Her zaman tercih ettiği masasında dostlarıyla başladığı sohbet, havanın kararmaya başlamasıyla daha da derinleşmişti.
Lambaların yeterince aydınlatamadığHiuvar kenarında üçüncü kadehini bitirirken, bir pakete yakın sigarayı da tüketmişti.
Daha çok edebiyatın konuşulduğu masada, bu akşam anılar sarnıcından doldurulan kadehler kafaya dikiliyordu. Derin de rin çektiği sigarasının külü parmaklarını yakacak kadar uza yınca, izmariti kül tablasına basıp, kederli gözlerini uzaklara yatırarak yeniden sigara paketine uzandı.
"Cemooo, neredesin Cemooo ! " Annesinin göğü yırtan haykırışı, mağaranın içinde halsiz ve bitap düşen Cemalettin'e ulaşsa da kımıldamakta zorlanan bedeni ve fısıltıyı aşamayan sesiyle ona cevap veremiyordu. Son bir gayretle mağaranın ağzına doğru süründü. Yerdeki taşlardan birisini eliyle dışarıya doğru itti. Yokuş aşağı yuvarlanan taşın çıkardığı ses, yavrusunu bulmak için bütün duyu organlarını çalıştıran annesinin dikkatini çekmeyi başarmıştı.
Tekrar bağırdı:
"Cigeram neredesin, ses ver ses!" Cemalettin haykırmak istiyor ancak üç gündür su değme,miş dudakları açılmakta zorlanıyordu. Çıkardığı hırıltıyı du,yamayacağını hissettiği annesine, yine zorla yuvarladığı taşla cevap vermeye çalıştı.
Sayfa 10 - Destek yayınları 2017