Yazar bu kitapta, bize içinde bulunduğumuz ama bizi içinde olduğumuzu anlayacak kadar bile dikkat kapasitesi bırakmayan bir sorunu ele almış.Algımızın, dikkatimizin isteğimiz dışında ‘çalındığını’ ve bunun suçlusunun biz değil başka kuvvetler olduğunu anlatmış.Kendinde de aynı sorunu fark edip teknolojiden uzaklaşmaya karar veren yazar bizi bu konuda aydınlatmaya çalışmış.Kitabı okudukça kendi hayatımızla bağdaştırıyoruz.En basitinden kitabı okuduğumu süre boyunca bile okumamıza engel olan en büyük etken telefonumdu.
Rapora kitabın başından şu alıntıyla başlamak istiyorum: “Yirmi birinci yüzyıl ba¬şında hayatta olmak, dikkatimizi toplama - odaklanma - becerimizin çatlayıp kırılmasını beraberinde getiriyordu.” İçinde bulunduğumuz yüzyılın en gelişmiş getirisi ve şansı olan teknoloji aslında insan doğasını farklı kılan algı , dikkat ve zeka ayrıcalığını bizden alıyor aynı zamanda.Bizi biz yapan özellikler yavaşça eriyor ve bu durumu engelleyecek bilişsel güce bile sahip olamıyoruz çoğu zaman.
İlk bölümde 50. Sayfada yazarın dikkat kapasitemizle ilgili önerisi ilgimi çekti.Şöyle yazıyordu:
" Odaklanmakta zorluk yaşıyorsanız önce on dakika tek bir işle uğraşmayı deneyin, sonra bırakın bir dakika dağılsın dikkatiniz, sonra on dakika daha böyle böyle gidin. " Hari’nin önerdiği “10 dakika odaklan, 1 dakika dağıt, tekrar başla” yöntemi, dikkati sabit bir kanal değil, esnek ve yönetilebilir bir süreç olarak ele alır. Bu yöntem, bilişsel psikolojide sürdürülebilir dikkat olarak tanımlanan becerinin gelişimini doğrudan destekler. Sürdürülebilir dikkat, bir göreve uzun süreli odaklanmayı ifade eder. Ancak modern dünyada artan uyarıcı yükü ve bölünmüş dikkat alışkanlıkları nedeniyle bireyler bu beceriyi korumakta ve sürdürmekte zorlanmaktadır. Hari’nin yöntemi, sürdürülebilir