NOTALAR
Orta Çağ'da müzik eğitimi, ezgilerin kulaktan kulağa aktarılmasına dayandığı için oldukça yavaş ve hataya açık bir süreçti. Bu zorluğu aşmak isteyen rahip Guido d'Arezzo, "Aziz Yuhanna İlahisi"nin her bir mısrasının ilk hecesini kullanarak notaları isimlendirme yoluna gitmiştir. Bu sistemde notalar; ut, re, mi, fa, sol, la şeklinde sıralanmış ve her hece bir ses yüksekliğini temsil etmiştir.Ancak o dönemdeki sistemde "si" notası henüz yer almamaktaydı çünkü kullanılan ilahi altı mısradan oluşuyordu. XVII. yüzyıla gelindiğinde telaffuzu zor olan "ut" hecesi, "Dominus" (Tanrı) kelimesinin ilk hecesi
Oldu
Kimi güler, kimi ağlar bu şiire Gavur bizi bizden edeli han oldu. Keyif ehli olduğumuz o anlar çile Yüzler güler, ciğer göz göz kan oldu. Aldılar elimizden kültür sazını, Vurdular tâ göğsünden sancak atını, Gavur türaba dikmeden bayrağını, Türk-İslam denen yer, Frengistan oldu. Bayramları ziyaret gezerdi Kayı Boyu, Şimdi deniz, güneş, kum, kıyı boyu... Tohum, tarla bin yıllık, soy kimin soyu? Çınar bir kovuk kaldı, bak viran oldu. Dergâhta sabahlanan geceler bitti, Oyulan özümüze kurşun döküldü, Çıban çobanla karıştı, bizi güttü Ehlisi olmayan dâd, başa irfan oldu. Şeyh'in aşkındaydı nefsine taarruz, Gâlib fağri olmayınca doğdu ruz, Acemlerin mahdumu olsa da aruz, Gecesi hece, yarını katran oldu. Herkesler her şey oldu yapay zekâyla, Kafiyeden nefes almadı mânâ, Herkes birer Yunus, birer Mevlâna(!) İki kıta, bir kitap, bak divan oldu (!)
Koşma
Reklam
Lâ ilahe illallah de kazan gazayı Çöller uçsuz bucaksız, yine de geçtim. Eşkiyaya savaş verdim, korkular saçtım. Ummanlara dönüşüp menzilden taştım. Kelime de hece de seni aradım. Ahmet Ahmet ·5 No'lu Şiir Çöller uçsuzdu bucaksızdı Peygamberimiz SAV dua ile andı Hakkı Önce eşkıyalarla savaşarak Dediki Cihat ve kıyam ile düşmez sancak Ummanlar geçti efendimiz Onadır salam selat ve duamız Baktı bedire dediki ey Ali ey Hamza La ilahe illalah diyerek cenk edin Bilinki Allahtan başka ilah yoktur Çöller uçsuzdur bucaksızdır Ve Bedir Savaşındaydı Hz Muhammed Dediki ey Rahim olan sonsuz merhamet En doğru iş için hidayetini isterim Ancak senin yardımın ile cihat ederim Ve Kıyama kalkıyordu islam ordusu Ey Allahım bir avuç müslümanız Eğer yok olursa bu müslüman ulular Dünyada sana ibadet edecek kim kalır Bize hidayetini göster doğru kapıyı aç Sen bizleri doğru ve hidayete ulaştıransın
Din
İlkokul Günlerine Özlem
Zil çalar, koşardık bahçeye doğru, Sıralar, tebeşir, tertemiz bir duygu. Önlükler ütülü, yakalar bembeyaz, O günler bir masal, silinmez bir iz. Okuma fişleri, ilk hece heyecanı, Paylaşılan bir kalem, sevginin zamanı. Çantada kitaplar, akılda oyunlar, Ne büyük sevinçti teneffüs anlar. Korkuyla karışık ilk karne günü, Öğretmen sesinde şefkatin düğümü. Dostluklar en saf haliyle başlardı, Her oyun dünyadan büyük bir aşktı. Şimdi bir hayal gibi uzaktan bakar, Zaman nehri sessiz, derinden akar. O saf neşeyi, o küçük adımları, Özlemle anarım ilkokul yıllarını...🍂 ©EMİRHAN ARSLAN
Özlem
Cemâlin bir beyit gibi düşer gönlüme, Bakışın şerh ister, okunur hece hece. Gözlerin ki kaderin en latif imzası, Aşk bile edep öğrenir sende, sessizce.
Alıntı
Son Kadeh
Gidişinin şerefine kaldırdım kadehimi bu gece, İçinde ne bir öfke var, ne de sitemli bir hece. Sen kendi yolunun ufkuna doğru sessizce yürürken, Ben bu gidişi kutluyorum, yalnızlığımla baş başa ve ince ince. ​Şerefine olsun... Beni benden alıp götüren o masum gülüşünün, Bir rüya gibi başlayıp, kabusa dönen o dönüşünün. Yalan da olsa güzeldi, kalbimi titreten her yemin, Şimdi kadehimde eriyor izleri, o eski, o tozlu günlerin. ​Gözlerin geliyor aklıma, bir anlık duraksıyorum, Sonra dökülen her damlada seni biraz daha uğurluyorum. Bu ne bir yas, ne de geri dön diye bir yalvarış; Bu, senden kalan son enkazı, kendimle barıştırma yarışı.
Şiir
Reklam
Reklam