Hangi düzeyde olursa olsun, Batılı liderlerin söylemlerinde insan haklarına yapılan göndermeler hızla arttıkça, bazılarının korkusu insan haklarının gereç haline getirilmesi, kudretli ülkelerin Güney'in daha zayıf ülkelerinin siyasal, ekonomik ve kültürel yaşamına müdahale için bahaneye dönüştürülmesi. Bu eleştiri düzeyi insan haklarının varlığını inkar etmenin yollarını aramakta.
"İnsan hakları da Batılı emperyalistlerin hangi hakların 'evrensel' olması gerektiğine ilişkin kendilerine özgü, çok özel ve yerel fikirleri, başkalarının inançlarını ve geleneklerini tamamen hiçe sayarak kabul ettirmeleri için dev bir kandırmacadan ibarettir."
Sayfa 26 - kültürel kritik, Yugoslavya Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi
Bentham'a göre gerçek haklar yasal haklardı ve hakları yaratıp bu hakların sınırlarını belirlemek de doğal hakları savunanların değil yasa koyucuların işiydi. Bentham'ın görüşüne göre, yönetimin doğal haklar tarafından sınırlandırıldığını ileri sürmek bela aramak, hatta anarşiyi davet etmekle aynıydı.
Lübnan'ı ve başka yerleri yakından gözlemlediğim için, cemaatçiliğin demokrasinin gelişmesini hiç de kolaylaştırmadığına-aslında sadece ürkek bir örtmece bu-tanıklık edebilirim. Cemaatçilik yurttaşlık düşüncesinin bile yadsınmasıdır ve böyle bir temel üstüne uygar bir siyasal sistem inşa edilemez. Bir ulusu oluşturan çeşitli ögeleri, bir yandan her yurttaşın temsil edildiğini hissetmesi için incelikli, esnek ve örtük biçimde göz önünde bulundurmak ne kadar önemliyse; ulusu kalıcı biçimde düşman aşiretlere bölen bir kota sistemi kurmak da o kadar zararlı, hatta yıkıcıdır.