Helin Kübra TOPCİ

Helin Kübra TOPCİ
@helinkbra
Öğretmen
Lisans
Ankara
213 okur puanı
Mart 2023 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
10/10
·628 syf.··
2025 8. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 14 Şubat 2025 09:43
“Bir insanın hisleri ölür mü hiç? Benimki öldü.” Son günlerde,” diye konuşmasını sürdürdü Meyra, “bir duygu her karanlık çöküşünde gelip yakama yapışıyor. Onu yenmek için bir şeyler yapmak zorunda hissediyorum kendimi. Bazen korkum ve üzüntüm birbirine karışıyor. Sabrım, bütün korkularım, belirsizliklerim ve acılarım… Hepsi sanki bu duyguda bir araya gelmiş gibi. İşte o zaman aklıma sen geliyorsun, seni düşünüyorum. Özellikle de akşamın o ilk saatlerinde...” Meyra: Bir Bosna Hikâyesi, Avrupa’nın orta yerinde, bütün dünyanın gözlerinin önünde gerçekleşen 20. yüzyılın en büyük trajedisine, Bosnalı Müslümanların soykırımına odaklanıyor. Aman Allahım okuduklarım çok ağırdı,ruhum o kadar yaralandı ki ben okuduklarımı kaldıramadım yaşayanlar nasıl atlattı hiç bilmiyorum.. Kitapdaki şu cümleler bile anlatıyor her şeyi: Acımız çok fazla. Bu acıyı ateşle de dağlayamazsın. İnsanlara karşı inancımı ve güvenimi yitirdim. Ölüm; meğerse bir çareymiş, bir kurtuluşmuş
MeyraSinan Akyüz · Alfa Yayınları · 20197,4bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
10/10
·394 syf.··
2024 43. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2024 16:09
Şuan çok mutluysanız, hiçbir sorununuz yoksa sakın Dostoyevski okumayın , zaten anlayamazsınız. Dostoyevski okumak, bile bile göre göre mutsuzluğu hissetme çabasıdır, karamsarlığı içine almaktır, depresyon uçurumunun kenarlarında gezmektir. O'nu okumak istiyorsanız bir şeye hazır olun; kalbinizin kırılmasına. Kalbim çok kırıldı, Dostoyevski kalbimi çok kırdı. Ezilenler, Dostoyevski’nin okuduğum bütün kitaplarında olduğu gibi ezilen insanın ruhunu anlamaya, o ruhun bütün ayrıntılarını, neler hissettiklerini en ince ayrıntısına kadar inceliyor. Ve bunu o kadar iyi yapıyor ki romandaki karakterlerin iyi mi kötü mü olduğuna bir türlü karar veremiyorsunuz çünkü Dostoyevski her zamanki gibi insanın bütün yüzlerini masaya koyuyor. İyisini de kötüsünü de. Doğrusunu da yanlışını da. Çünkü insanı böyle anlamdırmaya çalışmanın daha doğru olduğunu düşünüyor. Ne de olsa hiç kimse ne tamamen iyidir ne de tamamen kötü. Hastalıklı düşüncelerimizden kurtulduğumuzda bir insanın ne kadar yumuşak kalpli ve yardımsever olduğu, öte yandan, toplumda ezilmiş kabul edilen birinin de ne kadar gaddar olabileceğini gösteriyor. Zıtlıklar romanı: Zaten Dostoyevski’nin çoğu romanında da bu böyledir. İnsan zıtlıklardan oluşur, onu anlamaya çabalayınca herkese karşı sempati beslersiniz, onun bakış açısını öğrendiğinizde kendi düşüncenizden tereddüt edersiniz. Ön yargıların gereksizliğini öğrenir, yüce soylu bir Prens’in bütün acımasızlığına, eziyetlerine karşı onun düşüncelerini öğrendiğinizde hak verirsiniz. “Varsın ezilmiş, aşağılanmış olalım, madem hep beraberiz, önemi yok bunun; varsın bizi şimdi ezen, aşağılayan, o çıtkırıldım, kibirli yaratıklar zafer kazansınlar! Bizi diledikleri gibi taşlasınlar.” F.M. Dostoyevski
EzilenlerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202223,8bin okunma
Sevginin İyileştirici Gücüne Dair Çarpıcı Bir Anlatı
10/10
·258 syf.··
2024 34. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 10 Mayıs 2024 11:21
“Küçücüktü onun dünyası. Sınırları, kaldığı inin duvarlarıydı. Dışarıdaki geniş dünya hakkında hiçbir bilgisi olmadığından, içinde bulunduğu sınırların darlığından asla şikâyet etmedi.” Ben hikâyeyi çok beğendim. Hikâyede her şey vardı . Betimlemeler inanılmazdı. Hikâyeyi okurken sürekli yapma bu kadarını yapma diyesim geldi.. Çünkü yaptığı betimlemeler sanki film izliyormuşçasına gözlerimin önüne geldi. Ben hikâyeyi okurken sanki yılların gerçekten geçtiği hissine kapıldım fakat sadece birkaç gün geçmişti. Okuduktan sonra verebildiğim tek tepki “yazmış” oldu. Hikâyede yazar duygularıma hükmetti ve okurken duygu durumum değişti. Kimi zaman üzüldüm kimi zaman sevindim kimi zaman korktum ve iğrendim. Kitap boyunca vurgulanan bir söz vardı Beyaz Diş kendisine yaşam felsefe edinmişti “Zayıfı ez, güçlüye boyun eğ”, doğanın kanunu ifade ediyor. Jack London’ın yaptığı çok beğendiğim betimlemelerden birini paylaşmak isterim: Issız Diyar hareketi sevmez. Hayat buna karşıdır, çünkü hayat, hareket demektir. Issız Diyar ise hareketi yok etmek ister hep. Denize koşmasın diye suyu dondurur, kalplerine kadar buz gibi olana dek ağaçların özsuyunu çeker alır. Ancak Issız Diyarın en beter zalimliği eziyet ederek, ezerek insana boyun eğdirmesidir; insan ki hayatı en kıpır kıpır yaşayan ve hareket sonunda mutlaka nihayete erecektir hükmüne her daim başkaldırandır. Hikâyede Beyaz Diş ve diğer hayvanlar dişisine zarar vermiyordu yazar buradan mesajını veriyor. Bir alıntı daha paylaşmak isterim: Boz Kunduz’u efendisi olarak kabul ettiği zaman başardığı uyumdan çok daha zorlu bir intibakı başarması gerekiyordu şimdi. O zamanlar henüz ufacık bir yavruydu, biçimlendirilmemişti, koşulların dokunuşunun etkisine açık ve yumuşacıktı doğası. Ama artık çok farklıydı. Koşulların etkisi işini gayet
Beyaz DişJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202095,5bin okunma
10/10
·394 syf.··
2024 21. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 23 Şubat 2024 19:48
Elizabeth var… Austen’dan mizah ve nükte gibi özellikleri miras alması bir yana, canlı, meraklı, kendine güvenen ama “fazla mükemmel” olmayan bir kadın.. O alabildiğine keyifli. Karakterlerin geri kalanı da benzer şekilde eğlenceli, her biri hikayeyi ilginç kılmak için sayısız nitelikle yaratılmış. Bu kitapta kötü yazılmış tek bir karakter olduğunu düşünmüyorum. Ah bir de Darcy var..Soğuk, kibirli ve gururlu..Kitabın başından beri herkesin soğuk ve mesafeli bulup sevmediği bu karakteri ben o kadar çok sevdim ki sonuna kadar çok yakın hissettim..Aşık oldukça kibrini yenmesine tanık olmak harikaydı.. “Gurur ve kibir farklı şeyler, ama sık sık aynı anlamda kullanılıyorlar. İnsan kibirli olmadan gururlu olabilir. Gurur daha çok kendimizle ilgili görüşümüze bağlıdır, kibir ise bizim hakkımızda başkalarına ne düşündürtmek istediğimize.” Gurur ve Önyargı‘nın başlangıcında, hem Elizabeth hem de Darcy, gurur ve kibrin çok üzerinde bir karaktere sahip olduklarına inanırlar. Bu kültürel normların dışında var olabileceklerini düşünürler, ancak nihayetinde daha büyük bir toplum bağlamında var olduklarını kabul etmeye zorlanırlar. Başkalarına karşı sorumlulukları vardır ve bir dereceye kadar ailelerinin ve arkadaşlarının kendilerini nasıl algıladıklarını düşünmelidirler. Baştan sona beni çok etkileyen harika bir baş ucu eseri...
Gurur ve ÖnyargıJane Austen · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202597,7bin okunma
10/10
·210 syf.··
2023 34. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Aralık 2023 13:46
Umutları var, mutlulukları, hüzünleri, sevinçleri... Kederleri var, sonra başından aşkın dertleri.. Güldükleri, ağladıkları, sustukları, bağırıp çağırdıkları. Sevdikleri var insanın ve bir de gömdükleri.. Üzerine iki kürek toprak atarak yüreğine ektikleri... İnsanlığımdan vurulduğum. Nefesimi tuttuğum, dişlerimi sıktığım, gözyaşlarımda boğulduğum, çevirdikçe sayfalar içinde kaybolduğum.. Yanıp yanıp kül olduğum sonra birden buz kesip donduğum.. Aman Allah'ım nasıl bir kitaptı böyle bu.. Adı yaşamak olup da bu kadar ölüm barındıran, insanı derinden sarsan bir yaşam hikayesi.. Derin acılar kederlerle dolu iç sızlatan bir hikaye. Hikâyenin içinde, Jiazhen ile yanyanaydım sanki hep. Bir anne bu kadar acıyı yaşamamalı. Anne.. anne.. Yaşamamalı. Hayır. Hayır. Hayır diye diye tükettim bütün hayır(larımı). Sonra bir ara Fugui ile konuşur buldum kendimi.. Bazen bir hata bir ömre mâl olur. Bazen hata diye gördüğün sana bir ömür verir. Hayatın dönüm noktalarına bakıldığında hep hatalarla örülü olduğu görülür. Önemli olan o hatadan sonra hayata bakış açın, kendi hayatına verdiğin yöndür. Xu ailesinin hayatı da bir hatayla şekil alıyor. "Babalarının günahlarını çocuklar çeker," derler. Kimi zaman eşler, kimi zaman çocuklar, kimi zaman bütün bir kuşak... "Mutlu olduğun sürece fakir olmak utanılacak bir şey değildir." (s. 38) "Bizim Aile" diye bir film vardı Türk sinemasında, hatırlarsınız. Başlarına ne gelirse gelsin birbirlerine daha sıkı sarılarak güç buluyorlardı. Ne kadar güzel bir şey değil mi? Peki ya tutunduğun dallar bir bir koparsa ve geriye sarılacak kimsen kalmazsa?
YaşamakYu Hua · Jaguar Kitap · 202670,1bin okunma