"...delilik ve korku" diye başlıyor eser. ve tam olarak
da öyle devam ediyor. Savaş, sevgi, delilik ve bence fiziksel acıdan çok psikolojik acı...
-
Kitaba helecek olursak, konu olarak ruhuma iyi gelmedi. İyi işlenmiş mi, tabii ki. O savaş anını, bireyin içsel psikolojisini hissediyor ve yaşıyorsunuz. Kızıl Kahkaha, bireyin savaş karşısında nasıl yavaş yavaş aklını ve ruhunu (bedenini de) kaybettiğini oldukça sarsıcı ve acı bir şekilde anlatıyor. Okurken dikkatimi çeken şey aslında fiziksel eksiklik değil de, ana karakterin zihinsel, beynen bir çöküşü. Varoluşsal bir adım var mı, elbette ama ana karakter sürekli halüsinasyon görüp, hayatına devam ediyor.
Maalesef ruhuma pek iyi gelmeyen hikâye neredeyse
tamamen savaş içinde geçtiği için bir süre sonra yorucu olabiliyor. Sürekli aynı yoğunlukta acı, zihinsel fikirler ve karanlık hissi verilmesi, okuma kısmında beni kasması değil ve bir süre sonra metin tekdüze bir hal almaya başlıyor.
Kızıl Kahkaha değerli, etkileyici ve kendini hissettiren bir kitap ama herkese hitap etmeyebilir. Çünkü sürekli, savaş, yorgunluk, düşünce... Bazı eserler hissettirmek için, bazıları da keyfi ve okurken keyif almak için. Ama Kızıl Kahkaha eseri daha çok okuyucuya hissettirmek için yazılmış bir eser.
-
Herkese keyifli okumalar diliyorum.