Çukurova anlatılarından bildiğimiz Orhan Kemal’in 72. Koğuş isimli kitabı, cezaevindeki insanların hayatta kalma savaşını anlatan uzun hikayedir.
Kitap, İkinci Dünya Savaşı’nın olduğu, ekmeğin karneyle verildiği o zor yılları hapishanenin en pis, en fakir koğuşunda yaşayan insanların hikayesi aracılığıyla okura göstermektedir.
Hikayenin başkahramanı Kaptan Ahmet dürüst, sessiz ve cömert bir insandır. Kaptan Ahmet babasını öldüren kişinin amca oğlunu öldürerek hapishaneye düşer ve bir gün kaptana annesi tarafından yüz elli lira gönderilir, Kaptan ilk olarak koğuşa güzel bir ziyafet çektirir ve koğuştakiler kaptanın meydancısı olmak için sıraya girer. Sonrasında ise Kaptan, hapishanedeki insanlar aracılığıyla farklı koğuştaki ağalarla kumara oturur kazandıkça da kazanır bu gelişmeler sayesinde 72. Koğuşu’nda kaderi değişir: tenceresi kaynar, mahkumların karnı doyar, herkesin bir yatağı olur, koğuşun duvarları boyanır, penceresine cam takılır…
Kaptan Ahmet, çektiği yalnızlığın da etkisiyle gardiyanın odacısı tarafından kandırılarak kara sevdaya düşer ve para suyunu çeker, meydancısı olmak için yarışan insanlar bir bir ona sırtını döner…
72. KoğuşOrhan Kemal · Cem Yayınevi · 19787,5bin okunma
Surnâme, Aziz Nesin’in Osmanlı Dönemi’nde şehzadelerin doğum ve sünnet törenleri ile padişah kızlarının düğünlerini anlatan şenlik yazılarından esinlenerek Cumhuriyet Dönemi’ndeki son idam törenini anlattığı eseridir.
Roman, sıradan bir insan olan Berber Hayri’nin tecavüze uğrayıp intikam almak için tecavüzcünün oğlunu boğup kendisini idam sehpasına götüren dört yıllık süreci anlatıyor.
Nesin, bir suçun cezalandırılmasının öyküsü üzerinden alt metinde hapishanedeki yaşam koşullarını, suçtan öte suça iten nedenleri, kişinin çok daha suçluyken karşısındakinin suçuyla vicdanını rahatlatmasını, güçsüz kişinin elinde güç olunca yaşadıklarının acısını başkalarından misliyle çıkarmasını, cinsel sapıklığı ve bürokrasinin çürümüşlüğünü anlatmaktadır.
Yazar, birey ve toplum arasındaki ilişkiler yoluyla toplumun ve çevrenin bireyi nasıl biçimlendirirdiğini çok güzel bir şekilde anlatmış en kötü insanın bile özünde iyilik kırıntısı barındırdığını bu yüzden de insanın sürekli değiştiğini, suçlu ile asılan kişi arasındaki farkları vurgulayarak idam cezasına karşı bir duruş sergilemiştir.
Nesin’in toplumsal ve siyasi eleştirileri mizahi bir şekilde anlatarak okuyucuyu düşündürüp, yaşadığı toplum gerçekleriyle yüzleştirip başını ağartmasını, ruhunu daraltmasını çok seviyorum.