Derman bir gün, sokağın başındaki büyük zakkum ağacından Melike'ye vermek üzere üstü çiçek dolu bir dal koparmaya yeltendiginde, annesinden o ağacın yapraklarının bir insanı öldürebilecek kadar zehirli olduğunu ve bu yüzden bu ağaca kan ağacı dendiğini öğrenmiş ve o an, çocuk kalbinde Melike için bir daha hic değişmeyecek bir tasvir yapmis ama bundan hickimseye bahsetmemisti. Artık onun için Melike, evlerinin önündeki kan ağacının pembe cicekleriydi. Karşıdan bakınca insanı büyüleyen ama dokunmaya niyetlenildigi an ölüm çağıran... Bu güzelim çiçek, kendi dalında kendi ağacınin kollarında mutluluk sacabilirdi ancak.
"Buradaki kitaplara ne oldu?"
"Yengem bir çoğunu kütüphanelere bağışladı. Çocuk kitaplarını da okullara gönderdi galiba Açıkçası ayrıntılı bilmiyorum. Umurumda da değil. Gelince sorarsın."
"Bu oda benim hayalini kurduğum ve çocukluğumun en güzel günlerini geçirdiğim bir yerdi. Kitapları koklamaya sever, birbirleriyle fısıldaşmalarını duyardım."
"Kimin?"
"Kitapların"
"Devrim bir kahkaha attı." Sarhoş olmadığına emin misin kurbağa yavrusu? " diyerek kıza doğru eğildi. " Şimdi sana hayatının en büyük yanılgısını söylüyorum. Kitaplar birbirleriyle fısıldaşmaz. "
" Yanılıyorsun, onları sevsevdin fısıldaşmalarını duyardın. Şimdi o sesi duymuyorum, artık burası bomboş, sanki hayallerim yıkılmış ve çocukluğum elimden alınmış gibi geliyor. "
KAŞIBEYAZ Türk filmi tadında çok ama çok romantik bir hikayeydi. Kitabın kahramanı ise adı geçtiğinde herkesin çekindiği başarılı ve karizmatik bir kumarhane sahibi Akın Ateşdağlı, nam-ı diğer Kaşıbeyaz. Bu kitap sırf senin için okunur. Yazarın kalemine sağlık. En yakın zaman yazarın diğer kitabı Kördüğüm 'ü de okumak istiyorum. Romantik kitaplar okumayı seviyorsanız, bu kitaba mutlaka şans verin derim #tavsiyemdir