Orhan Kemal'in El Kızı adlı romanı, Türk edebiyatının toplumcu gerçekçi çizgisinde önemli bir yer tutar. İlk kez 1960 yılında yayımlanan eser, yoksulluk, sınıf ayrımı, kadınların toplum içindeki yeri ve bireyin kendi kaderine karşı verdiği mücadeleyi yalın ama sarsıcı bir dille işler.
Orhan Kemal, "el kızı" kavramını sadece bir sıfat olarak değil; dışlanmışlık, aidiyetsizlik ve bir yere ait olamama duygusuyla birlikte işler.
Yazar, her zamanki gibi karakterlerin iç dünyasını ustalıkla verirken, aynı zamanda sınıfsal uçurumları ve kadınların yaşadığı baskıyı gözler önüne serer. Nazan'ın naifliği ile çevresindeki dünyanın acımasızlığı arasında gidip gelen anlatı, okuyucuda derin bir empati uyandırır.
Orhan Kemal’in güçlü gözlem gücü, yalın ama çarpıcı dili ve karakter derinliği bu romanında da kendini gösterir. El Kızı, sadece bireysel bir dramı değil, dönemin toplumsal yapısının da bir panoramasını sunar. Özellikle kadının toplum içindeki konumunu sorgulayan ve kadının sesi olmayı başaran bir roman olarak değerlidir.