Hêlîn

Hêlîn
@helinntekn
Kalbinizin raflarına kitaplar dizin.
Marmara Üniversitesi
109 okur puanı
Ağustos 2017 tarihinde katıldı
Puan vermedi·248 syf.··
2020 25. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 26 Kasım 2020 12:21
Bazı kitaplar vardır insana ilham verir, ufkunu genişletir, bir şeyleri yapabilmek için gerekli motivasyonu sağlar. Bu kitap bana göre onlardan biri. Uzun zaman önce yazılmış olmasına rağmen bugün okunduğunda bile insanda heyecan uyandıran bir kitap. Sadece Fin halkı için tavsiyeler içermez aslında kitaba doğru yerden bakarsak. Her toplumun ihtiyacı olan şey ilk olarak eğitimdir. Buradaki eğitimden kasıt okullarda ders görmek değil, kişisel olarak gelişmek ve bunun için istekli olmak. Eğitim günümüzde bütün toplumlarda hala problem yaratmaktadır. Üniversite mezunu olunca eğitim hayatımız ve eğitimle bütün ilişkimiz biter. Çünkü üniversite mezunu olmak bizim çok bilgili olduğumuzu gösterirmiş gibi bir algı söz konusu. Mesele aslında lise, üniversite, ilkokul meselesi değil. Bireysel olarak insanın öğreneceği, eğitilmesi gereken alan bitmez. İnsan ömrü boyunca öğrenir, eğitilir ve eğitir. Eğitimin sürekli ve zamansız olduğunun en güzel örneği aradan yıllar geçmesine rağmen bu kitaptan bir şeyler öğrenebiliyor olmamız. Kitapta çok beğendiğim bir bölümü sizinle de paylaşmak istiyorum: “Sokrates'in resmini arayıp bulun ve meşhur Herkül heykeli ile karşılaştırın. Sokrates portresinde bilge bir insanın kafası, beyin için muhafaza görevi gören büyükçe bir alın hemen göze çarpmaktadır. Sanki beyin alnının içine sığmıyor, orası bu kadar büyük bir beyin için çok dardır. Sokrates'in alnı ve kafası böyle görünmektedir. Şimdi de Herkül'ün heykeline göz atın. Her şeyden önce eski Yunan efsanelerinin bu büyük kahramanının kudretli, ağır ve kaslı vücudu bizi hayrete düşürmektedir. Güçlü bedeni taşıyan kütük gibi muazzam bacaklar, gemi halatı gibi düğümlenmiş kol kasları, geniş omuzlar, kabarık göğüs kafesi ve mandayı andıran boyun. Ve bu boynun üzerinde orantısız derecede küçük bir
Beyaz Zambaklar ÜlkesindeGrigory Petrov · Yabancı Yayınları · 2018124,6bin okunma
Reklam
7/10
·336 syf.··
2017 31. kitabı
Korku-gerilim türünde pek kitap okumam genelde. Kafes okuduğum ilk gerilim kitabıydı. Kitaba başlamadan önce bir tereddütüm vardı."Karakterin gözleri hep bağlıysa bana çevresini nasıl anlatacak? Sadece iç seslerini mi dinleyeceğiz?" Bu şekilde olsaydı çok üzülürdüm çünkü kitabı büyük hevesle almıştım elime. Tom karakterine aşık olmuştum adeta cesur oluşu beni çok etkilemişti :) Malorie ise yerinde olmak istediğim bir karakterdi. Güçlü bir kadındı,tüm korkularına ve güvensizliklerine rağmen. Onu hayatta tutan şey çocuklarıydı,her şeyi daha dünyayı hiç görmemiş çocukları için yapıyordu. Göz bağlarına rağmen yazarın bize karanlıktan daha başka şeyler aktarabiliyor olması da ayrı bir başarıydı. İyi bir korku-gerilim kitabı okuyucusu için biraz klasik bir eser olabilir fakat benim gibi yeni başlayanlar için oldukça güzel bir eser :)
Edebiyat
KafesJosh Malerman · İthaki Yayınları · 201814,7bin okunma
Puan vermedi·512 syf.··
2017 6. kitabı
Ece Temelkuranla okulda çok sevdiğim bir öğretmenim sayesinde tanışmıştım ve bu kitap da onun hediyesiydi. Nasıl başladım nasıl bitti inanın hiç bilmiyorum o denli akıcı,o denli mükemmel bir kitap. Biri çok feci kırılmış ve kendini kıran adamı bulup öldürmek isteyen, diğer üçü de bu ölüme ikna olmuş, yardım etmeyi kabul etmiş kadınlar... Ve çölleri aşarak o adamı aramaları... Kitap tam olarak böyle başlıyor. Bana göre bu kitabın bir türü yok ya :) Muhammed'in mektuplarını okurken aşk romanı, okuyorum, Maryam'ın kaleme aldığı Tanrıça Dido'nun yazıtlarını okurken mitolojik bir kitabı araştırıyorum, çöllerde geçen günlerini okurken de bir macera kitabı içinde buldum kendimi. Genel olarak baktığımda zamanımın tek saniyesinin boşa geçtiğini düşündürmeyecek bir kitap Düğümlere Üfleyen Kadınlar. Önerebileceğim ve yeniden okuyabileceğim türden bir kitap.
Edebiyat
Düğümlere Üfleyen KadınlarEce Temelkuran · Can Yayınları · 20164,792 okunma
Puan vermedi·255 syf.··
2017 1. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 15 Mart 2017 17:04
Bence bir an önce alıp okumalısınız. Okuyup bitirdiğiniz zaman Haydar Karataş'ın bu romanının Yaşar Kemal ve Cengiz Aytmatov ayarında bir roman olduğunu göreceksiniz. Acılı bir yurt,aynı zamanda bir yurtsuzluk hali,müthiş yoksulluk,kahredici bir imkansızlık,çaresiz kalan bir dil,bütün bunları anlamaya çalışan yaşlılar,yetişkinler,çocuklar ve onlların çocuk ölümleri... İşte bunlarla karşılaşacaksınız Perperık-a Söe'de. Baştan başa bir çığlık, bir ağıt bu roman..
Gece KelebeğiHaydar Karataş · İletişim Yayınları · 2012316 okunma