Günü gelince o basit insanlar,
Politikadan uzak aydınların kitaplarında, şiirlerinde
Hiç yer almamış olanlar,
Ne yaptınız diyecekler yanarken yoksullar çıkarken canlar?
Sevgili vatanımın politikadan uzak aydınları!..
Yok verecek yanıtınız!
Sessizliğin akbabası
Sökecek ciğerlerinizi,
Kendi rezilliğiniz kemirecek içinizi.
“Zihinsel dünyamızda hepimizin yaptığı şey bu; bilimin yaptığı şey, felsefenin yaptığı şey, hayatın yaptığı şey bu. Hepimiz, dünyanın imgesini olmasını istediğimiz gibi inşa ediyoruz; bizim ruhsal dünyamız, ne yaptıysak ve nasıl yaptıysak her zaman öyle kalacak. Bir yığın tutarsız ve karşıt gerçeklikten yalnızca İnsanlık belli bir düzen şekillendiriyor. Konstrüktif olmak benim için bu demek.”
“Çevremdeki her yerde, nerede ve ne zaman görmek istersem onları orada buluyorum. Rüzgârın taşıdığı, kümesinden kopmuş bir parça bulutta, eğer zihnimi buna verdiysem, görüyorum. Yaprakların ve ağaçların yeşil çalılıklarında görüyorum. Tepelerdeki ve yollardaki çıplak taşlarda bulabiliyorum. Geçip giden bir trenin buharlı duman izinde ya da dökük bir duvarın yüzeyinde fark edebiliyorum. Çalışma masamın üstündeki boş kâğıtta bile sıkça görebiliyorum. Denizdeki dalgaların kıvrımlarının arasındaki köpüklü zirvelerde arıyorum ve buluyorum; bu görüntüler ani olabilir, bir saniyede görünüp yok olabilir ancak bittiği zaman bana sonsuzluk uzunluğunda birer imge bırakır. Daha fazlasını söyleyebilirim (her ne kadar şiirsel gibi gelse de aslında saf gerçekliktir): Bazen karanlığı yararak, pencere camımda gecenin soluğunun izlerini bırakan kayan bir yıldız ve bu ani ışıkta aylar boyunca boşa aradığım çizginin ta kendisini görebiliyorum.”
“Her yeni düşünce, sonsuz bir diyalektik zincirle kaynaşan bir önermedir ve vardığı tek sonuç, ona doğru attığımız her adımda geri çekiliyor gibi görünendir.