Güç, Para ve Kutsalın Kirli Evliliği
8/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2026 59. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2026 10:12
Hacı Aga karakteri, hayatımda okuduğum en itici ama bir o kadar da "gerçek" edebi figürlerden biri. Hidayet onu öyle bir çizmiş ki, nefret etmemek elde değil. Adam hem bir din bezirganı hem bir karaborsacı hem de her devrin adamı olmayı başaran bir siyaset bukalemunu. ​Beni en çok sarsan şey, Hacı Aga’nın dindarlığı bir inanç olarak değil, tamamen bir pazar sermayesi olarak kullanması oldu. Alnı secdeden kalkmayan ama ruhu tamamen paraya ve güce köle olmuş bu adam, aslında Doğu’nun makus talihinin bir özeti. Sadık Hidayet, kutsal değerlerin arkasına saklanarak her türlü ahlaksızlığı meşrulaştıran o ikiyüzlülüğü yüzümüze adeta bir tokat gibi çarpıyor.
Hacı AgaSadık Hidayet · Yapı Kredi Yayınları · 20202,878 okunma
Okuyarak yaşıyor, yaşayarak okuyorum...
9/10
·264 syf.·
Beğendi
·
2026 10. kitabı
"Hayatım bir kitap Karatuğ. Ben de sıcak köşeme çekilmiş okuyanlardan biriyim yalnızca. Bu okuduğum kişi ise mutlak doğrunun peşinde. Kimseye eğilip bükülmüyor, ok gibi dümdüz uçuyor ve düşmanının bağrını deliyor... Okudukça bir gölgeye dönüşüyor. Şaşırmıyor, çünkü bu dünyada sözün ve kelimelerin büyüsünden daha fazla şaşıracak hiçbir şey olmadığını biliyor..." Çoğumuzun Nizamülmülk adıyla tanıdığı, Nizamiye medreselerinin kurucusu olarak bildiği ve Siyasetname eserini duyduğu önemli devlet adamı, Selçuklu Veziri Hasan bin Ali et-Tusi... Gerçekten çok kıymetli bir şahsiyet, çok önemli bir tarihi figür. Tarihe ilgisi olan, devlet ve siyaset kavramlarıyla ilgilenen her kişinin hakkında bilgi sahibi olması gerektiği bir insan. Hayatının bir çok kırılma noktası olan her kırılma noktasında adım adım zirveye çıkan ama en son kırılma noktasında ihanet ve fitnenin ne olduğunu en sarsıcı şekilde öğrenen ikinci adam... Hasan et-Tusi namı diğer Nizamülmülk, Gazne Devleti'nde dünyaya gelip Gaznelilerin önemli komutanlarından olan babasının da etkisiyle Gazne ordusunda eğitim görmekte olan genç bir delikanlı iken Gazneli Devleti'nin son demleri Büyük Selçuklu'nun ise parlama devridir. Gaznelilerin son bulması ile kendini Büyük Selçuklu'nun idaresinde bulan bu genç adam Tuğrul ve Çağrı Bey'in dikkatini çekmeyi başardığı için yine devlet idaresinde kendine bir yer bulur ancak onun gerçek parlaması Alparslan'a hocalık yapmasıyla başlayacaktır. Alparslan güçlü bir komutan ve yöneticidir; sağ kolu, hocası Nizamülmülk ise ilim, siyaset, politika ve akıl oyunları konusunda inanılmaz bir yeteneğe sahiptir. İkisinin birleşimi ise güçlü bir devlet kurar. Yine Alparslan'ın oğlu Melikşah'ın da hocalığını ve vezirliğini Nizamülmülk yapar ancak bu dönemde peyda olan Alamut Kalesi ile Hasan
Nizamülmülk - Adaletin KalesiOkay Tiryakioğlu · Timaş Yayınları · 2020238 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Bozkırın asi çocugu
Puan vermedi·421 syf.··
2026 5. kitabı
Nihal Atsız, Türk fikir hayatının en tavizsiz, en ödün vermez ve rüzgara karşı yürüyen karakterlerinden biridir. Bu eser, onun sadece edebi ve fikri yönünü değil, inandığı doğrular uğruna tüm dünyayı karşısına alabilme cüretini ve o çelikten iradesini masaya yatırıyor. Fikirleri tartışılır, eleştirilir; ancak onun şahsiyetindeki o eğilmez, bükülmez dik duruş ve inançlarına olan o katı sadakat, günümüzün o her devrin adamı olan yapmacık karakterlerine çok ağır bir derstir. Bozkırın o asil ve sert ayazını ruhunda taşıyan bir mütefekkirin, yalnız kalmak pahasına çizgisinden bir milim bile sapmamasının felsefi incelemesidir.
Vaktiyle Bir Atsız Varmışİlhan Bahar · Kamer Yayınları · 2015306 okunma
Puan vermedi·202 syf.·
2026 282. kitabı
Osmanlı tarihini anlamak ve sevmek için mutlaka Selçuk Türklerini öğrenmek ve anlamak, bütün Türkleri, mazilerini, teşkilâtlarını, ahlâk ve seciyelerini bilmek lâzımdır. Ve illâ Osmanlı Türk’ü asılsız, köksüz, gökten düşmüş addolunur ve anlaşılamaz...s:25 #y:235kitabın önsözünde, "bu kitap yazıldığında ve cumhuriyet gazetesinde tefrika edildiğinde atatürk'ün son günleriydi. devrin atmosferinde, kemalizm'e, altı oka tenkit mümkün değildi. fakat bu tahditler, tarih felsefesi bakımından kitabın ana fikrini etkilemedi" diyerek, sağ iktidarlara göz kırpmış; "git gel"lerle örülü fikir hayatını ve devrin adamı olmanın yaşattığı dramı da itiraf etmiştir., diyur okura bunun yanında kitap, cumhuriyet'in ikinci meşrutiyet'in mirasını devam ettirdiğini anlatır. ama meşrutiyetin çetrefilli mirasının hangi tarafını aldığını söylemez. keşke cumhuriyetin, hürriyet musavvat uhuvvet yerine başka şeyleri aldığını yazsaydı." "Peyami Safa eserine fikir akımlarını açıklayarak başlamaktadır. Bu bağlamda Türkçülük, İslamcılık ve Batıcılığı kendi kalemi ile açıklayan Safa, açıklamalarında Ziya Gökalp’i tenkit eder. Mukayyeseli bir anlatım örneği gösterirken bunu neden yapma gereğinde bulunduğunu da şu şekilde açıklar: “Türk genci, her değişikliği anlamak için muhtaç olduğu mukayese unsurlarından mahrum kalır ve inkılabın getirdiği farkları bütün çizgileriyle kavrayamaz.”Bu cümleden de Peyami Safa’nın ilk bölümü hangi amaçla yazdığı açıkça görülmektedir. Safa’ya göre Türk gencinin inkılabı anlamlandırabilmesi için, inkılap öncesi fikir akımlarını karşılaştırmalı olarak kavraması gerekmektedir. "Eserde Mustafa Kemal Atatürk’ün fikir akımlarından Türk milleti için uygun gördüğü özellikleri alarak milletine entegre ettiğini de açıklamış olması, esere ayrı bir önem katmış
Deneme inceleme edebiyat siyaset politika
Türk İnkılabına BakışlarPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 2020531 okunma
İlk Ayfer Tunç Kitabım
10/10
·440 syf.··
2026 1. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 19 Nisan 2026 00:00
- Spoiler olabilir - Borges’in hiçbir şeyi unutamadığı için düşünme yetisini kaybeden Funes’e benzeyeceğimden korkuyorum diyerek başlaması kitapta olanları özetliyor. Unutamadıklarını yazarak kendisiyle yüzleşip hayatının muhasebesini yapıyor, belki de travmalarını yazarak kendini rehabilite ediyor, okuyucuya bu mesajı veriyor olabilir. Ayrılığın hediyesi şarkısında “iyiniyetlerimi bir bir yargılayıp asıyorum” diyen Ahmet Kaya gibi, karakterlerin travmalarını yargılayıp bir bir asmış, bir nevi korkularıyla yüzleşme diyebilirim. Takıntılı bir aşk hikayesi gibi görünse de gerek sosyolojik tespitler gerekse ülkemiz panoraması, hazır konfeksiyon gibi değil, terzi dikişi bir elbise gibi resmedilmiş; yazarın bu titiz işçiliği, sosyolojik derinliği adeta bir nakış gibi metne işlemiş. Hukukta karar alma mekanizmasını sakatlayan irade fesadı halleri vardır. Korkutma – tehdit – aldatma – yanılma Yani bir kişiyi tehdit ederek bir karar aldırırsanız onun iradesini sakatlamış ve yanlış karar aldırmış olursunuz gibi. Bana göre bir insanın aşık hali de bu irade fesadı hallerinden biri olabilir. Yani aşık insanın iradesi kendi elinde olmadığı için aldığı kararları irade fesadı haliyle almış gibi değerlendirebiliriz. Şehnaz’ın durumunu bu şekilde yorumluyorum. Akademi dünyası özelinde ülkemiz panoraması iyi çekilmiş. “Doçent olana kadar büyük hocaların krallıklarında paryaydılar ve bu paryalar krallarına yaranabilmek adına yaptıkları övgüler zinciri dünyayı üç defa turlayabilirdi.” Kemal Tahir’in bir orospu tanımı var: “Orospunun dişisi, erkeği olmaz. Orospuluk huydur. Söz verip tutmamak, borcunu inkâr etmek, birini casuslamak, arkadan adam vurmak, kendinden zayıfı ezmek; hattâ korkmak bile yerine göre orospuluktur.” Kısacası yazar diyor ki ülkemizde bir kısım insanlar gücünü
Duygu ve Düşünce
Annemin Uyurgezer GeceleriAyfer Tunç · Can Yayınları · 20267bin okunma
Bunun, Dedeleri de böyleydi
9/10
·395 syf.··
Beğendi
·
2026 34. kitabı
Tarih, bazen bir milletin şahlanışını yazarken, eş zamanlı olarak bir zihniyetin nasıl çürüdüğünü de en çıplak haliyle kaydeder. Alev Coşkun’un 'Vahdettin: Hain mi, Mağdur mu?' eserini satır satır sindirdiğimde gördüğüm manzara; şahsi ikbali ile koca bir milletin istikbali arasında kalan bir adamın, tercihini sömürgeci bir zırhlının paslı güvertesinden yana kullanışının o hazin ve karanlık iddianamesidir. Bu kitap, yıllardır süregelen 'mağdur padişah' masallarını, bizzat o dönemin utanç dolu mühürleriyle yerle bir eden bir hakikat fırtınasıdır. Kitabın sayfaları arasında ilerlerken, Mustafa Kemal’in Samsun’a gönderilişinin ardındaki o sahte kutsallık zırhı paramparça oluyor. Coşkun, bize gösteriyor ki o meşhur fermanın mürekkebinde vatan sevgisi değil, İngiliz efendilerini teskin etme gayreti ve işgalciye yaranma telaşı vardır. Yazar, günümüzün revizyonist tarih bezirganlarının uydurduğu o yaldızlı masalları birer birer kazıyor ve altından çıkan o çıplak, o ürpertici gerçeği yüzümüze çarpıyor: Vahdettin, kurtuluşu bu aziz milletin iman dolu göğsünde değil, celladının merhamet kırıntılarında aramıştır. Damat Feritlerin o zifiri karanlık gölgesinde, Kuvâ-yi İnzibâtiye’nin öz kardeşine doğrulttuğu hıyanet namlularında ve nihayet bu milletin idam fermanı olan Sevr’in o kan kokan sayfalarında hep Vahdettin’in onayı, Vahdettin’in teslimiyeti vardır. Kendi halkı açlıkla ve işgalle pençeleşirken, o sarayının penceresinden Boğaz’da demirleyen düşman gemilerine bakıp 'nasıl hayatta kalırım' hesabını yapıyordu. Coşkun’un belgelerle ördüğü o dehşet verici tabloda; bir padişahın kendi halkından korkup, o halkın canına, namusuna kasteden bir generalin, Harrington’ın insafına sığınarak HMS Malaya zırhlısına binişini görüyoruz. Bu bir gidiş değildir; bu, bin yıllık onurun bir
Vahdettin Dosyası Hainlik BelgeleriAlev Coşkun · Cumhuriyet Kitapları Yayınları · 202310 okunma