Herkese merhabaaaaa ^^
Yaşar Kemal'den okuduğum ikinci kitap olan "Üç Anadolu Efsanesi" adlı eserin yorumuyla karşınızdayım:
Yazarın; Köroğlu, Karacaoğlan ve Alageyik efsanelerini ustalıkla anlattığı bu eserini gerçekten çok sevdim. Su gibi akıp giden bir kitaptı. Küçükken Köroğlu efsanesini okumuştum fakat hepsini hatırlayamıyordum. Tamamını yeniden ve Yaşar Kemal'in kaleminden okumak çok farklı bir histi benim için. Kitabı okurken burnunuzda çiçek ve çam kokuları, kulağınızda dokunaklı türkülerle Anadolu'yu bucak bucak geziyor, yöre insanlarını tanıyor, karakterlerle birlikte kâh seviniyor kâh üzülüyorsunuz. Yaşar Kemal; aşk, cesaret, korku, çaresizlik, sevinç, hüzün gibi birçok insani duyguyu ve iyilikle kötülük kavramlarını bizlere çok başarılı bir biçimde aktarmış.
İncelememi bitirmeden önce eserden birkaç alıntı paylaşmak istiyorum:
~"Yeter ki insanın içinde iyilik olsun, onun erişemeyeceği hiçbir yücelik yoktur. İnsan, gönlü kadar büyüktür."
~"İnsan olmadıktan sonra güzel göz, güzel kaş, sırım gibi boy herkeste var. İnsan dediğin yüreğiyle, inceliğiyle insan olmalı."
~"Nereye gittiğini bilmemesi hoşuna gidiyordu. Yeni yüzler, yeni dünyalar görmek onu kendine çekiyordu. Yeni yeni insanlara, yeni yeni şeyler söylemek...
Gençti. Yüreğinde bir top ışık, bir ateş harmanı, çiçek açmış bir bahar dalı... Yürüyordu."
~"Dünyadaki bütün yaratığı, ağacı, kuşu, böceği, insanı, her şeyi, her şeyi en derin sevgisiyle kucaklardı. İliklerine kadar aşk duyardı dünyanın her şeyine. Yağmuruna, kışına, borasına, sıcağına, soğuğuna... Dünyanın en küçük, en değersiz şeyine bile kocaman açılmış çocuk gözleriyle, hayretle bakardı."
Şimdiden keyifli okumalar dilerim. Mutlu, huzurlu ve bol kitaplı günler... ^^