10/10
·233 syf.··
Beğendi
·
2026 70. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 21:58
Merhabalar değerli kitapseverler, bugün sizlere Eda Yıldız’ın kaleminden çıkan Hayal İzi adlı kitabı tanıtmak istiyorum. Buse ve Özge çok yakın iki arkadaştır. Bir gün Özge’nin annesi hastaneye kaldırılıyor ve bu haberi duyan Buse hemen hastaneye gidiyor. Hastaneye giden Buse, Özge’nin erkek arkadaşı Hasan’ı da görüyor. Buse, Özge’nin erkek arkadaşı Hasan’ı hiç sevmiyor. Bir süre sonra Özge’nin annesi vefat ediyor ve bu kayıpla Özge yıkılıyor. Özge’nin annesinin vefatı sonrası Buse, Özge’yi hiç yalnız bırakmıyor; tabii Hasan da. Hasan’ın iş gezisi bahanesiyle Özge, Hasan ve Buse İstanbul’a gidiyorlar. Buse gezide Melih adlı biriyle tanışıyor ama o tanışma orada kalıyor, ilerisi olmuyor. Özge ilişkisini düzene sokmaya çalışırken kendisini geçmişte tanıdığı bir arkadaşıyla Hasan’ı bir arada görüp hayatı hepten altüst oluyor. Bu olay sonrasında Özge eşyalarını toplayıp annesinin geçmişte yaşadığı eve dönüyor. Sonra neler mi oldu, sonrası kitapta. Özge ve Buse’nin hayatlarında başka neler yaşanacak? Buse Melih’i tekrar görebilecek mi? Özge tekrar mutlu olabilecek mi? Özge’yi nasıl bir son bekliyor? Tüm bu soruların cevapları kitabın içinde saklı. Özge ve Buse arasında yaşanan dostluğa hayran kaldım, Hasan karakterine ise aşırı sinir oldum. Kesinlikle herkesin okuması gereken harika bir kitaptı. Yazarımızın kalemine sağlık, okuyucusu bol olsun.
Hayal İziEda Yıldız · Dorlion Yayınevi · 202164 okunma
Yaşamak, bazen bir günlüğün arasında kaybolmaktır.
Puan vermedi·220 syf.··
2026 73. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 20:18
Cahit Zarifoğlu denildiğinde çoğu okurun aklına şiirleri gelir. Benim için ise onunla tanışma noktası, Yaşamak kitabı oldu. Her ne kadar zaman zaman şiirlerini okusamda.Fakat itiraf etmeliyim ki bu tanışma, beklediğim kadar güçlü bir iz bırakmadı. Yaşamak kitabı, klasik anlamda bir roman ya da anı kitabı değil. Daha çok yazarın iç dünyasına açılan, düşüncelerini, gözlemlerini ve ruh hâllerini satır satır kaydettiği bir günlük niteliğinde. Bu yüzden kitabı okurken bir hikâyenin peşinden gitmekten çok, bir insanın zihninde dolaşıyormuş hissine kapılıyorsunuz. Normalde varoluş üzerine düşünmeyi, insanın kendini sorgulayan yanına dokunan eserleri okumayı severim. Ancak bu kitapta karşılaştığım dünya, alışık olduğum varoluşsal metinlerden biraz farklıydı. Cahit Zarifoğlu 'nun düşünce akışı zaman zaman derin ve etkileyici olsa da, bazı bölümlerde metnin içine girmekte zorlandım. Hatta kitabı okurken sıkıldığım anlar da olmadı değil. Çünkü eser, okurundan sürekli dikkat ve sabır isteyen bir yapıya sahip. Ve ben çok sabırlı sayılmam.Kitap beni hemen sarıp sarmalamalı:)) Bununla birlikte kitap, yazarın ruh dünyasını yakından tanımak isteyenler için oldukça kıymetli. Bazı cümleler var ki insanın zihninde uzun süre yankılanıyor. Hayata, inanca, insana ve zamana dair yaptığı gözlemler, onun ne kadar hassas bir kaleme sahip olduğunu gösteriyor. Belki de Yaşamak kitabı, doğru zamanda okunması gereken kitaplardan biri ve benim doğru zamanıma denk gelmedi sanırsam. Benim okurluk yolculuğumda beklediğim etkiyi bırakmadı; fakat yine de bir yazarın iç sesine bu kadar yakından tanıklık etmek farklı bir deneyimdi. Bazı kitaplar bizi içine alır, bazıları ise uzaktan bakmayı seçer. Yaşamak, benim için ikinci grupta kalan; sayfalarını kapattığımda saygı duyduğum ama kalbimde derin bir yer edinemeyen bir
YaşamakCahit Zarifoğlu · Beyan Yayınları · 202011,2bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·69 syf.·
2026 28. kitabı
İnsan ve Hayat Dergisi – Bu Ayın Sayısından Bende Kalanlar Bu ayın İnsan ve Hayat dergisini okuyup bitirdim. Her sayısında olduğu gibi bu ay da farklı konularla beni düşündüren, durup kendime bakmama vesile olan yazılarla karşılaştım. Kapak dosyası olan “Bedenin Sessiz Dili: Ter” başlığı ilk dikkatimi çeken bölümlerden biri oldu. Çoğu zaman rahatsız edici bir durum olarak gördüğümüz terlemenin, aslında bedenimizin önemli iletişim yollarından biri olduğunu öğrendim. Vücut ısısını düzenlemekten hastalıkların erken sinyallerini vermeye kadar pek çok işlevi bulunan terlemenin; ne fazlasının ne de azlığının göz ardı edilmemesi gerektiği anlatılıyordu. Bedenimizin sessiz ama güçlü bir dili olduğunu fark etmek benim için oldukça etkileyiciydi. Meslek tercihleri ve yapay zekânın etkisini ele alan bölüm de üzerinde düşünmeye değerdi. Gelişen teknolojiyle birlikte bedensel faaliyetlerimiz nasıl azalıyorsa, internetin hızı ve yapay zekânın sunduğu kolaylıklar sebebiyle zihinsel çabamızın da giderek zayıfladığına dikkat çekiliyordu. Bu yazı bana, teknolojiyi kullanırken düşünme, araştırma ve üretme becerilerimizi diri tutmanın ne kadar önemli olduğunu yeniden hatırlattı. En çok etkilendiğim bölüm ise “Gönül Terazisinde Değerler” oldu. Özellikle şu cümle zihnimde yer etti: “Çizgisini bozmayan, değerlerine sadık olan elbet bir gün kıymet görür; yerde değilse de gökte.” Bazen insan, doğru bildiği yolda yürürken karşılığını hemen göremeyebilir. Ama değerlerine sadık kalmanın asıl kıymetinin görünenden çok daha büyük olduğunu hatırlatan bu satırlar beni derinden etkiledi. Ergenlik dönemine dair rehberlik yazısını da özellikle çok kıymetli buldum. Anne babaların ve gençlerle iletişim hâlinde olan herkesin okuması gereken, yol gösterici ve farkındalık kazandıran bir
İnsan ve Hayat - Sayı 196 (Haziran 2026)İnsan ve Hayat Dergisi · Çamlıca Basım Yayın · 20269 okunma
Haz Peşinde Değil, Bazen Yaralarımızın Peşindeyiz
8/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 22:18
Sigmund Freud okumak benim için her zaman iki duyguyu aynı anda uyandırıyor: zorlanma ve hayranlık. Cümleleri bazen birkaç kez okumak, kavramların etrafında dolaşmak, notlar almak ve uzun uzun düşünmek gerekiyor. Bu yüzden Freud'u okumak kolay değil; fakat tam da bu zorluk, okuma deneyimini değerli kılıyor. Çünkü Freud yalnızca insan davranışlarını açıklamaya çalışmıyor, insanın kendisi hakkında kurduğu rahat hikâyeleri de bozuyor. Haz İlkesinin Ötesinde 'yi bitirdiğimde elimde kalan şey yalnızca yeni kavramlar değildi. Daha çok, insanın neden aynı acılara döndüğü, neden bazı ilişkileri ve hayal kırıklıklarını tekrar tekrar yaşadığı ve neden bazen mutluluktan çok tanıdık olanın peşinden gittiği sorularıydı. Kitap boyunca beni en çok etkileyen iki tema vardı: tekrarlama zorlantısı ve haz ilkesinden gerçeklik ilkesine geçiş. Freud'un en sarsıcı iddialarından biri, insanın yalnızca haz arayan ve acıdan kaçan bir varlık olmadığıdır. Eğer öyle olsaydı, insanların neden kendilerine zarar veren ilişkilere döndüğünü, neden aynı hayal kırıklıklarını yaşadığını ve neden bazı acıları tekrar tekrar ürettiğini açıklamak mümkün olmazdı. Freud bu noktada "tekrarlama zorlantısı" kavramını ortaya koyar. Ona göre insan geçmişini yalnızca hatırlamaz; onu yeniden yaşar. Kitapta altını çizdiğim bölümlerden biri şöyleydi: "Her ilişkileri aynı şekilde sonuçlanan kişileri tanırız..." Bu cümle beni uzun süre düşündürdü. Çünkü Freud burada kaderden değil, bilinçdışından söz ediyor. Sürekli aynı insanlara âşık olan, aynı çatışmaları yaşayan, farklı kişilerle aynı sonlara ulaşan insanlar gerçekten yalnızca şanssız mıdır? Freud'a göre bazen kişi geçmişini anılarıyla değil, seçimleriyle tekrar eder. Çözülmemiş olan şey farklı yüzlerle geri döner. Bu düşünce bana kitabın en güçlü tarafı gibi geldi. Çünkü Freud'un
Psikoloji
Haz İlkesinin ÖtesindeSigmund Freud · Say Yayınları · 20251,236 okunma
merhabalar
Puan vermedi·320 syf.··
2026 1. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 22:13
Frieda McFadden’ın *Erkek Arkadaş* kitabını bitirdim. Açık konuşmam gerekirse, katilin kim olduğunu daha kitabın başlarında hemen çözdüm; yazarın tarzını bildiğim için sürprizler benim için pek şaşırtıcı olmadı. Kitabın genel performansı bence çok yüksek değildi, kurgu anlamında biraz zayıf kalmış. Yine de akıcı bir dili olduğu için "okunabilir" bir kitaptı; elimden bırakmadan hızlıca bitirdim. Çok büyük beklentiye girmeden, sadece vakit geçirmek için okunacak, çerezlik bir polisiye arayanlara uyabilir ama bende "vay be" dedirten bir iz bırakmadı.
Erkek ArkadaşFreida McFadden · Olimpos Yayınları · 20251,610 okunma
Puan vermedi·152 syf.··
2026 8. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2026 12:50
“… çünkü her şey zıttıyla anlamlıdır.” Sürekli ekrana baktığımız, bir şeyleri kaçırma korkusu ile yaşadığımız ve ne yaparsak yapalım içimizdeki tatminsizlik hissini bastıramadığımız bir çağdayız. İşte Kalk Bi Dopamin Demle, bu dijital kaosun ortasında ruhumuza ilaç gibi gelen bir eser. Kitap, modern dünyanın durmadan bize aşıladığı “hemen tüket” çılgınlığına tatlı ve samimi bir başkaldırı sunuyor. Sürekli odaklanamamaktan, can sıkıntısından ve tükenmişlik hissinden şikayetçiysek, bunun arkasında beynimizin uğradığı dopamin bombardımanı olduğunu çok net anlatıyor. Yazar bize hayatı tamamen bırakmayı değil; o sabırsız koşuşturmayı biraz yavaşlatmayı, durup soluklanarak, hayatı çay gibi kendi ritminde demlendirmeyi öneriyor. Okurken yakın bir arkadaşınızla dertleşiyormuşsunuz hissi veren bu kitabı bitirdiğinizde, içinizde telefon bildirimlerinizi kapatıp derin bir nefes alma isteği uyanıyor. Dijital dünyadan yorulan ve kendi sakin ritmini özleyen herkesin hayatı boyunca en az bir kere okuması gereken bir eser. “Sürekli bir şeyler tüketerek içindeki o büyük boşluğu dolduramazsın. Bazen en büyük şifa, durmak vr hiçbir şey yapmamaktır.” Peki dürüst olalım; en son ne zaman telefona hiç bakmadan, sadece anın tadını çıkardınız?
Kalk Bi Dopamin DemleSerkan Karaismailoğlu · Ortapia Yayınları · 20246,6bin okunma