Puan vermedi·448 syf.··
2026 31. kitabı
Helen ilk kitapta kardeşi Alin’i bulmak için İnferno’ya girmişti. O karanlığın içinde Demir’le karşılaşacağını ve onu hayatının aşkı yapacağını ise hiç bilmiyordu. Serinin ikinci kitabında önce geçmişe gidiyoruz ve Helen ile Demir’in aşkını daha yakından okuyoruz. Birbirlerini öyle güzel seviyorlar ki satırları okurken onların aşkına hayran olmamak elde değil. İlk kitabı okuyanlar Alin’in tam bir küçük şeytan olduğunu bilir zaten Devam kitabında çevirdiği dolaplar yine şaşırtmıyor. Hele olayların dedelerine kadar uzandığını öğrenince resmen şok oldum Helen ve Demir, Alin’i bulmak için birlikte Yunanistan’a gidiyorlar ve burada Helen’in anne ve babasıyla karşılaşıyorlar. Demir’i öyle içten ve güzel karşılıyorlar ki o sahnelerde aşırı duygulandım Helen bir yanda aşkı bir yanda kardeşi arasında kalırken Demir’in ona olan sevgisi ilişkilerini daha da güçlendiriyor. Geçmişin saklı kalan sırları bir bir ortaya çıkarken Demir de yıllardır içinde taşıdığı çocukluk travmasını Helen’le paylaşıyor. O bölümü okurken gerçekten gözyaşlarımı tutamadım. İyi ki serinin son kitabı elimdeydi çünkü o finalden sonra beklemek imkânsız olurdu. Her duyguyu hissettiğim, karakterlerle birlikte yaşadığım bir kitaptı. Şiddetle öneriyorum bu seriyi mutlaka okuyun, okutun NOT: Yetişkin içerik içermektedir.
İnferno: Kanto IIAsena Nişikli · Pukka Yayınevi · 2025277 okunma
7/10
·104 syf.··
2026 240. kitabı
"...delilik ve korku" diye başlıyor eser. ve tam olarak da öyle devam ediyor. Savaş, sevgi, delilik ve bence fiziksel acıdan çok psikolojik acı... - Kitaba helecek olursak, konu olarak ruhuma iyi gelmedi. İyi işlenmiş mi, tabii ki. O savaş anını, bireyin içsel psikolojisini hissediyor ve yaşıyorsunuz. Kızıl Kahkaha, bireyin savaş karşısında nasıl yavaş yavaş aklını ve ruhunu (bedenini de) kaybettiğini oldukça sarsıcı ve acı bir şekilde anlatıyor. Okurken dikkatimi çeken şey aslında fiziksel eksiklik değil de, ana karakterin zihinsel, beynen bir çöküşü. Varoluşsal bir adım var mı, elbette ama ana karakter sürekli halüsinasyon görüp, hayatına devam ediyor. Maalesef ruhuma pek iyi gelmeyen hikâye neredeyse tamamen savaş içinde geçtiği için bir süre sonra yorucu olabiliyor. Sürekli aynı yoğunlukta acı, zihinsel fikirler ve karanlık hissi verilmesi, okuma kısmında beni kasması değil ve bir süre sonra metin tekdüze bir hal almaya başlıyor. Kızıl Kahkaha değerli, etkileyici ve kendini hissettiren bir kitap ama herkese hitap etmeyebilir. Çünkü sürekli, savaş, yorgunluk, düşünce... Bazı eserler hissettirmek için, bazıları da keyfi ve okurken keyif almak için. Ama Kızıl Kahkaha eseri daha çok okuyucuya hissettirmek için yazılmış bir eser. - Herkese keyifli okumalar diliyorum.
Edebiyat
Kızıl KahkahaLeonid Andreyev · Everest Yayınları · 20197,7bin okunma
Reklam
8/10
·469 syf.··
2026 17. kitabı
Ve bir serinin sonuna geldim. Gerçekten favori dark mafya kitap serilerime girdi. İlk kitap çok sıradandı ama sonrası öyle bir açılıyor ki ilişkilerden çok altta olan olaylar kitaplardan kitaplara bunjn devam etmesi çok iyiydi. Umarım yazar bi novella yazar da hepsinin ne yaptığını okuruz. İlk kitap biraz harcanmıştı sadece illyanada çok iyi bir karakterdi çünkü. Bu kitaba gelecek olursak o son olmasaydı net 7 verecektim ama yalan yok şaırdım. Hatta nasıl ya diye diye başlara döndüm ama gerçekten bir hata yok okuyan anlar:D Lyla tam lukyana göre bir kadın karakterdi ve lukyan öyle planlar yapmış ki son kitabının ve kendinins adece eğlebce aramayan aslında oldukça zeki biri olduğunuda kanıtladı. Smut sahneler çok benlik değildi ama rahatszıda etmedi. Bu senenin favori mafya serisi oldu benim için
Bratva MenaceT. J. Maguire · Independently Published · 20248 okunma
9/10
·240 syf.··
2026 16. kitabı
Merhabalar nasılsınız. Bugün size #yasaklanmışmasallar serisi olan #uyuyangüzel ile geldim. Şunu söylemeden geçemeyeceğim serinin fav kitabıydı benim için. Okurken içimi ürperten, sayfalarını çevirirken huzursuz olduğum ama bir türlü de elimden bırakamadığım bir kitapla geldim. Helene hatırlamadığı tek gecelik bir ilişkinin ardından hamile kalıyor. Bebeğin babası yok. Ailesi bu bebeği istemezler. Ama Helene bebeğinden katiyen vazgeçmez ve onu doğurmaya karar verir. Hamilelikte yapılan testler genetik bir hastalığı gösteriyor. Ne mi hastalığı olduğunu yada kısa süre yaşayacağı söylenir. Umutlar neredeyse tükenirken. Her şey bitti derken anne karnında yapılan operasyondan bahsediyor doktor. Helene bu operasyonu kabul eder. Daha doğmadan ameliyat ediliyor ve sağlıklı bir bebek olarak dünyaya geliyor. İsmini Aurora koyuyor Helene. Her şey güzel giderken tuaflıklar başlıyor. Aurora neredeyse her gece çığlık çığlığa uyanıyor. Asıl hikaye tam bu noktada başlıyor. Aurora herşeyiyle yaşıtlarından çok farklıydı.Büyüdükçe kafasının içindeki fısıltılar duymaya ve görüntüler görmeye başlıyor. Okulda farklı, dikkat çeken bir çocuk oluyor. Gittikleri doktor yapılan testlerin beyin aktivitelerinin normal görünmediğini söyler. Tedaviye başlar. Okurken ister istemez şunu sordum. Gerçekten hasta mı, yoksa başka bir şey mi var? Yazar o hissi o kadar güzel veriyor ki insanın içine kurt düşürüyor. Helene’e kanser hastalığıba yakalanıyor ve ağırlaşıyor. Ölüm döşeğindeyken kızına herşeyi anlatıyor. Genleriyle ve beyniyle oynandığını söylüyor. İşte orada kalbim sıkıştı. Özellikle ormandan uzak durması gerektiğini söylüyor. Aurora bir gece gizemli bir kulübeye çağrılıyor. İşte o an dedim ki ayy şimdi neler olacak. Eee gerisi kitapta. Ben okurken hem gerildim hem merak ettim hem de bazı
1000Kitap
Uyuyan GüzelLouis-Pier Sicard · Dokuz Yayınları · 202672 okunma
Puan vermedi
#atmacanınası benim için sadece bir doğa anlatısı değil; bir evladın yasla sınavı. Babasının ani kaybıyla içine düşülen o tarifsiz boşluk, satırlarda ağır bir gölge gibi dolaşıyor. O sessizlik, insanın içini oyan bir rüzgâr gibi. Helen acısını bastırmak yerine doğaya yöneliyor. Bir atmaca alıyor; vahşi, mesafeli, kimseye ait olmayan bir kuş. Onu eğitirken aslında kendi kalbinin sertliğini, öfkesini, kırılganlığını eğitiyor. Bir kuş bilimcinin dikkatiyle bakıyor hayata: ağırlık, refleks, av dürtüsü, metabolizma… Ama o teknik bilginin altında çok insani bir kırılma var. Doğa bu kitapta sığınak değil sadece. Toprağın kokusu, rüzgârın yönü, kanadın göğe açılışı… Doğa hem iyileştirici hem acımasız. Şefkat göstermiyor ama dürüst davranıyor. Metinde T. H. White’ın izine rastlamak da önemli. O da yıllar önce bir atmaca (goshawk) eğitmişti. Birebir aynı kuş değil; ama aynı tür, aynı vahşilik, aynı içgüdü. White’ın metninde kuşla bir mücadele ve kontrol arzusu hissedilirken, Helen’de daha çok anlama ve birlikte var olma çabası var. Aynı doğa, ama iki farklı ruh hâli. Ve Mabel’in hastalıkla gidişi… ‍ (Aspergillozis) İyileşmeye tutunduğun şeyin de bir gün senden alınabileceğini hatırlatıyor. Doğa iyileştirir, sonra geri alır. Belki de insan hiçbir şeye sahip değildir; sadece bir süreliğine emanetçidir. Ben bu kitabı okurken şöyle hissettim: Yas, insanın içindeki vahşi kuştur. Onu susturmak değil, gözlerinin içine bakabilmek gerekiyor 🪾 @domingo_yayinevi #helenmacdonald instagram.com/p/DU28al_DART/?...
Atmacanın A’sıHelen Macdonald · Monokl · 201794 okunma
Puan vermedi·168 syf.·
2026 2. kitabı
Katip Çelebi bir fetvasayar kitabı görünümünde bir mantık/mizan haritasıyla okuyucuyunun bakış açısını değiştirmeye çalışır. Çoğu kişi kitabın içindekilerden hareketle gerek duyulmayan bir okumanın kendilerini beklediğini hissetse de bu kitap verilen cevaplardan öte cevaplara gidiş yolu dikkat etmemiz gereken. Müellifin ve çağımıza bu eseri taşıyanlarında gayreti bence bu yönde. Katip Çelebi meşrebini yayarak usul ile sulh bulmak gayretinde bir çalışma olmuş. En temelden; insan neyi bilebilirden giriş yapan kitabımız bildiklerimiz ve bildiklerimize giden yolu öğretirken anlayabilenlere de istikametin Katip Çelebice nasıl sağlanacağını gösteriyor. Bir Osmanlı mütefekkirini tanıma adına bu eşsiz fırsatı kaçırmamanız duasıyla. İyi okumalar.
Felsefe ve Düşünce
Mîzânü'l HakkKatip Çelebi · Tin Yayınları · 2025143 okunma
Reklam
Reklam