‘‘Ez li vir nasekinim, ez ê biçim çolê.’’
10/10
··
Beğendi
Xeyrî’nin tek başına kalışı ve yaralı hali beni derinden etkiledi. 13 gün boyunca aç kalması, çaresizlik içinde bir eve sığınması ve “ben açım” demesi sahnenin ağırlığını daha da artırıyordu. Fermê ananın ağlayıp üzülmesi, onun mücadelesine inanması ve yaşananlara rağmen ayakta kalmaya çalışması çok sarsıcıydı. Evin ve kardeşi Mizgin’in Xeyrî’ye olan düşkünlüğü, özellikle Mizgin’in içinin içini yemesi ve Evin’in de aynı şekilde derin bir üzüntü yaşaması bu acıyı daha da yoğun hissettirdi. Onu yolcu ederken yaşanan duygular, vedanın ağırlığı ve sahnenin genel atmosferi okurken tüylerimi ürpertti. Hele “tuz, un, yağ, şeker kızartılmış” ve “Heval Bêrîtan’ın helvası” gibi sözler bende çok güçlü bir etki bıraktı, adeta içimi parçaladı. Bu olaylar bütününde Xeyrî’nin yaşadığı yalnızlık, açlık ve hayatta kalma mücadelesi beni çok etkiledi ve uzun süre aklımdan çıkmayacak bir iz bıraktı. Henüz kitabın 40. sayfasına kadar okumama rağmen bu kadar etkilenmiş olmam, hikâyenin ne kadar güçlü ve sarsıcı bir anlatıma sahip olduğunu gösteriyor. Gülümse Ölüm Utansın 2
Kurdî
Gülümse Ölüm Utansın 2Xeyri Garzan · Aryen Yayınları · 2018189 okunma
9/10
·524 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
Füsun'um güzelim,prensesim seni ilk gördüğümde o aşkımızın sadece bedenden bedene geçtiğini düşünürdüm.Ama senin aşkın beni körükledi ve cidden almamam gereken riskleri almam gerektiğini öğretti.Sana kolay yalan söyledim çoğu zaman ama o kadarda çok sevdim seni o bana sarılışın gözlerini kapattığında hayallere dalışın beni ayrı yerlere götürdü sana çok zalim davrandım seni neredeyse 9 yıl bekledim bana geri dönmen için beni geri sahiplenmen için o 2 ile 4 arasındaki geçirdiğimiz zamanı o güzel dudaklarını çok özlemiştim yanındaydım ama dokunamıyordum görüyordum ama sevemiyordum sen bana dargın ve küskündün verdiğim sözleri tutamamıştım seni kendime aşık edip yataklara düşürdüm ve olmaman gereken biri ile olmanı sağladım.Çok kararlıydın ve hevesin çok hızlı kırılıyordu güzelim ama istediğin yapıldığında hemende ikna oluyordun hırslıydın.Senden eşyaları sakladım senin dokunduğun,senin dudağına deydirdiğin kaşığı,giydiğin ayakkabıyı,içtiğin gazozu,yediğin helvayı,içtiğin ucu kırmızı sigara izmaritini hepsini birbir sakladım. Merhamet apartmanında hepsini dizdim ve orası senin ve senden aldığım,senin dokunduğun bana seni hatırlatan herşey vardı.Anıların artık benle ama anıları kazanayım derken seni kaybettim ben beklediğim aşk’ı ben beklediğim bal dudakları güzel vücudu kaybettim herşey için özür dilerim Füsun’um…
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,6bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
10/10
·248 syf.··
Beğendi
·
2026 24. kitabı
1=Tepe Sarayburnu: (Ayasofya Topkapı sarayı ve Sultanahmet Camii) bulunur. öncesinde Ana tanrıça tapınağı, Artemis tapınağı Ve Mitra Dini izleri burada yer alır .Kutsal tepelerden biridir. Yerebatan sarnıcı da bu bölgede gezgin Petrus Gillius tarafından ortaya çıkarılmış İstanbul’da 60’ın üzerinde sarnıç var. 2=tepe Çemberlitaş: Üzerinde güneş tanrısı bulunurdu. Nuruosmaniye camii ile taçlandırıldı. 3=tepe Beyazıt: dev boyutlu zafer takı bulunurdu. Boğa meydanı Forum Tauri Pluta ve Hera tapınakları yine bölgede yer almıştır. şu anda Beyazıt ve Süleymaniye camii yer alır 4=tepe Fatih camii: on iki tanrı tapınağı on iki havari kilisesi yer alır şu anda Fatih cami süslemektedir. 5=tepe yavuz selim: Maria Pammakaristos kilisesi yer almıştır Fethiye cami ve bir kısmı müze yapılmıştır. Ayrıca bölgede yavuz sultan selim camii bulunur. 6=tepe Edirnekapı: En yüksek tepe Blakhernai sarayı tekfur sarayı ve kariye kilisesi bulunur 7=tepe Koca Mustafa paşa: Mokios sarnıcı ve Acadius sütunu bulunur. Aya Andrea Entikrisi kilisesi yer alır. şu an apartmana dönüştürülmüştür. Önemli bilgi : İstanbul ve Roma Yedi tepe üzerine kurulmuştur. Kehanetlere konu olmuş seçilmiş kutsanmış bir şehirdir.7 kutsal sayı olarak ifade edilir. 1=360 yılında Konstantin’in oğlu Konstantius tarafından inşa edilmiş Megale Ekklesia (Büyük Kilise ) adı verilmiştir. Aziz Yohannes Khrysostomos’un halk üzerindeki etkisine kızan imparatoriçe AElia Eudoxia imparator Arcadius kışkırtmış galeyana gelen halk tarafından kilise yakılmıştır. 2=415 yılında II Theodosius mimar Ruffinos yeniden inşa ettirmiş 13 ocak 532 de Nika isyanıyla yıkılmıştır. Justinyanus kaçmayı düşünmüş eşi kraliçe Theodor’a sayesinde Got süvarileri isyancıların üzerine salınmış tarihçi Prokopius göre 30bin isyancı kılıçtan geçirilmiştir.(Bizans’ta
Ayasofya'nın Gizli TarihiErhan Altunay · Beyaz Baykuş · 20161,669 okunma
Puan vermedi·430 syf.··
2026 3. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2026 00:16
Bugünn Solo Türkü izliyordum. Tabi arkada Vatan şarkıları gümbür gümbür. Gökyüzünde Ay yıldızlı F-16 lar falan. Sahilde Açık, kapalı, kadın, erkek, çocuk her çeşitten insan var. Birileri Bozkurt yapıyor, birileri alkışlıyor, birileri pilota el felan sallıyor. O sırada da füzeler peş peşe kalkış yapıyor tabi ki. Bir tanesi çok yakınımdan geçti. Zihnime Kabil şehri düştü. Ölen çocuklar düştü. Kulaklarım dayanamadı o sese. Ardından füzeler gökyüzünde bir kaç patlamalı matlamalı şovlar yaptı. Düşündüm şu ateşin biri şuan içimize düşse kaç kişi ölür. Aklıma bu sefer Kabildeki ölmüş insanlar düştü. Tabi ki bu füzeler uzaklaştıkça kuştan farkı olmuyor. Düşündüm Evinin penceresinden kuşları seyrederken dünden kalmış helvayla çayını yudumlayan Meryem…. İçime taş oturdu. Herkes gururla bakarken benim yüreğim Afganistandaydı, Kabildeydi, Herattaydı, Afgan kadınlarında, çocuklarında….Benim aklım bu füzenin yıkacağı insanlıktı, umutlardı…
Bin Muhteşem GüneşKhaled Hosseini · Everest Yayınları · 2026119,6bin okunma
Sıradan insanların sıradanlaşan hikâyesi!
9/10
·240 syf.··
2026 28. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 25 Nisan 2026 16:16
Distopya: Genellikle totaliter, baskıcı veya kıyamet sonrası bir gelecekte geçen, özgürlüklerin kısıtlandığı, korku ve adaletsizliğin hâkim olduğu hayali, "kötü yer" toplum yapısı. “Evvelde ne vardıysa, yine o var olacak; evvelde ne yapıldıysa, yine o yapılacak; gök kubbenin altında değişen bir şey yok.”__ Vaiz: 1-9 Peygamberin Şarkısı, Derin bir nefes alıp yaslandım geriye… Bazen gözünü kapattığında dalgaların sesini dinlersin. Bazen dalgalar huzur getirmez insana, Aylan bebeği getirir, kıyıya her zaman balıklar vurmaz, bebek ölüleri vurur bazen. Nazım’ın güzel günler göreceğiz diye maviliklere sürdüğü motorlar alabora olur, “Deniz hayattır,” diye biten kitaba inatla, “ölüm” olur deniz. Nasıl başlasam bilemiyorum, nasıl bitirdim onu da bilemiyorum. “Peygamberlerin söylediği şarkının çağlar boyunca söylenenle aynı olduğunu anlıyor Eilish, kılıcın inişi, yanıp yıkılan dünya, öğle vakti dünyaya çarpan güneş ve karanlığa savrulan dünya, peygamberlerin ağzında vücut bulan bir tanrının uzaklara defedilecek kötülüğe kustuğu öfkesi, peygamber aslında dünyanın sonunu değil, yaşananları ve yaşanacakları, bazılarının başına gelse de bazılarının muaf tutulduğu şeyleri haber veriyor.” “... hayatın boyu aynı yerde yaşadıysan başka yerde yaşama fikri imkansız gelir.” Savaşı yaşadınız mı hiç? Şu günlerde haberlerde izliyoruz değil mi, dört bir yanımız savaş! “Dünyanın sonu daima tekrar tekrar gelir ama tek bir yerde, başka yerde değil, dünyanın sonu her zaman sınırlı bir olay olmuştur, ülkenize gelir, şehrinizi ziyaret eder, evinizin kapısını çalar, başkalarınaysa yalnızca uzak bir ikaz olur.” Haberleri öyle izleriz ki sanki hiç başımıza gelmeyecekmiş gibi. Cenaze senin evinde değilse, helva yemek tatlı olur. Lakin bugün başkasının kapısını çalan felaket yarın senin kapına
Peygamberin ŞarkısıPaul Lynch · Delidolu Kitap · 20241,964 okunma
Biri hayatın diğeri savaşın olgunlaştırdığı iki kadın
8/10
·430 syf.··
2026 6. kitabı
·
53 günde okudu
·
Okunma: 02 Nisan 2026 21:04
Afganistan gibi bir coğrafyada kadın olmanın neredeyse insan olmaktan bile aşağı kaldığı bir 24 yıllık zamanda gelişiyor öykümüz. ilk olarak meryemin kimsesizliğiyle yürek burkmaya başlayan öykümüz leylanın ailesini kaybetmesi kitaptaki raşitin artan zulmüyle ve kurtuluş(?)la sonlanıyor her cümlesinde iliklerinize kadar etkileniyorsunuz ruhsuzlaşıyorsunuz kabulleniyorsunuz leylanın ailesiyle geçirdiği mutlu zamanlarda,leylayla meryemin dünden kalmış bayat bir helvayı 3 bardak çayla gece sohbetiyle eritişleri azizenin meryem halasıyla sure ögrenirken yaşadıkları ruhunuzu ısındırirken leylanın zalmayı doğurmaya gittiği hastanede iliklerinize kadar acı raşitin meryem ve leylaya uyguladığı amansız şiddet ve iğnelemelerinde ise bir o kadar öfkeyle hınçla doluyorsunuz meryemin leyla ve çocukları için kendini feda etmesi sırf leylanın başının ağrımaması için teslim oluşu idam sahnesiyle şöyle bir yutkunuyorsunuz peki babi nin leylayı tarıkı buda heykellerine götürdüğü gün bir ağaç altında buruk olan sevinci ne denebilir ki insanı içten içe yaralıyor.basit ve dupduru anlatımıyla duygulandıran bir kitap oldu beni tek eleştirebileceğim noktasıysa şu ya kardeşim elinde bu kadar güzel konu var az daha şaşalı anlat az daha olayları detaylandır yazarın anlatım tekniği de iyi fena değil bu tabii ki benim şahsi görüşüm kimisi de yazarın bu kadar duru ve basit anlatımının çarpıcılıgını arttırdigını savunabilir yağ gibi akan bir eser iyi okumalar.özellikle şeriat meraklıları için birebir kitap,atatürke sonsuz minnet ve saygıyla
Bin Muhteşem GüneşKhaled Hosseini · Everest Yayınları · 2026119,6bin okunma