Toplumsal tabakalasma gitgide derinlesti ve 1923'te cumhuriyetin kurulmasinin ardindan yeni özellikler kazandi. Esasen Rum ve Ermenilerden olusan ve Osmanli imparatorlugu'nda orta sinifi teskil eden iki milyonun üzerinde kentli ve köylü Hristiyan azinhk mensubunun mülkleri devletin eline geçti ve Balkanlardan ve Yunan adalarindan gelen Türk muhacirlere dagitildi. Bu mülklerin önemli bir kism1, farkl zamanlarda, mahalli esraf ve Kurtulus Savasi'na aktif olarak katilan kimi gruplar tarafindan, tapu sistemindeki yetersizlikler istismar edilerek uygunsuz yollarla ele geçirildi. 1926'da isviçre Medeni Kanunu'nun kabul edilmesi, durumu daha da kötülestirdi. Çünkü yeni kanun Türkiye'de olmayan özel tapu kadastro islemlerine dayaniyordu. Böylece, cumhuriyetin getirdigi degisikliklerle, yeni aileler ekonomik üstünlük kazandi ve anlasilabilir bir sekilde atesli milliyetçi ve CHP'li oldular. Gerek bu tip mülklerin ele geçirilmesi gerekse azinhklarn Türkiye'yi terk etmesiyle birlikte ortaya çikan ekonomik ve ticari firsatlar sayesinde bir milli orta sinif olustu.
Seyh Gâlib merhûm da Hüsn ü Ask eserindeki bir beyitte söyle söyler: yarattığı
varliklara acıyıp da, nimetlerine karsi sükür ve hamd etmekten âciz kaldığını i'tirâf etmeye imkân veren Allah'a hamdederim."
Insanlar yasamlari için bir amaç ve rehberlik pesindeler. Aksi takdirde ortalik tercihlere gark olur. Insanlar sorularina cevap da ariyorlar. Aksi takdirde, güvensizlik egemen olur. Din bu insanlarin ihtiyaç duyduklar rehberlik ve cevaplari verir. Ateist ve agnostikler bu basit kesinligi veremezler.