Puan vermedi
Mastar veya isim formunda Kur’an-ı Kerîm’de yetmiş kadar ayette geçen “Kur’an” kelimesinin hangi dilden ve hangi kökten olduğu konusunda âlimler tarafından bir mutabakat sağlanmış değildir. Resulullah’a nazil olan vahyin “Kur’an” kelimesi ile isimlendirilmesi yedinci yüzyıl Arap dili geleneğine pek uygun düşmeyen bir isimlendirmedir, şeklindeki bir düşünceyi İslam âlimleri ve müsteşriklerin kelimeye biçmiş oldukları anlamların çeşitliliği de güçlendirmektedir. Nitekim Arap edebiyatçısı Câhiz(ö.255/869) konuyla ilgili şu ifadelere yer vermektedir:” Allah kendi kitabını hem genelde hem de özelde Arapların kendi kelamlarını adlandırma tarzına aykırı biçimde isimlendirmiştir. Araplar şiirlerinin bütününü ‘dîvan’ diye nitelendirirken, Allah bir bütün olarak vahyi ‘Kur’an’ diye isimlendirmiştir. Araplar şiirlerin bölümlerini ‘kasîde’ diye nitelendirirken, Allah Kur’an’ın bölümlerini ‘sûre’ diye isimlendirmiştir. Araplar şiirlerinin daha küçük bölümlerini ‘beyt’ diye nitelendirirken, Allah küçük vahiy birimlerini ‘ayet’ diye isimlendirmiştir. Araplar şiirlerindeki mısra sonlarını ‘kâfiye’ diye nitelendirirken, Allah ayet sonlarındaki kelimeler ve harfleri ‘fâsıla’ diye isimlendirmiştir.” Kur’an kelimesinin ne anlama geldiği ile ilgili ileri sürülen farklı görüşleri kısaca ele alalım. İmam Şafiî bu konuda şunları söyler :”Kur’an kelimesi aslında harf-i tarifli ve hemzesiz ‘el-Kuran’ şeklinde olup kara’e veya başka bir kökten türemiş değildir; bilakis Tevrat, İncil gibi Allah’ın gönderdiği vahyin özel ismidir.” İmam Şafiî’yi istisna tutarsak Kur’an kelimesinin bir kökten türediği konusunda İslam âlimlerinin hemen hepsi mutabıktır. Ebu’l Hasan el-Eşarî(Ö324/936)’ye göre Kur’an “iliştirmek, birleştirmek, birbiriyle bağlantılı hale getirmek” anlamındaki “krn(karn)” kökünden
Kur’an, Vahiy, NüzulMustafa Öztürk · Ankara Okulu Yayınları · 201641 okunma
Vakit Kaybı
5/10
·360 syf.··
2026 5. kitabı
1 ve 2 yi okuduktan sonra beklentim bu kitap için çok yükselmişti çünkü ilk 2 kitaba bayılmıştım ama malesef beklentimi hiççç karşılamadı diyebilirim.Hatta bomboş geldi.
Hizmetçi İzliyorFreida McFadden · Olimpos Yayınları · 20245,2bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Zorbamla birlik olup ona nasıl ihanet ettim
9/10
·344 syf.··
2026 50. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 01:39
Merhabalarrr bugün Zalim Prens'in incelemesiyle karşınızdayım. Öncelikle kısaca konusundan bahsetmek istiyorum. Jude, ikizi Taryn ve peri olan ablaları Vivi insan diyarında yaşayan çocuklar. Bir gün evlerine Madoc adında bir peri geliyor. Bu peri annelerinin eski sevgilisi ve Vivi'nin de babası. Annelerinin kaçıp buraya geldiğini, yıllarca onu ölü zannettiğini söylüyor. Olaylar karışıyor ve Madoc anneleriyle babalarını öldürüyor. Olaydan sonra Madoc kızları yanında götürüp yetiştiriyor. Bu esnada Jude insan olduğundan dolayı diyarda zorbalık görüyor. ❀︎İNCELEMEM: (spoi içerir) Son bölümler dışında kitap klişe ilerledi. Zorbalar, onlardan intikam almak isteyen bir kız, saray entrikaları vs... Ben klişe sever biri olduğumdan beni rahatsız etmedi, konuyu da sevdiğimden severek okudum. Lakin karakterlere bir türlü bağlanamadım. Çok yüzeysel anlatıldılar. Çeviriden dolayı böyle desem yayınevinden okuduğum yaklaşık 36. kitap. Diğer kitaplarda hiç böyle bir şey olmadı. Yazarın kaleminden diye düşünüyorum en azından kalemi diğer kitaplarda gelişiyormuş. Bir diğer rahatsız olduğum konu Locke ve Jude'un bir anda sevgili olması. Ya bir dur adam sana iyi davrandı diye neden hemen sevgili oluyorsun. Locke'un ihanetine kızdım ama pek koymadı. Kitaptaki ters köşeler de aman aman şaşırtıcı değildi. (Son bölümler hariç.) Jude'a zehirlenme sahnesinde bağlandım. Yok ondan önce bir türlü olmuyordu. Ayrıca Cardan bizim ana erkeğimiz değil mi? Jude'dan etkilendiği ortaya çıktı. Ki bu Cardan BİZİM ZORBA GRUBUNUN BAŞI. Jude bu oğlanı gitti öptü ama öperken kendisi de bir şeyler hissetmeye başladı. Benim için orada teller koptu. Düşmandan aşka güzel ilerliyordu ama oğlanı rahatsız edeyim tahakküm kurayım benden etkilensin diye ÖPMEK DE NEDİRRRR BU TARZ ŞEYLERİ HİÇÇÇ
Zalim PrensHolly Black · Dex Kitap · 20182,340 okunma
Ya evde yoksan?
9/10
·200 syf.··
2008 1. kitabı
·
32 günde okudu
·
Okunma: 01 Ekim 2008 00:00
Devrimizin hececi şairleri arasında Mümtaz bir yere sahiptir Cemal Safi. Pek çok şiirini bilirsiniz ama şairinin o olduğunu bilmezsiniz. Ya Evde Yoksan desem, Hazin Geliyor desem, Saatler Vuslatı Vurmuyor Ayşen desem, Gözlerim Uykuyla Barıştı Sanma desem, Seni Görmem İmkânsız Rüyalarım Olmasa desem… İşte şimdi mırıldandığınız o şarkıların güftesi Cemal Safi’ye aittir. Şiir tutkunları zaten kaçırmaz gözden ama…
VurgunCemal Safi · Beste Yayınları · 2019603 okunma
7/10
·402 syf.··
2026 15. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 05 Nisan 2026 14:37
Binbir Gece Masalları'nın 6. Cildi Onbirinci Kitap ile başlıyor. 671 gece olunca Şehrazat Genç Nur ile Yiğit Frenk Kızının Öyküsünü anlatır : Nur , Mısırlı zengin bir adamın oğludur. Ergenliğe girince arkadaşlarıyla bir bahçeye gider ve orada şarap içip Mısırlı bir esireyle birlikte olur. Eve döndüğünde babası onun şarap içtiğini anlayınca bir Müslüman nasıl olur da şarap içer deyip oğlunu kovmuş annesi ona 10 bin dinar vererek onu göndermiş. Giderken bir esire görmüş ve bu esiyi tüm parası karşılığında satın almış. Kızla birlikte olduktan sonra onun Konstantiniye kralının kızı Meryem olduğunu öğrenmiş. Daha önce kızı kaçırılan kral her yerde kızını aratmaktaymış. Nihayet kralın veziri kızı görünce hemen onu geri götürmüş. Nur da kızın peşinden Konstantiniye'ye gitmiş ama orada esir edilmiş. Sonra kilisenin bakıcısı onu yardımcı olarak yanına almış. Orada günah çıkarmaya gelen Meryem'i görünce anlaşıp kaçmaya karar vermişler. Meryem gece sahile gel orada seni bir kaptan bekleyecek onunla git beni merak etme demiş. Nur denileni yapmış sahilde kaptanı görünce gemiye binmiş kaptan 10 tayfanın tamamını kılıçtan geçirip gemiye binmiş. Ve elbiselerini değiştirmiş. Onun Meryem olduğunu gören Nur çok sevinmiş. Kıyıya vardıklarında kralın adamı peşinden gelip tekrar Meryem'i ülkesine götürmüşler. Nur tekrar peşinden gitmiş ve yien esir olmuş. Kral kızını bu sefer veziriyle evlendirmiş. Kral düğün günü tüm esirlerin başını kesmiş tam Nur'un da kafasını kesecekken vezir krala demiş ki bunu bana ver de düğünüm için kurban edeyim demiş. Kral da Nur'u da vermiş. Vezir Nur'u ahırına götürünce Nur vezirin kör atının gözünü iyileştirmiş. O sırada Nur'u gören Meryem ona bir mektup yazıp atlarla kaçma planı yapmış gece olunca atlara binip kaçmışlar. Ertesi gün kral tüm orduyu
Binbir Gece Masalları Cilt 3/2Anonim · Yapı Kredi Yayınları · 2020104 okunma
Puan vermedi·576 syf.··
Beğendi
·
2026 15. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 18 Mart 2026 01:22
"Sebepsizlik ikinci bedbahtlıktır. Hüznün sebebine alışa alışa insan o sebebi aşındırır,sebep yıpranır,hüzün ufalanırdı." (S.182) Beşir Ayvazoğlu, Mithat Cemal Kuntay için şöyle diyor: "Şiire ve monografik eserlerine harcadığı zamanı romana verseydi bugün belki onun hakkında daha fazla konuşuyor olacaktık." Şahsen Üç İstanbul'u okuduktan sonra bu düşünceye katılmamak mümkün değil. Oldukça katmanlı ve uslüp olarak çok farklı bir eser. Adnan isminde hukuk fakültesinden yeni mezun olmuş bir gencin yaşantısı etrafında İstanbul'u, bir ülkenin yıkılışı ve yenisinin doğuş sancıları ile bu sırada toplumun da ülkenin kendisi gibi değişimini okuyoruz. 2. Abdülhamid saltanatını devam ettirmek uğruna jurnalcilerle iş birliği içindeyken toplum üzerinde de müthiş bir baskı vardır. Bu dönemde kitapta Hidayet isminde aslında Osmanlı devlet adamı olan - gündüz saraydan para alır,gece saraya söver- bir karakterin konağında toplantılar oluyor. Memleketin tarihini okkayla,bayrağını arşınla satabilecek adamlarla dolup boşalan konak olarak tariflenen bu evin gösterişi ve bu eve gelenler iyi anlaşılırsa (iftar yemeği bölümü) kitabın geri kalanı çok da zorlamıyor. Bu dönemde Adnan o kadar idealist ki avukat olmak yerine tarih öğretmenliği yapıyor ve Yıkılan Vatan isminde bir kitap yazma çabasında. Kitaptan bölümleri okudukça umarım kitap biter ve o kitabı da okuruz diye düşünmüştüm :)) Yakın arkadaşlarından biri olan Tevfik Hoca ise avukatlığa başlamış ve oldukça zengin olmuştur. "Tevfik Hoca zengin olunca sarığını attı. Fakat sarık kafalaşır, cübbe derileşir,insandan çıkmaz! Tevfik Hoca'nın da fesi;"Ben sarıktım!", ceketi;" Ben cübbeydim!" diye haykırıyordu." (S.165) Ahh! Bunlar ne kadar güzel betimlemeler böyle. Sonrasında Meşrutiyet ilan ediliyor ve Adnan artık el üstünde tutulan bir
Üç İstanbulMithat Cemal Kuntay · Oğlak Yayıncılık · 20203,388 okunma