Puan vermedi·176 syf.··
2026 26. kitabı
Nazım Hikmet’in “La Fontaine’den Masallar” kitabı, Fransız şair Jean de La Fontaine’in ünlü fabl (mesel) eserlerinden yaptığı manzum çevirilerden oluşur. Nazım Hikmet, bu çevirileri Bursa Cezaevi’nde (hapishanede) gerçekleştirmiştir. Takma ad olarak Ahmet Oğuz Saruhan’ı kullanmıştır. Çevirilerde hece vezniyle yazıldığı intibaı uyandıracak şekilde stilize edilmiş serbest vezin kullanmıştır. Bu sayede şiirler akıcı, yalın ve Türkçe’nin doğal lezzetine uygun hale gelmiştir. Kitap, La Fontaine’in hayvan karakterleri üzerinden insan huylarını hicveden klasik fabllarından bir seçki içerir. Örnekler: Ağustosböceği ile Karınca, Karga ile Tilki, Kurtla Kuzu, Tilki ile Leylek, Şehir Faresi ile Tarla Faresi gibi popüler masallar. Bu eser, Nazım Hikmet’in daha az bilinen çeviri ve masal yönünü gösterir. Şiirsel anlatımı, alaycı ve gözlemci üslubuyla hem eğlenceli hem düşündürücüdür. La Fontaine’in evrensel fabllarını Türkçe’de ustalıkla yeniden yaratması, kitabın hâlâ popüler olmasını sağlar. Çocuk kütüphaneleri için de sıkça önerilir. Kitap, Nazım Hikmet külliyatının masal-hikâye bölümünde yer alır ve Doğan Kardeş / Yapı Kredi gibi yayınevlerinden kolayca bulunabilir.
La Fontaine'den MasallarNazım Hikmet Ran · Yapı Kredi Yayınları · 2013450 okunma
Biz yine biraz şiir konuşalım, şiirden konuşalım efendim :)
Puan vermedi·78 syf.··
Beğendi
·
2026 16. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2026 01:31
Şairin kalemi ile bu kitabı vesilesiyle tanışmış oldum. Bu kadar günümüz tarihlerinde yazılmış şiir kitabını ilk defa okumuş olmalıyım ve bu okuma aslında günümüzden, bugünün yazarından şiir okumanın tadını bir başka hissettirdi hem de şiirden şiir tadını da verdi diyebilirim açıkçası naçizane. Bugün artık bildiğimiz üzere şiir seven, şiir yazan dahası şiiri ciddiye alan kitle azalmış ve azalmaya devam eder durumda. (1K'lılar bu meselenin dışında tutulsun tabii) Birkaç gün öncesinde "Modern Şiir" üzerine konuşmaya dair bir panele katılmıştım. Konuşmacılardan/Yazarlardan birisi 'modern şiir' için şöyle bir tanım yaptı: "Şiiri modern, dijital çağa uydurmuş olmak, modern şiirdir. Ölçü ve kafiyeden arınmışlık duygusu hakimdir ve ayrıca öykü kafiyeden arınmadan bugün yazılan modern şiirde yeni hece de bulunabilir." şeklinde bir ifadede bulundu. Bir de demişti ki bunu yazmadan olmaz. "Hepimiz modernizme karşı olan modern şairleriz." Bu cümlesi üzerine düşünülmesi çok iyi gidecek ve hatta bir başka panele konu olacak türden güzel bir cümle idi bir yandan bana göre. Biraz da 'yeni hece' kavramına değinecek olursak; günümüzde 'yeni hece' cumhuriyetin ilk yıllarındaki "Beş Hececiler" tarzı memleketçi ve didaktik hece anlayışından çok farklı bir yerde duruyor. Bugün modern şiirde yeni hece; geleneksel ritmi tamamen reddetmeyen ama onu modern imgelem, varoluşsal sancılar ve günümüzün parçalanmış dil yapısıyla yeniden üreten bir eğilimdedir. Geleneksel hecedeki durak kuralları esnetilmiş, milli coşku, Anadolu güzellemeleri konuları; yerini bireyin yalnızlaşmasıve benzeri temalarına bırakmıştır. Şiirdeki yeni hece düzeyi, bilinen heceye yaslansa da ruh ve imgeden çıkan dizeler İkinci Yeni'den beslenir günümüzde diyebiliriz. Bu bahsettiklerimi şiirde okurken fark ettim, hissettim,
Duygu ve Düşünce
Dudak Değmemiş Şiirlerİsmail Karasu · Kitap Yurdu Doğrudan Yayıncılık · 202339 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·192 syf.··
Beğendi
·
2025 55. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 18 Nisan 2025 09:18
Arafta ❛Zaman İçinde Mekân❜ ve İnsan "Bir site kurmalıyım. İslâm sitesini yeniden kurmalıyım. Canlandırmalıyım, diriltmeliyim onu. Çağ içinde varoluş hikmetim bu." (Karakoç, 2022, s. 41) Meşhur film serilerinden Yüzüklerin Efendisi'nin ilk filmi Yüzük Kardeşliği, hayranlarının hemen hatırlayacağı üzere, şu cümle ile açılır, "Dünya değişiyor, bunu suda hissediyorum, toprakta hissediyorum. Kokusunu alıyorum." Tam da böyle bir çağda yaşıyoruz; havada, suda, her yerde, her alanda değişimin/dönüşümün büyük bir hızla gerçekleştiği zamanlarda. Postmodernliğin Durumu isimli çalışmada temel tezini bu köklü değişimler üzerinden kuran David Harvey bu durumu şu sözlerle ifade ediyor, "Yaklaşık 1972'den bu yana hem kültürel faaliyetlerde hem de politik-ekonomik faaliyetlerde köklü bir değişim yaşanmaktadır. Bu köklü değişim, mekân ve zamanı algılayışımızda yeni hâkim biçimlerin ortaya çıkışıyla bağlantılıdır." (Harvey, 1997, s. 7). Harvey'in de belirttiği gibi 1970'ler bu değişimlerin çıktılarının yoğun bir şekilde görünür olmaya başladığı zaman dilimi olsa da sadece zaman ve mekânı algılayışımızda değil bilhassa insanın kendisini algılayışımızda da farklılıkları ortaya çıkaran bu değişimlere sebep hâkim biçimlerin fikri/kavramsal boyutunun inşasının çok daha öncesine dayandığını görürüz. Öyle ki hem gelişmelerle şekillenen hem de gelişmeleri şekillendiren, fikri boyutu –ölümsüzlük arzusu/arayışı- ilk insanın yaratılışına dayansa da kavramsal olarak ortaya çıkışı Rönesans'la olan transhümanizm düşüncesinin insanın ve insana dair ne varsa onların değişimine/dönüşümüne yön veren esas düşünce olarak boy gösterdiğini bugün rahatlıkla söyleyebiliriz. Çekici kuvveti yapay zekâ çerçevesinde olduğu için daha çok bilimkurgusal bir düşünce izlenimi oluşmasına sebebiyet veren izmin
Zaman İçinde MekanBilal Can · Hece Yayınları · 202116 okunma
Puan vermedi·416 syf.··
2025 87. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 10 Kasım 2025 23:37
Oğlu Nazım Hikmet anacığına " Sen iki cenahtan paşa kızlığı yap, Fransız mürebbiyeler tarafından yetiştiril, Roma 'yı, Paris'i etrafında fır döndür, yetmiyormuş gibi git dengin bir paşa oğluna var, saraylar, konaklar mekânın olsun... Sonra da gel Bursa'da tahtakurularının cirit attığı bir otelde kal..." Diyerek ressam Celile'nin yaşamının nereden nerelere savruldugunun özetliyor. 1902 de Selanik'te yoğunlaşan Osmanlı 'nın yönetim biçimi değiştirmeye çalışan Jöntürk hareketine karşı Ahmet Rıza liderliğinde kurulan Terakki ve İttihat Cemiyeti. Osmanlı'nın Rusya'nın Balkanlarda sürdürdüğü politikaları iyi okuyamaması sonucu coğrafyada yasanan dehşet. Bir Arnavut askerin Rus konsolosu öldürmesiyle patlak veren 31 Mart Vakası (1903) nın ardından Celile'nin İstanbul'a göçleri. Üsküdar'da başlayan, kayınpederi Mehmet Nazım Paşa'nın Halep valiliğine atanmasıyla başlayan diğer göç. Harbiye'de kurulan Vatan ve Hürriyet Teşkilatı' nın yasa dışı çıkardığı Vatan Gazetesi. Aynı tarihlerde Rusya'da yaşanan halk hareketi sonucunda Bolşevikler in Çar II. Nikola 'nın tahtan indirilmesi. Okul çağı yaklaşan Nazım'a annesinin Mehmet Emin ve Tevfik Fikret'in hece ölçüsüyle yazılmış şiirlerini okumasıyla başlayan edebiyat sevgisi. 1905 te Londra'dan İstanbul'a yolcu taşıyan Şark Expres' in devamı sayılan Osmanlı Anadolu Demiryolları ile Halep'e yolculuk. Donemin önemli gazetesi İkdam'ın başyazarı Ahmet Cevdet İkinci Abdülhamit'e duzenlenen suikasti tesadüfen anlatmasını yazıyor. Halep'in Arap isyanlarına katılmaması sonucu Batılı ülkelerin kartlarını Şam'dan ve Kahire'den yana kullanması.
CelileOsman Balcıgil · Destek Yayınları · 20166,8bin okunma
Susmak hece-lenir mi "Rüveyda"!..
Puan vermedi·136 syf.··
2025 24. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 19 Ağustos 2025 01:18
Zamansız başlıyordu kelimelerin sana sancısı Kirpiğin inceliğinde sızısı seslenirdi Avunmalara Ağırdı artık bütün cümlelerin altını çizmek Bir omzumda sana ait beklemeler Diğerinde yalın ayak yalnız yol bitirememek Aynalara beyaz bulutlar bırakmış yüzüm Avuçlarına sâkit olmaya dîl-den yüreğim Secdesi duâ her dem semâ-yı yüz bilen ellerimin Beyânım kurudu. Dilime tahiyyat Kat'etmek adını Varsa ne kadar hüsün ne kadar necm Ziyâsız sen sancılar içinde fecr Susmak kalmalı Sana kadar..."Rüveyda".... ... Yazarın kalemine ve şiirlerine incelemem zayıf kalırdı. İthafen olabilecekse bir kaç satırla bir başka "Rüveyda"yla selâm-ı tebessüme sebep buldum. Emeği geçenlere teşekkürler. Keyifli ve istifadeli okumalar diliyorum okumaya geç kalmamanız ümidiyle...
Şiir
RüveydaNurullah Genç · Timaş Yayınları · 20247,1bin okunma
10/10
·188 syf.··
Beğendi
·
2025 181. kitabı
YARIM HECE Herkese Merhabalar. Bugün sizlere okurken beni çok etkileyen bir kitap ile geldim. Yazarın anlatımını ve kalemini sevdim. Bütün duyguları hissettiriyor. Satır aralarında yaptığı nokta atışlar ise takdire şayan. Çok güzel de mesajlar verilmiş tabi anlayana. Bir anne olarak bu kitabı ayrı okuduğumu da belirtmek isterim. Gerçekten herkes anne olamaz. Yeşilçam havasında kurgusu ve içimizi parçalayan adeta dramı ile de aklımızdan çıkmayacak bir kitaptı. Evin o anne sevgisi görmemiş küçük bir kız çocuğuydu. Annesi kardeşini severken izleyenlerden. Onunla oynarken seyreden , yaptıkları ile hep övünen kardeşini dinleyen kendi küçük yüreği kocaman bir kızdır. Küçük yaşta annesinin onu yetiştirme yurduna vermesi ile ayrılırlar. Ama yine sesini çıkarmaz annem mutlu olsun der. Yaşadıkları ise hiç kolay değildir. Sevgisiz , ilgisiz büyümüş kendini büyütmüş bir kadın olup çıkar. Küçüklükten başladı dedim ya ahh Evin ahhh... Önce yurt sonra annesi tarafından kardeşi getirilir ama bir süre sonra kardeşin yok öldü denilir. Bir de onun yükü omuzlarına biner. Daha sonra annesi tarafından alınsa da hayatı yine yokuş üzerinedir. Annesinin hayatını ne siz sorun ne ben söyleyeyim. Evin nasıl doğdu anlatsam oturup ağlarsınız. Onu sonlarda öğreniyoruz ve sevgisizlik ve de hırsın sebebini de sonunda öğreniyoruz. Her zaman her çerçeveden bakmaya gayret eden ben hiç de annesinin gözünden bakamadım bu olaya. Ahh be ben hep Evin'den yana oldum. Neler neler var yazacak da işte satırlara da bir yer kadar döküyoruz. O yüzden kitap sizi bekliyor diyeyim.
Yarım HeceMerve Arslan · Tilki Kitap · 202529 okunma