nisce

Puan vermedi·116 syf.··
2024 24. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 13 Kasım 2024 18:22
Yaşar Kemal, Hüyükteki Nar Ağacı’nda 1950’li yıllarda yaşayan köylülerin çerçevesini çizer. Bu yıllarda Marshall yardımlarıyla birlikte tarımda makineleşmeye geçilmiş, insan gücüne duyulan ihtiyaç fazlasıyla azalmış bu da beraberinde birtakım bireysel ve toplumsal sancılı dönüşümler getirmiştir. Roman, bizi tohumluk buğdayı bozulan, son çare olarak da evdeki keçisini satıp köylüleriyle birlikte iş bulma ümidiyle soluğu Çukurova’da alan insanların öyküsüne götürüyor. Dağlı diye adlandırılan bu insanlar Çukurova’ya varırlar varmasına ama hangi kapıyı çalarlarsa o kapı suratlarına kapanır. Hatta önceden birlikte çalıştıkları insanlar bile onları görmezden gelir çünkü tarımda makineleşme birlikte insanların hayatına onlarca çalışanın işini tek başına yapabilen traktör, biçerdöver gibi aletler girmiştir. Bu da insan emeğinin önemini azaltıp ırgatlığı işlevsiz hale getirmiştir. Kitabı okurken aklıma, tarımda makileşme sürecini anlatması açısından Gazap Üzümleri, iş bulma ümidiyle köylerinden ayrılan isanları anlatması açısından da Bereketli Topraklar Üzerinde geldi.
Hüyükteki Nar AğacıYaşar Kemal · Toros Yayınları · 19826,2bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·103 syf.··
2024 23. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 11 Kasım 2024 23:07
Çukurova anlatılarından bildiğimiz Orhan Kemal’in 72. Koğuş isimli kitabı, cezaevindeki insanların hayatta kalma savaşını anlatan uzun hikayedir. Kitap, İkinci Dünya Savaşı’nın olduğu, ekmeğin karneyle verildiği o zor yılları hapishanenin en pis, en fakir koğuşunda yaşayan insanların hikayesi aracılığıyla okura göstermektedir. Hikayenin başkahramanı Kaptan Ahmet dürüst, sessiz ve cömert bir insandır. Kaptan Ahmet babasını öldüren kişinin amca oğlunu öldürerek hapishaneye düşer ve bir gün kaptana annesi tarafından yüz elli lira gönderilir, Kaptan ilk olarak koğuşa güzel bir ziyafet çektirir ve koğuştakiler kaptanın meydancısı olmak için sıraya girer. Sonrasında ise Kaptan, hapishanedeki insanlar aracılığıyla farklı koğuştaki ağalarla kumara oturur kazandıkça da kazanır bu gelişmeler sayesinde 72. Koğuşu’nda kaderi değişir: tenceresi kaynar, mahkumların karnı doyar, herkesin bir yatağı olur, koğuşun duvarları boyanır, penceresine cam takılır… Kaptan Ahmet, çektiği yalnızlığın da etkisiyle gardiyanın odacısı tarafından kandırılarak kara sevdaya düşer ve para suyunu çeker, meydancısı olmak için yarışan insanlar bir bir ona sırtını döner…
72. KoğuşOrhan Kemal · Cem Yayınevi · 19787,5bin okunma
Puan vermedi·198 syf.··
2024 22. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 10 Kasım 2024 23:16
Surnâme, Aziz Nesin’in Osmanlı Dönemi’nde şehzadelerin doğum ve sünnet törenleri ile padişah kızlarının düğünlerini anlatan şenlik yazılarından esinlenerek Cumhuriyet Dönemi’ndeki son idam törenini anlattığı eseridir. Roman, sıradan bir insan olan Berber Hayri’nin tecavüze uğrayıp intikam almak için tecavüzcünün oğlunu boğup kendisini idam sehpasına götüren dört yıllık süreci anlatıyor. Nesin, bir suçun cezalandırılmasının öyküsü üzerinden alt metinde hapishanedeki yaşam koşullarını, suçtan öte suça iten nedenleri, kişinin çok daha suçluyken karşısındakinin suçuyla vicdanını rahatlatmasını, güçsüz kişinin elinde güç olunca yaşadıklarının acısını başkalarından misliyle çıkarmasını, cinsel sapıklığı ve bürokrasinin çürümüşlüğünü anlatmaktadır. Yazar, birey ve toplum arasındaki ilişkiler yoluyla toplumun ve çevrenin bireyi nasıl biçimlendirirdiğini çok güzel bir şekilde anlatmış en kötü insanın bile özünde iyilik kırıntısı barındırdığını bu yüzden de insanın sürekli değiştiğini, suçlu ile asılan kişi arasındaki farkları vurgulayarak idam cezasına karşı bir duruş sergilemiştir. Nesin’in toplumsal ve siyasi eleştirileri mizahi bir şekilde anlatarak okuyucuyu düşündürüp, yaşadığı toplum gerçekleriyle yüzleştirip başını ağartmasını, ruhunu daraltmasını çok seviyorum.
SurnameAziz Nesin · Nesin Yayınevi · 20171,151 okunma
Puan vermedi·240 syf.··
2024 21. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 03 Kasım 2024 21:57
Lotta Nuotio’nun kaleme aldığı “Milyonlardan Biri”, birçok insanın Esad rejimi tarafından işkence görmesine, ölümüne ve ülkeden kaçmasına yol açan, yıllarca sürmüş olan Suriye iç savaşının anlatıldığı “anı-anlatı” türünde bir eser. Roman stajyer cerrah Modi’nin telefonuna gelen, halkı ifade özgürlüğü ve siyasi mahkumların bırakılmasına yönelik toplanmaya davet eden bir mesaj ile başlayıp Suriyedeki halk ayaklanmasının bir iç savaşa doğru ilerlemesiyle devam ediyor. Kitabın başkahramanı Modi, Lazkiye Devlet Hastanesi’nde cerrahlık stajını tamamlamaya çalışırken Suriye iç savaşı patlak verir ve Esad rejimi güçleri tarafından muhalefeti desteklemekle suçlanarak tutuklanır, bir yıl boyunca sistematik işkenceye maruz kalır. Bu bir yılın sonunda serbest kalan Modi, önce Türkiye’ye sonra insan kaçakçıları aracılığı ile hiçbir şekilde güvenlik önlemlerinin alınmadığı gemi yolculuğuyla Rodos’a ve en sonunda da İsveç’e göç edip süresiz oturum izni alarak, doktorluğa devam eder. Milyonlardan Biri, başta Modi olmak üzere iyi eğitimli sınıfın savaş sonucunda dibi görmesini, Suriye’nin çoğunluğunu oluşturan orta kesimin ikincil vatandaş statüsüne düşmesini ve göç ettikleri ülkelerde yok sayılmalarını anlatan, Suriyeli göçmenlerin durumuna tarafsızca yaklaşan bir roman. Yakın tarihimizde ve sınır komşumuzda gerçekleşen olayları rejimin medyasının gözünden değil de olayları bire bir yaşayan insanların gözünden anlatması ve açık, anlaşılır bir dille yazılması açısından metni beğendim.
Milyonlardan BiriLotta Nuotio · Ayrıntı Yayınları · 201816 okunma
Puan vermedi·383 syf.··
2024 19. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 26 Ekim 2024 21:58
Orhan Kemal’den okuduğum ikinci kitap olan “Bereketli Topraklar Üzerinde” de işçiler, işverenler ve işverenlere kendi çıkarları için yaranıp işçi kesimini ezen aracıların nitelikleri aracılığıyla Çukurova örneğinden Türkiye coğrafyasının durumu göz önüne serilmektedir. İş bulmak ümidiyle köylerinden ayrılan üç köylünün Çukurova’ya giderek hemşerilerinin fabrikalarında işe girmesiyle hikaye başlıyor. Daha sonrasında yola beraber çıkan bu üç köylüden birinin ölmesiyle ve kalan iki kişinin yollarının ayrılmasıyla hikaye devam ediyor. Metin işsizlik, açlık, geçim sıkıntısı, üzerinden insanların hor görüldüğü, para hırsı ve açgözlülükleri yüzünden işverenlerle ortak olup kendi çıkarları için emekçileri ezen aracılar ve işverenlerin hayatlarını ele alıyor. Dönemin Türkiyesi köyden-kente göçün yaşandığı, köylü-şehirli çatışmasının olduğu, işçilerin haklarından habersiz olduğu, işçilerin her şeye boyun eğdiği, işçilerin yirmi saat çalıştırıldığı 1950’li yıllardır. Yazar, bütün bunları anlatırken kadınları da görmezden gelmiyor. Küçük bir kız çocuğundan tutun da bekar ya da evli yetişkin bir kadının toplumdaki alanını, toplumdaki üstlendiği görevleri ve toplumun kadınlara olan bakış açısına da değiniyor. Kitaptaki bazı karakterlerin simgeledikleri kişilikler ve ırgatların yaşadıkları olaylar beni İnce Memed’e götürdü. Bütün yönleriyle kitabı çok sevdim.
Edebiyat
Bereketli Topraklar ÜzerindeOrhan Kemal · Everest Yayınları · 20208,4bin okunma