Yıldızların ölümü...
Yol gösteren kılavuzların ölüm
Yok gösteren pusulaların...
Sadece; kayıp gitmişlerdir, gözümüzün önünden...
Işıklarını olduğu gibi bırakıp
Hasislik etmeden...
Gönül aynanızı yönlendirdiğinizde,
Yeteneğiniz nispetinde,
Aydınlığını görürsünüz önünüzün...
Kabiliyetiniz nispetinde yansıttığınızı...
Hatta, gün geçtikçe bereketlendiğini görürsünüz ışığın
Asır asır sene sene güçlendiği...
Onlar; bize hayatiyet kazandırmak için gitmişlerdir
Alalacele...
Hepimize yetmek için...
Yetişmek için en ücralara,
Kesif bedeni terk etmişlerdir...
Of!! dediğimizde, ah aldığımızda,
Gözümüze hüzün, ümitsizlik sardığında;
İşaret vermek için...
İstikamet göstermek için...
Sessizce kayıvermişlerdir...
...
Sabiha Ünlü
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bütün kalbimle kendimi unutmak uykusuna teslim etmeyi istiyordum. Unutmak mümkün olsaydı, unutmak sürekli olsaydı,gözlerim kapansaydı da azar azar uykunun ötesine, mutlak hiçliğe gömülebilseydim; benliğimi hissedemez olacağım noktaya varsaydım. Mümkün olsaydı da bir mürekkep damlasında ,bir ezgide ya da renkli bir ışık huzmesinde eriyip gitseydim.
Kalbim durmuş soluk alamıyordum.Nefsimin bir bulut ya da bir duman gibi uçup gitmesinden korkuyordum.Onun o harikulade suskunluğu, aramıza sırça bir duvar dikmişti.O anda, o saatte, o sonsuzlukta boğuluyordum.Kimsenin dayanamayacağı olağanüstü bir şeyi ya da ölümü görmüş gibi bakan yorgun gözleri yavaş yavaş süzülüyordu.