1000Kitap 1000Kitap Destek Mesaj bildirimim var. Ama mesaj kutumda yeni mesaj yok. Ya biri bir şey yazdı ama teknik bir aksaklıktan görmüyorum. Ya da sadece bir bildirim hatası. Bu iletiyi daha çok biri bana bir şey yazdıysa diye yazıyorum: sadece bildirim var. Mesaj kutusunda bir mesaj yok. Yani bilerek görmezden geldiğim bir durum değil. Eğer böyle bir durum yoksa bu bildirim hep böyle mi kalacak? Bilmiyoruz. Bugün seçilmiş kişisi ben oldum. Hayırlısı...
1000Kitap
Duygularımın en zirvesindeydim. Karanlık sokakları arşınlarken mutluluktan kahkaha atıyordum. Neşeliydim. Umutlarım vardı geleceğe dair. Karanlık ve ıssız sokaklar bile bana engel olamazdı. Arşınladım sokakları. Kahkahalarımı ezberlemişti yaşlı teyzeler. ‘Deli aşık’ bana böyle diyorlardı. Kimse seni tanımadan seni bulmuştu kalbimde. Yorgundum. Uyuyacak dermanım bile kalmamıştı biliyordum ama yine de kahkahalarımla peşinden koştum. Biliyor musun artık hiçbir sokak gülüşümü bilmiyor. Yorgunluk nedir yeni öğreniyorum. Artık yıldızlarla tanıştım. Göz yaşlarıma benzetiyorum onları. Deli aşık artık yorgun biri. Beklemek, çabalamak, arkandan koşmak onu değiştirdi. Düşüncesi de garip biliyor musun? Her şeyi feda edecek kadar çok severken artık aşka inanmayan biri oldum. Komik aslında ya da ironik mi demeliydim? Yaşamak kadar ironik geliyor artık. Bazen yok olmak istiyorum. Biliyorum ölümden sonrası da var ama ben bundan da çekiniyorum. Bir anda sonsuzluğa karışmak. Benliğimi kaybetmek istiyorum. Yürüyecek ayaklarım vardı. Onları da kaybettim. Hayal kuramıyorum. Yavaş yavaş isteğime kavuşuyor muyum yoksa? Emin değilim. Keşke bir anda puf diye yok olsam. Seni unutmaktan korkardım. Biliyorsun. Her şeyim sendin. Ama artık seni hatırlamak dahi istemiyorum. Yok olmak isteyecek kadar çok bunaldım. Yaşamak için haykırışlar atardım. Artık susarak çığlık atıyorum. Susmak bana yakışmıyor. Hayat dolu olan bana yakışmıyor. Baksana göz altlarım şişmiş, gülüşümü görmek için günlerce aynaya bakıyorum. Ben bu kadar bitmişken sen devam ediyorsun. Hiç sevilmemiş olmayı nereden bileceksin? Bilemezsin. Hep sevilen taraf oldun. Sevginin anlamını yitirmeye başladığını seni severken hissettim. Anlamsızlaştı gözümde. Beni neden sevmediğini hiç düşünmedim. Sevgiye layık olmadığımı biliyorum. Ama
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
DÜNYA DÜZ MÜ, YUVARLAK MI?..
Dünyanın yuvarlak olduğu, âyetlerde ve hadîslerde geçmez. (çevremizde çok fazla düz dünyacı arkadaş olduğunu sezinliyorum.) Fakat Sahabeden bazıları (İbn-i Abbas gibi), Kur'ân'da geçen "felek" ve "tekvir" gibi ibarelerden yola çıkarak dünyanın yuvarlak olduğunu düşünüyorlardı. Bu fikir, Abbasiler döneminde, Batlamyus'un (bir çeşit akıl tanrısına inanan bir pagandı) eseri tercüme edilince tamamen yerleşti. O kadar ki, İbn-i Hazm, dünyanın yuvarlak olduğunu inkâr eden hiçbir İslâm âlimi olmadığını söyler. İmâm-ı Gazalî ise dünyanın yuvarlak olduğunu inkâr eden softalara ağır lâflar eder. Hattâ Biruni dünyanın çevresini tam isabet hesaplar. Batlamyus'un âlem modeli, gerek Müslümanlar, gerekse Hristiyan ve Yahudiler arasında 1000 yıl geçerliliğini korudu. Zîra güneş ve ay tutulmalarını, gezegenlerin hareketlerini şaşmaz bir doğrulukla hesaplamayı sağlıyordu. Ayrıca Kur'ân'da geçen 7 gök ve 7 yer âyetiyle de son derece uyumlu görünüyordu. Batlamyus âleminin yanlış olduğunu bugün biliyoruz. Zîra dünya hareketsiz olmadığı gibi, güneş sistemi içinde kâinatın merkezi de denemez Fakat bundan dolayı bu modelle amel eden eski âlimleri suçlayamayacağımız gibi, bugün âlem hakkındaki bilgimizin, âlem hakkında edinilebilecek nihâi (mutlak) ilim olduğunu da düşünemeyiz. Belli mi olur, yarın bir aklı evvel gelir, Kopernik sisteminin tamamen yanlış olduğunu, aslında bambaşka sistemin küçük bir parçası olduğunu ispatlar, elde avuçta ne varsa alır. Ama bugün, biz Kopernik sistemiyle amel ediyoruz. Üstelik bu sistem "7 gök" âyetiyle hiç de uyumlu olmadığı halde... Diyoruz ki: 7 gök ve 7 yer, mahiyetini bilmediğimiz hakikatlerdendir. Bizim ilmimiz, Kopernik sistemiye sınırlı. __Dikkat edin, burada teologlar gibi, dini rasyonalize etmeye, işte efendim 7 gök, 7 atmosfer
Dünya ile ilgili
Ya olduğu gibi ya da olduğumuz gibi sevip sevilelim
Bir şeyi ya olduğu gibi kabul ediyorum ya da etmiyorum: Sade sodaya limon sıkmadığım gibi kahveye veya çaya şeker de eklemiyorum. Normalde yoğun tadları hiç sevmem ama kahveyi evde yapacağımda "Asra zift gibi yapıyor. Ben yaparım." diye ablam gidiyor. Bazen yapıp götürdüğümde "Zift içirmeyeceksin değil mi?" deyip gülüyordu. Ben de "Imm bugün vicdanlı günüm o yüzden bu sefer size göre hazırladım." diye gülüyordum. Ama benim azaltmış halim onlara hafif yine acı geliyormuş. Bir de bana demez mi "Sen eskiden nescafeyi yoğun sütlü içerdin. Neden Türk kahvesini zıkkım gibi içiyorsun?" "Artık çocuk olmadığım ve de baya yıl geçmiş olduğu için olabilir sanki ha, değişiklik ne garip (!)." deyip muzip ses tonuma bakışlarımı da eklemiştim. Aromaları baya hafif seviyorum, hafif halleri bana normal geliyor: Dokundurtmak yetiyor. (: Kendisi bunu bildiği için kahveyi böyle içmeme şaşırıyor. Ki ben aslında hep yaptığım gibi yaparken onlar azaltmış ama farkında değiller. Bazen o gelir "Bugün kahveyi ben yapacağım, nedense ağız tadıyla içmek istiyorum. Zehirlenmek değil der." Bazen ben de "Bugün kahveyi ben yapmak istiyorum kaç gündür özledim. Su içmek yerine keyifle kahve içmek istiyorum." derdim. Bir ara ilk kez içemediğim kahvenin telvesi küçük kupanın %65' i falandı. Ve söz de babam için yorgunluk kahvesi yaparken mayışmış olduğumdan ne kadar koyduğumu hem hatırlayamadım hem de ölçemedim. Kahveyi aldım babam ilk yudumunu içerken yüzünü buruşturmuş ama bir şey demedi. Ben de hiç ona bakmadığım için fark etmedim ta ki 3-4 yudumdan sonra telveye yetişip "Asra sen kahve değil telve yapmışsın. Direkt bardağa kahveyi atıp getirseydin daha hafif olurdu." deyince ilk şaka yapıp uğraştığını sandım. Sonra kendim yudum alırken "Oww cidden bu ne, içilecek kısmı o kadar az ki en azından
Şuanda hiç bilmediğim bi sahilde tek başıma oturmuş en sevdiğim şarkıyı dinlerken hayat hiç bu kadar anlamlı gelmemişti.. Anlamdan kastım şu insan hep tek bu hayatta onu demek istiyorum.. Etrafımızdaki herkes figüran sanki .. Her neyse bu da böyle bi nottu..
Duygu ve Düşünce
"Sen git ben seni korurum" derlerdi ya yeşilçam replikleri böyle geride kalışımız hep ondan... Ali İhsan Konuklu