Finlandiya'nın sadece topa vurmasını bilen insanlara ihtiyacı yoktur. Bize Fin milletini ekonomik, sosyal, fikri ve ahlâkî yönden yükseltecek öncüler lâzımdır.
Kültür ve düşünce sahasında geri kalan ve eski medeni milletlerin hayatını tersinden öğrenmeye kalkışan milletleri taklit etmeyiniz!
Paris'e gidenler şarkılı, çalgılı gazinoları öğreniyorlar. Almanya'ya gidenler, birahanelere devam etmeye alışıyorlar. İngiltere'ye gidenler de futbol öğreniyorlar. Siz eğitim çalışmalarına daha çok önem veriniz! Avrupa'nın bilim ve düşünce mabetlerine gidiniz! Binlerce Alman gencinin bağlı olduğu Tugendbund'u yani "Fazilet Birliği"ni taklit ediniz! Şu kuralı daima aklınızda tutunuz:
'Sağlam ruh, sağlam vücutta bulunur'.
Ey Fin Gençleri!
Sizin vazifeniz, şut atarak topu yükseklere fırlat- mak değil, Fin milletinin haysiyet ve şerefini yükseltmektir. Sevgili vatanımızı her alanda ileri götürmeye, her tarafta mutluluğu artırmaya gayret etmektir!"
Evet konu iman meselesiydi ve savaş iman savaşıydı.Karşılarındaki düşmanları ne söylerse söylesin, müminler bu konuda şüpheye düşmemelidirler. Karşısındakiler onlara yalnızca inançları yüzünden " güçlü ve övgüye layık Allah'a iman ettikleri için" ve teslimiyetlerini ve itaatlerini O'na has kıldıkları için düşmanlık etmektedirler.