Diyelim ki öfkelendiğinizi hissediyorsunuz; bu öfkeyi doğuran nedeni on yedi hece ölçüsüyle kaleme döktüğünüz anda hemen bu öfke başkasına aitmiş gibi görünmeye başlar. Fakat kimse öfkeliyken haiku yazamaz. Benzer şekilde eğer ağlıyorsanız, gözyaşlarınızı on yedi hece ölçüsüyle kâğıda dökün, böylece içiniz rahatlar. Düşünceleriniz kâğıda geçtiğinde, ağlamanıza neden olan acı ile arasındaki tüm bağ kopar; böyle anlarda benim tek hissettiğim, gözyaşı dökebilen bir insan olduğum için duyduğum mutluluk oluyor
Bir çözülmez bilmece;
Hep sayı, harf ve hece...
Peçe üstünde peçe...
Böyle aynı noktanın
Üstünde saatlerce,
Benliğime eğilsem,
Sabah, akşam ve gece,
Ortasında odanın,
Karanlıkla çevrilsem,
Bir çözülmez bilmece;
Hep sayı, harf ve hece...
İçinden bu kafanın,
Fâni dünyayı silsem.
Dünyalar nice nice;
Yavaşça ölebilsem,
Yeni baştan dirilsem,
Duysam, görsem ve bilsem!
Ne ileri, ne geri,
Ne geri, ne ileri!..
Bir gece,
Gecede bir uyku..
Uykunun içinde ben..
Uyuyorum,
Uykudayım,
Yanımda sen.
Uykumun içinde bir rüya,
Rüyamda bir gece,
Gecede ben..
Bir yere gidiyorum,
Delice..
Aklımda sen.
Ben seni seviyorum,
Gizlice..
El-pençe duruyorum,
Yüzüne bakıyorum,
Söylemeden,
Tek hece.
Seni yitiriyorum
Çok karanlık bir anda..
Birden uyanıyorum,
Bakıyorum aydınlık;
Uyuyorsun yanımda..
Güzelce.