Bir şiir kitabı değil; bir insanın iç dünyasında yaşadığı fırtınaların, sorguların, arayışların en derin ifadesi. .
Bu eserinde, kelimeleriyle sanki ruhunun en karanlık koridorlarını aralıyor.
Her mısrasında bir yorgunluk, bir özlem, ama aynı zamanda ilahi bir ışığın peşinde koşma hâli var.
Kitabı okurken insan sanki bir denizin içine düşüyor; dalga dalga büyüyen duygularla, bazen umutla, bazen de hüzünle sarsılıyor.
Şairin “Çile” kelimesini bir başlık değil, bir yaşam biçimi olarak seçtiğini hissediyorsun.
Çünkü burada anlatılan, sadece bireysel bir acı değil; insan olmanın, hakikati aramanın bedeli.
Her dizesinde bir felsefe, bir düşünce derinliği var.
Sözleri öyle yakıcı ki, bazen bir tek kelime bile sayfalar dolusu hissi anlatıyor.
“Ben kimim?” sorusunun cevabını bulmak ister gibi yazmış.
Her şiirinde kendi varlığını sorgularken, aslında bizi de kendimizle yüzleştiriyor.
“Yaşamak bir yük, ama bu yükü anlamla taşımak mümkün.”
Şairin Allah’a, aşka, ölüme, zamana bakışı hep derin, hep titrek bir ruh hâliyle işlenmiş. .
. .Her şiir bir durak, her durakta bir dua, bir haykırış gizli. .
Bu kitabı çok severek okudum çünkü sadece şiir okumuyorsun; bir ruhun çırpınışlarını, bir kalbin yakarışlarını dinliyorsun.
Her sayfası sana dokunuyor, seni düşündürüyor. Bazen sarsıyor, bazen sakinleştiriyor ama asla boş bırakmıyor :)
İnsanın kendi karanlığından aydınlığa yürüyüşünün en güçlü anlatımı. .