Duygularımızla yaşamayı ve onlarla savaşmayı bir kez öğrendikten sonra, bedenlerimizde bir tehlikenin tezahürlerini değil, kişisel tarihimizin faydalı izlerini görürüz.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kim olduğunu kim bilebilir ki ? İnsan son sayfasına kadar okunmadan nasıl biteceği belli olmayan bir roman gibidir. Yoksa okumanın ne anlamı olurdu ki ?
Siz de biliyor musunuz?
Gülüşler farklı renklerde olurlar. Gülmek içinizdeki patlamanın sadece uzaktan gelen aksisedasıdır. Belki bayram gibi renkli, kırmızı, lacivert, altın roketler gibidir, belki de insan bedeninin havaya uçan parçacıklarıdır.
“Yeşil paltolu adam sallanıp direklere tutunarak fenerle aydınlanan köprüye doğru ilerliyordu. Adama sordum :
-“Neyiniz var ?”
– “Cüzdanımı arıyorum, az önce işte şurada kaybettim” ( – eliyle karanlıkta bir yeri gösterdi ).
– “Peki neden onu fenerin altında arıyorsunuz ?”
– “Çünkü burası, fenerin altı aydınlık, her şeyi görüyorum.”
Arıyorlar – ama kendi fenerlerinin altında. Ve herkesi de fenerlerin altında aramaya davet ediyorlar.”