İnsanı yok edip bitiren büyük ışık için yaratılmamıştım ben; küçük bir lamba ile sınırsız bir sabır vermişlerdi bana, boş gölgelerin üzerine tutayım diye. Başka cisimlerin ortasında bir cisimdim.
Hep aynı şeyi yapmak, bir bakıma, aynı ilkeye uymak demek değilse, elimden yine bir şey gelmez. Hem sonra buna uyup uymadığımızı nasıl bileceğiz? Ve nasıl isteyebiliriz bunu bilmeyi? Hayır, bütün bu şeylerin üzerinde durmaya değmez, oysa dururuz, değer ölçütlerimizi yitirmiş olduğumuz için. Üzerinde durulacak şeylere ise aldırmaz, sallarız, aynı nedenle ya da aklımızın sesini dinleyip bizimle ilgisi olmadığını anlayarak, hem bilmeyiz neyi neden yaptığımızı, ama bilmesek de sürdürmek zorundayız, ne pahasına diye soruyorum kendime, evet, soruyorum.
Neyi neden yaptığımı bilmeden yaptığım şeyden daha kötüsü, ne pahasına sürdürüyorum diye bir kez bile düşünmemiş olmam, ki bu beni hiç şaşırtmıyor, denemedim çünkü düşünmeyi.