Her yönüyle insanı alıp götüren bir roman İnce Memed. Yaşar Kemal'in de söylediği gibi 'mecbur adam''ın romanı. Daha küçük bir çocukken başlıyor içinde ki isyan açeşi yanıp tutuşmaya, daha o zamandan bileniyor 'abdi ağa'lara. Bir türlü yediremiyor köylünün düştüğü durumu, abdi ağaya el pençe oluşunu, ekinin üçte birini verip bütün kış aç kalıp yine abdi ağaya dilenip ondan medet ummalarını. İçinden bir yangın yanıyor ki sormayın gitsin.
Sırf anası için katlanıyor ilk zamanlar tüm bunlara. Çakırdikenlikte tek başına çift sürmesi. Ah ne mene bir beladır. Memed'in her ayağına batan dikeni hisseder okurun satırın aralarında ah der bir kurtul şuralardan memed, indir şu abdiyi al ananı git bu diyarlardan, ama yanaşmaz anası bırakmaz yeri yurdu. Memed'e başka çare komazlar. Her şeye dayandı Memed ama Hatçeyi Veliye yar etmelerine dayanamazdı yüreği işte. Bundan sonra İnce Memed oluyor bir eşkiya. Zaten romanda eşkiyalık ile ilgiyi bilgiyi Koca Ahmet veriyor bize. Koca Ahmet ki köylünün gözünde bir zamanlar taht kurmuş, zenginden alıp fakire vermişte kimse sesini çıkaramamış. İlk dersi veriyor İnce Memed'e Koca Ahmet:
''Koca Ahmet bu dağlarda bir destandı Analar ağlayan çocuklarını Koca Ahmet geliyor diye avuturlardı. Koca Ahmet bir dehşet olduğu kadar bir sevgiydi de. Koca Ahmet bu iki duyguyu yıllar yılı yan yana götürebilmişti. Bunun ikisini bir arada götüremezse bir eşkıya, dağlarda bir yıldan fazla yaşayamaz. Eşkıyayı korkuyla sevgi yaşatır. Yalnız sevgi tek başına yazıftır. Yalnız korkuysa kindir.''
Sevgi yaşattı bunca yıl İnce Memedi dağda. Ama İnce Memedi en çok yaralayanda kendi köylüsü, değirmenoluklular oldu. Tarlaları dağıttı da köylülere köylüler yine Abdiden yana oldu ya Memedin az içini acıtmadı. Vayvay köyünün verdiği sıcaklığı veremedi ya kendi köylüsü