Coşku duymadan da olsa, seve seve yapabileceğiniz, yapılmaması için görünürde hiçbir neden bulunmayan ama yapmadığınız onca şey. Özgür olmadığımız için mi? İncelemek gerekiyor bu konuyu.
Yaşamım dediğim şu uzun ve karışık duyguyu çürümenin dinginliği içinde anımsıyorum ve onu aynen Tanrı'nın bizi yargılayacağı gibi, aynı tutarsızlıkla yargılıyorum. Çürümek de yaşamaktır, biliyorum, biliyorum, eziyet etmeyin bana ama insan bazen unutuyor. Evet, belki bir gün, bildiğimi sanarken yalnızca varolduğumu, biçimden yoksun, dur durak bilmeyen tutkunun beni çürümüş etlerime kadar yiyip kemireceğini öğrendiğim gün ve bunu öğrenmekle hiçbir șey öğrenmiş olmadığımı, yalnızca aynen geçmişte haykırmış olduğum gibi, az ya da çok yüksek sesle, az ya da çok belirgin biçimde haykırıp durduğumu öğrendiğim gün, bu yaşamdan da söz edeceğim size. Öyleyse haykıralım birlikte, iyi gelir derler insana.
…belli bir uyku düzenim yok, şu bitmek tükenmek bilmeyen yaşamımda bütün uykuları denedim ama anlatmaya çalıştığım dönemde gündüzleri, daha doğrusu sabahları uyurdum. Bana tutup da aydan söz etmeyin sakın, gecemde ay yoktur benim, size yıldızlardan söz edersem yanlışlıkladır.