Kolların upuzun Walt Whitman'ı okumaktanAğzın desen bir karış açıkSokaklar yok mu, o sokaklarÖnce bir yeşile işkilliEvlerde büyümeler, alıp başını gitmeler olacakKızıp duracaksın üstüne başına konan tozaTelevizyondaki iseUsanmak, hızını eksiltmek dendi miCin ifrit kesileceksin birden.Hey gidi duyumuna yandığımın dünyasıAlıp vereceğin olacak illeAşk maşk buz gibi yaşayacaksınEdip Cansever
Aşk iyidir bakDuyumunu artırır insanınHele don gömlek sabahlarıTraş olacağını duyarsınYeni gömleğini giyeceğin gelirBir yeni biçim eklersin insan olacağaMasaya, merdivene, aynalı dolabaDerken ardından şıpın işi bir kahvaltıAmanın dersin bu ne delice gidişPaldır küldür açar mıydı fıstık ağacıİspinoz düşünür müydüDeli olan kaşınır mıydı?Edip Cansever
Miyavlar naza başlar, hiç sormayın Suphi’yi,
Bırakır o fareleri, bekler kapıda beni.
Sırma bıyık, mahmur bakış, endamı nasıl da hoş,
Suphi’yi gören herkes hemencik olur sarhoş.
Ciğer peşinde koşmaz, onun derdi başkadır,
Gönlü hep yükseklerde, asil bir sevdadadır.
Minderi taht eylemiş, keyfine diyecek yok,
Dünya yıkılsa tınmaz, gözü gönlü zaten tok.
Hey Suphi! Bu ne azamet, bu ne çalım satıştır?
Seni gören sanır ki tüm kedilere baştır.
nefes-kelam.blogspot.com/2026/06/suphiye...