılmak zorunda kalmış.Seçimle işbaşına gelen başkan Allende' nin yeğeni olması daha da bir beslemiş romanı. ... Allende' nin yaşananlarla ilgili aşağıdaki sözleri çok hoşuma gitti. Diyor ki; "Ne zaman dara düştüğümü hissetsem dedemin sözleri aklıma gelir. ‘Çoğu kez, insanların pek çoğu korkuyu senden daha fazla hisseder.’ Korktuğumuzda olabilecek en kötü şey ne olabilir ki? Ölmek mi? Peki, zaten hepimiz bir gün ölmeyecek miyiz? Neticede o da olacak, yani bunda korkulacak ne var?”
Edebiyat
Ruhlar EviIsabel Allende · Can Yayınları · 20221,609 okunma
Reklam