Teknisite ve tekno-medeniyet bize yurtsuz, geleneksel ve köksüz bir yaşam biçimine ilerleme olarak sunuyor. Varlık üzerinde düşünmek, eşyanın tabiatına göre hareket etmek gibi eylemlerin verimliliği düşürdüğünü ve bu yüzden lüzumsuz fantaziler olduğunu söylüyor. 
Ağaç, varlığın ağaç mahiyetine bürünmüş halidir. Rüzgâr, Varlık’ın rüzgâr mahiyetinde ortaya çıkmış halidir. Bunu tüm mevcudata uyarladığımızda şu sonuca varırız: Var olan her şey, Varlık’tan bir pay alır ve bu payı kendi varoluşun da ortaya koyar. 
Akıl, zahirde çok görünen şeyleri tevhid ederek özlerindeki birliği görmeye çalışır. Duyular ise tabiatları gereği özünde bir ve aynı olanı, farklı şekil ve biçimlerde tecrübe eder. Varlık’ın doğru ve sahih idrakı, bu iki melek birlikte çalışmasıyla mümkündür.